Dolunayda ortaya çıkar; aşk limanına kevser havuzuna yol almış yitik kelimeler
Dolunay için düşer çöllere gözyaşı şebnemi Dolunayadır; toprağa gülümserken, avucumuzda açan ölüm çiçeğinin busesi Ve dolunay içindir dağları delen sevdamız
Biz, dolunayda dolunayla ağlayan bir güvercin idik Dolunayla hemhal olmuş, yakamoza tutulmuş, yüreğine mil çekilmiş bir güvercin Kanat çırpıp aşk cemresine uçtuk, yürek ritmimiz beraber atan güvercinlerle Alevlere emanet ettik yüreğimizi ve çöllere kaçtık yitik yârimizi bulmak için Görenler bizi tanıyamaz olsa da biz tanımıştık sevgiliyi Sevgiliye serilmiş aşk yolunun kaldırımlarına atmıştık adımlarımızı arkamıza bakmadan Araya araya dizlerimizin bağı çözüldüğü gecelerde yaktık, elem yüklü çakmakla hasret meşalesini Ve gök kubbe buram buram hasret koktu, nefesimizle yüreğimize doldurduk hasreti
Ve
Bir gece yarısı dolunayda bulduk yitik yâri Edep merdiveniyle çıktık asumanlara ve acziyet hırkasını giyindik lal olmuş kâinatta Yıldızlara anlattık geceleri akan gözyaşlarını ve yıldızların mehtabı okşamasını izledik yüreğimizde Dolunayda ortaya çıkan Zümrüdüanka kuşunun, kanat çırpması ile kanat çırpmaya başladık hasret yağdıran bulutlarda Dağları delmeye hazırlandık Mecnunla, Ferhatla, Keremle
Yüreğin eriyerek, kelimelerin korlardan çıkmasıyla dökülür kâğıda dolunay sevdası İpeksi meltemin ta süveydalarımıza aksettirdiği bir ışık; nurdan bir sütundur dolunay sevdası Zemheri karanlıklardan güneş gibi doğar bu sevda gamzelerimizde Aşk çağlayan gözlere vesile, arefesinde yaşanılan ölüme gülümseyiştir