ARGUNEY > ŞİİRLER & AŞKA DAİR SÖZLER > KIRIK RESiM-KURSUN-GiDiYORUM

KIRIK RESiM-KURSUN-GiDiYORUM


31 Ağustos 2009. Düzenleme: selen


Yersiz ve bir o kadar nedensiz susmalarımın ardından ağır aksak düşüyorum beyazlar üzerine.
Ceplerimde biriktirdiklerim, dudaklarımın arasında bir şarkı.
Parmaklarımın arasında sigaram, odam duman duman.
Hafif hafif süzülüyor karanlık odama.
Gri bir bulutun tam ortasındayım, gittikçe daralıyor ufkum.
Gidenlere eşlik etmenin en güzel yanıdır aslında o tuhaf melankoli.
Her şarkının ayrı bir iz bırakması, ve hemen hemen her yüzün tanıdık gelmesi fikri korkutsada ilk anlarda alışıyor insan zamanla.
Kıyaslar, çekişmeler, pişmanlıklar, ahlar, vahlar.
Tümünün miadı belli.
Bir yere kadar insanın o sonu gelmez gibi görünen tahammül sınırları.
Ve o sınırların yakınlarında farketmiyor aşkın güçlü ya da büyük olması.
Ulaşılmaz bir hayalmiş, aşkın en güzel rengiymiş, sevginin yürekteki anlamıymış.
Peh..

Söylesene şimdiye kadar nerdeymiş.
Acıları aş yapıp umutlara yol alırken kimler sarmış yaralarımı?..
Kim sormuş halimi hatırımı?..
Ben mavi diye tutturmuşken yitirdim renklerimi.
Şimdi griye çalıyor tüm renkler.
Gözlerim kahverengiydi mesela, şimdi daha karanlık yeşili.
Marmara mavisi ile güzeldi önceleri.
Şimdi yalnız kalabalıkların başkenti gibi.
Depremleri yaşıyorum an be an.
Şimşekler, gök gürültüleri.
Tüm felaketler sıraya girmiş sanki.
Ben en büyük felaketi ölüm zannederken yaşarken ölmelerime şahit oluyorum her gün.
Noktasız mısralarım oluyor bazen, boş bırakıyorum sonunu. Belki tamamlanır diyorum, yok olmuyor.
Her satırın sonunda yarattığım boşluklarda kayboluyorum renksiz, parıltısız.
Ne bekliyordun ki diye soruyorum kendime. Aşkın olumsuzluk eklerini takınmıştı işte.
Sen geniş zamanlarda yaşarken o di'li geçmişlerini hatırlatıyordu.
Bir yürekti işte. Aşk ile çarpan, aşk ile renklenen. Şimdi çekiyorum perdelerimi.
Bütün eşyaların üzerinde naftalin kokulu beyaz çarşaflar.
Anahtar paspasın altında.
Gidiyorum. Ne kadar yaşanmışlık varsa iyi ki diyerek gidiyorum.
Ne kadar keşke varsa unutup gidiyorum.

Gidiyorum...Sahibinden kiralık koca bir yürek bırakıp geride..

KURŞUN.......

Hatırla!
Bir kurşun, bir kurşun anlatır beni sana demiştim.
Kurşunun dili var mı?
Neyi var ki bıraktığı acıdan başka?
Canına değmeden bilemezsin bu acıyı!
Ne anlatabilir ki sana bir kurşun?
Kahretsin! Yine susmadı dilim,Durmadı elim Ve yazmaya başladı kalemim.
Kim bilebilir ki kaybettiğim umudu gözlerinde bulduğumu?
Nereden bileceksin beni nasıl vurduğunu?
Bende unuttuğun kurşunu...
Nereden bileceksin yazmasam?
Sana söyleyemediğim iki kelimelik bir besteydi içimdeki kurşun.
Beni vuruşun...
Bir diyebilsem diyordum.
Beni öldürüyordun. Hayır!
Öldürmüyordun!
Bir öldürsen hani, bitecekti merhem niyetine ruhuma sürdüğün siyanür anıların.
Gözlerime baktın...
Boynuma gülüşünle örülü bir pranga taktın.
Sen beni o tek kurşunla vurdun.
O ölüm rengi bir tek kurşunla yaktın,acıttın canımı Ve onu bende bıraktın...
Buna ne ellerim dayanabildi,ne yüreğim,ne de dilim...
Aradım seni...
Diyecektim ki; Gel de al artık emanetini.
Diyecektim ki; Kurtar beni!.
Diyecektim ki; Uzak dur benden, korkuyorum sevmekten, korkuyorum senin tek kurşununla ölmekten!.
Diyemedim.
Sadece iki kelimelik o besteydi sana söylediğim "Seni Seviyorum"
Ve sen bu besteyi biliyordun,Ya birileri sana notaları daha önceden yollamıştı.
Ya da yüreğim o ezgileri beni yaktığın kurşunun üzerine gizlice kazımıştı.
Ve devam ediyordum; Ben yüreğimi sende unuttum.
Bırak hediyem olsun!
Can çekişip asla veremediğin canına karşılık.
Ve seninleyken, senin yanındayken, hani elimi uzatsam dokunabilecek kadar benimleyken.
Boşuna harcadığın zamanın bedeli olsun bana bıraktığım bu kurşun.
Yüreğin benim olsun,Yüreğim senindir!
Bak görmüyor musun?
Benim yüzümden ölüyorsun!
Daha neler söyleyecekti kim bilir o her duyanı ağlatan dokunaklı sesin!
Canın sağolsun! dedim ve kapattım.
Oysa bu günü nasılda beklemiştim.
Aşkım senin!
Ruhum senin!
Her şeyimi al, beni al, içimdeki kurşunu da al nolur!
Al senin olsun her şeyim, diyebilmeliydim.
Yalnızca sustum...
Suskunluğum oldun, beni hasretinle vurdun, yaram oldun.
Yaş oldun gözlerime doldun.
Gül oldun yollarımda soldun.
Sen benim her şeyim oldun ama bir tek benim olamadın...
Şimdi sus ve dinle!
Hiçbir şey istemiyorum senden!
Yalnızca Dinle!..
Sadece bir kurşun getirdim sana.
Onu ister boynunda sakla, ister koynunda.
De ki; Eski bir bestekarın son bestesinden kalan küçük bir hatıra!
İstemem ona bakıp ta ağlamanı.
Anla yeter bana!
Yalnızca anla!..
ANLA !...
ZAMANINDA NASIL DEVİRDİĞİNİ KOCA BİR DAĞI TEK BİR KURŞUNLA...

KIRIK RESİM

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor...

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor....

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Nezaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor.....

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor