Doğa ile baş başa, huzur verir parkları, Akıl, mantık, bilimsel, hep görülür farkları, Sonradandır bozulma, tersten dönen çarkları, -----Gökyüzünden binlerce, yıldızlar alacağım, -----Ben yalnızım arkadaş! Hep yalnız kalacağım.
Negatif bir etkinin, ateşini körükler, Çözümleri adapte, ayıklanır çürükler. Özüdür varlığının, hiç durmadan sürükler, -----Duygularım hicazkâr, bir şarkı çalacağım, -----Ben yalnızım arkadaş! Hep yalnız kalacağım.
Zamanları rezerve, çıkarına sarılır, Gönül yolcuğunda, ilk noktaya varılır, Bazen büyük bir dosttur, bazen yoktan darılır. -----Birçok şarkı içinden, birini çalacağım, -----Ben yalnızım arkadaş! Hep yalnız kalacağım.
Kıstas almış kendini, ağarmayan karadan, Hastalığı devamlı, hiç geçmeyen yaradan. Hayır, gelmez biliyor, zengindeki paradan, -----Bu âleme sığmayan, gök kubbe alacağım, -----Ben yalnızım arkadaş, hep yalnız kalacağım.
Belki sulçi-lisan’dı, burada yazılanlar, Ölmeden öldürülüp, mezarı kazılanlar. Bunlar mutlu azınlık, işte baz alınanlar, -----Uzun süren gecede, uykuya dalacağım, -----Ben yalnızım arkadaş! Hep yalnız kalacağım.
=====================
Eklenirken halkalar, sarsar bizi derinden, Dili bantu dilidir, sallar her dem yerinden. Düşüncesi gestapo, Mevlâ’m korur şerri’nden, _____İnandığı düşünce, siciline işlenir, _____Olumsuzdur toplumda, göz önünde fişlenir!
Kelimeler perspektif, benliğiyle özleşmiş, Arzunun girdabında, can evinden sözleşmiş. Yüksekteyken o başı, zaman gelmiş düzleşmiş, _____Arka plan görünmez, siciline işlenir, _____Suçludur artık şimdi, göz önünde fişlenir!
Suskunluğu kahreder, bazı şeyler bomboştur, Saygıdeğer bir konuk, gelişi de çok hoştur, Bir düzenin üstünde, koştur babam ha koştur, _____Kalpakları heybetli, siciline işlenir, _____Yüreklerin acısı, göz önünde fişlenir!
Başa gelmiş bir balyoz, şimdi artık düzelmez, Yankılanan anılar, sıra sıra dizilmez. Nefret yükü ağırdır, başka yerde ezilmez, _____Yaprağın hışırtısı, siciline işlenir, _____En çarpıcı özellik, göz önünde fişlenir!
Çıkar çıkmaz hemen,bak, tuzlu suda yüzeni, Gülcihan kumsalında, göz altından süzeni. Pazarlandı emekler, alt üst etti düzeni, _____Şartlanmıştır o beyin, siciline işlenir, _____Hedef artık karşıda, göz önünde fişlenir!
Gizlidir tüm kurallar, her biçime ayrılan, Manipüle edilip, sonra tümden sıyrılan, Emir büyük yerdendir, ayağına çağrılan, _____Devam eder halkalar, siciline işlenir, _____Çok haklıdır Arşimet, Buldum! Diye fişlenir.
İKİ KALP ARASI =================== Bakışların sühregan, zül aklımı hep çeldin, Düşlerimiz masmavi, can yoldaşım hoş geldin… Zuhur ettin yürekte, ortasından sen deldin, -----Umut kokan yarınlar, iki kalp arasıdır, -----Her çaresiz bir vaka, gönlümün yarasıdır!
Yüreğimde ışığım, seni orda hep sorar, Çığ tanesi kirpikte, çepe çevre aşk sarar. Saçak salmış sevdamız, gölgesinde ilk karar, -----En uzak mesafeler, iki kalp arasıdır, -----Yaşam boyu geçmeyen, gönlümün yarasıdır!
