Ey şehvetin izinde sükseye hayran nefis,
Lâmekânda atlasın var mı farkı hasırdan.
Sükûtun çığlığında çökünce gözlere sis,
Açılır tüm perdeler, ha şiardan ha sırdan.
Nükse tabi arzular tırpanlarken hicâbı,
Bir içimlik havuzda, hep mesuttur kurbağa.
Niyazdır ihtirastan arınmanın icabı,
Hûşu ile rahleyi kur otağa, kur bağa.
Hüsran ile sonlanır, hangi faniyi sevsem,
Hayat serüveninde gaflet sinsi katilim.
Kemirdikçe sanrılar, ateş olur vesvesem,
Terapisi tefekkür, Kuran’dır kat kat ilim.
Nice sırrın resmidir alnımdaki bu, dağım,
Mübarek nişaneyi sıvadım kusur ile.
Ayrışacak bilirim; köküm, dalım, budağım,
Mahşerin şakağında bir nefeslik sûr ile.
Ar damarı suyundan rızıklanır ıstampa,
Kuşkusuz gizem dolu, lekesiz tek mühürdür.
Aklım! Nefsimi terk et, benliğimi al kampa,
Her lahzanın ötesi iradi tezahürdür.
(Amasya, 29.08.2010)
(Üçü birarada; Yazgı-Nefis-Akıl)