ARGUNEY > H İ K A Y E L E R > BİZİM ÇOCUKLARIMIZ...

BİZİM ÇOCUKLARIMIZ...


31 Aralık 2009. Düzenleme: selen

Çocuklar; bizim çocuklarımız… Karagözlü, güler yüzlü, esmer, sarışın… Hepsi paha biçilmez, hepsi birbirinden değerli. Yürekleri kendileri gibi küçük ama herkesi sevebilecek kadar kocaman. Dünyayı sığdırıyorlar içine… Sevgileri karşılıksız, çıkarsız. Seviyor ve öğretiyorlar sevmeyi.
Çocuklar; bizim çocuklarımız… Tek farkları hayatları ve hayatın onlara sunduğu imkanlar. Kimi balı böreği elinin tersiyle itecek kadar doymuşluğa ulaşmışken kimileri bunları hayal dahi edemiyor. Bir giydiğini bir daha giymeyen ; 50 öğrenciye bir öğretmenin düştüğü okulların şanslı sayıldığı günümüzde her ders için ayrı bir öğretmenden özel ders alan çocukla, üç bayramdır istediği giysileri babası alamadı diye bir daha dile getirip onu üzmek istemeyen, sırasını iki arkadaşıyla paylaşmaktan gocunmadığı gibi kalemini silgisini de paylaşan çocuk arasındaki terk fark işte bu imkan eşitsizliği.
Çocuklar, bizim çocuklarımız, aslında yarınlarımız. Onlara yatırım geleceğe yapılmakta. Bu kocaman yüreklerin bedenler büyüdükçe küçülmemesi için önce sevgiye ihtiyaçları var. Ailede, sokakta ve ille de okulda. Her şey sevmekle başlar, sevmekse yürekte. Kendini sevmek, ailesini, arkadaşlarını, okulunu, işini, ülkesini, dünyayı ve bu sevgi paylaşıldıkça büyür; kartopudur çığ olur. Duyarlılık katar insana, bu sevgi tohumu düştü mü yüreklere binlerce yeni fidan yetişir.
İşte güzel Türkiyemizin gülistan olmasının en büyük etkenlerinden biri sevgiyi çoğaltma, paylaşma ve duyarlılığı öğrettiği gibi hayata da geçiren eğitimcilerimizin sayısının hiç de az olmasıdır.
Bu eğitimcilerimizden biriyle bir hafta önce tanıştım. Sultanbeyli İ.Ö.Okulundan gelen bir telefon vesile oldu bu tanışmaya.
-“Ayakkabısız, montsuz yavrularım. Üşüyorlar…!” diye başladı müdüre hanım sözlerine ve uzadı gitti konuşmamız. İmkanlar dahilinde ne gerekiyorsa yapılacağını söylediğimizde çok sevindiler. Okullarında ihtiyaç sahibi kaç yavrumuzun olduğunu sorduğumda… Kocaman bir offf çektiler. Verdikleri cevap kısaydı belki ama ömrümce unutmayacağım kadar da manidar…
“Sizin kaç çocuğunuz var…”
Çok kolay bir soru gibi görünse de cevaplayamadım. Çocuklar, bizim çocuklarımız yarınlarımız onlar… Birini ayırmak mümkün mü bir diğerinden.
Ve bugün ne çok mutluydular. Deniz Feneri Marmara Temsilciliği koridorları kahkahalarıyla şenlendi. Sultanbeyli İ.Ö.Okulu’nda eğitim gören, okul aile birliği ve öğretmenlerince belirlenen 81 yavrumuz misafirimizdi. Gönüllü amca ve teyzeleri eşliğinde yeni ayakkabılarını, montlarını denediler. Beğendikleri oyuncaklar hediye edildi kendilerine ve ihtiyaçları olan kırtasiye malzemeleri de unutulmadı. Öğle yemeğini birlikte yedik, mutlulukları mutlu etti bizi. Biri vardı ki çocukluğuna döndü onlarla, yetmiş beş yaşındaki ihtiyar delikanlı Tayyar amcamız elleriyle giyindirdi onları ve öğle yemeği saati geldiğinde el ele indiler yemekhaneye.
Şimdi daha rahat cevaplayabilirim hocam sorunuzu bağışçılarımızdan aldığımız güçle. Onların ihtiyaçlarına cevap veremezsek endişesindendi duraksamamız.
“Yüz binlerce çocuğumuz var bizim ve bunlara 81 tane de bugün eklendi.”