Gönül iklimlerinde, aşkla yandı bu tenim. Çözülürken şifresi, hece hece bu genim, Sevda nehri akıyor, sel’im olsun sen benim, -----Kopan bunca kıyamet, iki kalp arasıdır, -----Hiç bitmeyen türbülans, gönlümün yarasıdır!
Yayılıyor içimde, tadı müthiş bir şeker, O gözlerin zümrüttür, üstüne sürme çeker. Çoğalır damla damla, damlalar seni eker, -----Sinesi dar-ı Dünya, iki kalp arasıdır, -----Gökkuşağı tüm aşklar, gönlümün yarasıdır!
Bir ışık huzmesisin, kalbin içinde saklı, Muhtevası derinde, görmeyenler çok haklı. Kusursuz bir nizamda, şaşırtırlar bu aklı, -----Ayrılırken yer ve gök, iki kalp arasıdır, -----Hançerlenmiş tüm aşklar, gönlümün yarasıdır!
İşte böyle can özüm, bu yürekte üst makam, Aşkın mukabelesi, yüksek sayı bir rakam. Bu vuslata fıkrattır, gecekondu barakam, -----Zirvenin yalnızlığı, iki kalp arasıdır, -----Mahfuz’dur bu sevdalar, gönlümün yarasıdır!
TÜM KALEMLER KIRILSIN =======================
Sakınırım her şeyden, sen gözümün nurusun, Meleksin ya birtanem, pırıl pırıl durusun… Rumeli hisarının, yüksekteki burcusun, Seni böyle ağlatan, tüm kalemler kırılsın!
Yaktı yüreği derinden, ağlattı o sözlerin, Bakışının tutkunu, işte zeytin gözlerin… Aşkın öyle aldı ki, bendeki yeri derin, Bu sitemi yazdıran, elde kalem kırılsın!
Sen olmasan bî-yarar, bu beden bu duygular, Senden başka olursa, bana tecrit uygular… Seni biran görmesem, bendeki tüm kaygılar, Sitem düşmüş satıra, elde kalem kırılsın!
Sevdan öyle yüce ki, her bakışta sen varsın, Geceler aydınlandı, gündüz bile bir farsın… Sana açık kollarım, fidan ruhumu sarsın, Sitem yazmış satırlar, yazan kalem kırılsın!
Kirli sular ulaşmaz, sen pınarımsın benim, Gerekirse yolunda, paspas olsun bu tenim… Makbul görecekse al, incelensin bu genim, O sitemi yırta at, yazan kalem kırılsın!
Bitecek acıların, hasreti yakacağım, Bir yağmur gibi serin, kalbine akacağım. Sadece seninim ben, hep sana bakacağım, Yolunda yazmayacak, tüm kalemler kırılsın!
EN VEFALI SENMİŞSİN ====================
Varmıdır daha siyah, kaderin karasından, Nokta oldu yüreğim, bu gönül yarasından. Gülün suyu gamzede, damlıyor arasından, Yalınayak yollarda, ritimlerle şenmişsin, Dilrübâ’dan sordum ki, en vefalı senmişsin!
Her sevdanın bedeli, gece gündüz yanmakmış, Bu gözler sevişirken, kavuşurum sanmakmış. Tuz ekmeğin yanında, bedenine banmakmış, Artı yüklü proton, bilimlerde fenmişsin, Dişeb’de hissettim ki, en vefalı senmişsin!
İşte aşkın ruleti, satırlardan vurdurdun, Dikenlidir kengerler, yol başında durdurdun. Yalnızlığım zirvede, pembe hayal kurdurdun, Bir ressamın tuvali, yanaktaki benmişsin, Somay gibi gördüm ki, en vefalı senmişsin!
Yakmışlar tüm renkleri, anılarda kalarak, Gecenin dili söyler, türküleri çalarak. Aşkının teftişinde, yokluğuna dalarak, Kodlanmış şifrelerde, bu bedende genmişsin, Bigane’den duydum ki, en vefalı senmişsin!
Açılan bir boşlukta, dağılmış çoktan küller, Pencerede beklerken, eskimiş artık tüller. Taze sıkılmış ruhum, elimde kalmış güller, Mükemmel anatomi, vazgeçilmez tenmişsin, Dünyada tanıdım ki, en vefalı senmişsin!