Dik yamaçların selisin, Sen benden daha delisin, Şimdi kimlerin kulusun? Başını eğemediğim!
Nasıl vurgunum bilirdin, Niçin benden yüz çevirdin? Kimlerin koynuna girdin? Öpmeğe kıyamadığım!
SABAHATTİN ALİ
Bu karanlık, bu uzun kış gecelerinde... Soğuk, buzdan bir perdeyle süslerken camı, Dolaşırken birçok siyah gölge odamı, Damarımda kurşunlaşıp donarken kanım; Yine seni düşünmekle geçer zamanım... Bu kimsesiz... Bu mahzun kış gecelerinde...
Serpilirken pencereme avuç avuç kar... İçerimde hicranlardan bir nehir akar... Karların da lambam gibi rengi sarıdır... Onlar yırtık bir mektubun parçalarıdır: Rüzgar, sana yazdığımı geri getirdi... Pencereden dondurucu bir nefes girdi...
Rüzgar yaptı her çatıda ayrı bir makam... Yine senin hayalini gördüm bu akşam... Hançeremden alev gibi çıktı bu çığlık: -Git istemem! .. Git istemem! .. Çık odamdan çık! .. Ah! .. Ne dedim? . Hayır gitme.. Hayır gitme... Gel! .. Ben git dedim, dedim ama sen işitme... Gel! ..
Sensin beni en onulmaz yerimden vuran, Fakat sensin yine boş ömrü dolduran... Bu çılgının senden başka muini var mı? .. Gitme... Beni senden başka kimse anlar mı? .. Gözlerimi sen ki başka bir ufka açtın... Nerdesin ya? .. Nerdesin ya? .. Ah neden kaçtın? ..
Yapyalnızım... Etrafımda yok senden bir iz... Odam sessiz... Dışarda yağan kar sessiz... Bu geceler dayanılır gibi değil ki... Ey şimdi bu satırları okuyan bil ki: Istıraplar yüz katlı kış gecelerinde...
Fakat kızgın yanardağlar çıksa bağrımda, Senin için ben her derde katlanırım da Derim ki: 'Bu gecelerin ızdırabiyle, Ben ağlasam, harap olsam, çıldırsam bile; Sen ateşli vücudunla ısınan rahat, Yatağında bir rahibe saffetiyle yat... Yat ve uyu! .. Bu tatlı kış gecelerinde...'
ESKİSİ GİBİ
Seneler sürer her günüm, Yalnız gitmekten yorgunum; Zannetme sana dargınım, Ben gene sana vurgunum.
Başkalarına gülsem de, Senden uzakta kalsam da, Sevmediğini bilsem de Ben gene sana vurgunum.
Dağları aşınca başım, Geri kaldı her yoldaşım, Gel sevgilim, gel kardaşım, Ben gene sana vurgunum.
Gönlüm seninkine yardı, Aynı şeyleri duyardı; Ayaklarımız uyardı... Ben gene sana vurgunum.