ARGUNEY > H İ K A Y E L E R > Karı Koca Kavgası

Karı Koca Kavgası


7 Haziran 2009. Düzenleme: selen
ADAM- Sevgilim bugünlerde çıkabilecek miyiz? Hayır hazırlanman birkaç yıl daha sürecekse bu kıyafetlerle çıkmayalım.

KADIN- Neden?

ADAM- Moda değişecek hayatim... Ya da en azından mevsim değişecek, yazlık kıyafetlerle üşümeyelim diyorum.

KADIN- Abartma.

ADAM- Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasında kendimi seyrediyorum ve sıkıldım.

KADIN- Bir de benim durumumu düşün. Yıllardır ayni manzarayı seyrediyorum.

ADAM- Ne varmış manzarada?

KADIN- Pek kayda değer bir şey yok. Bir burun ve arkadaşları.

ADAM- Çok komik... Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum. Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyeceğiz, hepsi bu!

KADIN- Ona barbekü partisi deniyor canim.

ADAM- Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mi? Yoksa bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberleri yok.

KADIN- Amma konuştun ha... Geliyorum tamam.

ADAM- Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asil ona yanıyorum.

KADIN- Neden gitmek istemiyormuşsun?

ADAM- Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi senin eski sevgilin.

KADIN- Yine mi ayni konu?

ADAM- Evet ayni konu!

KADIN- Aşkım o yıllar önceydi.

ADAM- Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu.

KADIN- Eee?

ADAM- Ne demek eee? Adamın senin göğüslerine bakıp, siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz, diye düşünmesi beni rahatsız ediyor.

KADIN- Kürsat'tan adam diye bahsetmen doğru değil.

ADAM- Madem bizim için adam sayılmıyor neden köftesini yemeye gidiyoruz?

KADIN- Sevgilim Yıllardır bu saçma konuyu konuşuyoruz. Kürsat'la yıllar önce kısa bir ilişkimiz oldu hepsi bu.

ADAM- Ne kadar kısa?

KADIN- Ne bileyim ben, iki ay filan.

ADAM- göğüslerini görmesi için yeterli bir süre.

KADIN- Ben sana ilk erkeğim olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum.

ADAM- İyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takım kurma imkânımız olduğunu biliyoruz.

KADIN- Kabalaşma!

ADAM- Peki inceltelim. En azından basketbol takımı kurabiliriz, yedeklerle beraber tabii.

KADIN- Anladım sen hazırda sorun bulamadın, yaratmaya çalışıyorsun.

ADAM- Hayır. Sadece insanların ayrıldıkları insanlarla sürekli buluşup görüşmesini anlamıyorum. "Tanıştırayım yeni sevgilim, eski sevgilim, bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi... Ne güzel değil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz!"

KADIN- Buna çağdaş yasam deniyor iste.

ADAM- Nesi çağdaş bunun? Bir araya gelmemesi gereken insanların toplanıp birbirlerine çağdaş çağdaş gıcık olmalarının ne manası var? Zira benim Kürsat'ı sevmem tıbben mümkün değil. Ama etraf uyuz olmasın diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pişirmesine yardim etmem gerekiyor. Hiçbir şey olmamış gibi. Hiçbir ortak yanımız yokmuş ya da bir sürü ortak yanımız varmış gibi.

KADIN- Son söylediğin cümleyi anlamadım.

ADAM- Kürsat'la ortak yanlarımız, ortak yanlarımızı ortaya koyup dost olmamıza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi?

KADIN- Hayır anlatamadın.

ADAM- Onunla tek ortak yanımız senin göğüslerin ve bu ortaklık beni rahatsız ediyor.

KADIN- Sürekli göğüslerimden bahsettiğinin farkında misin?

ADAM- Özür dilerim. Kürsat'tan izin almalıydım. Ne de olsa göğüslerinin üzerinde onun da hakki var!

KADIN- Bak bütün bu söylediklerini saçma sapan bulmakla beraber, eğer bu konuda birisi problem çıkaracaksa o Kürşat olmalı. Çünkü o varken sen yoktun!

ADAM- Tamam iste ben de bu yüzden onu köfte yemeye çağırmıyorum.

KADIN- Acıklı olan su... Biz seninle beraber olmaya başladığımız günlerde ben önceki ilişkilerimi sana uzun uzun anlattım ve sen de büyük bir anlayışla dinledin. Ama sonuçta erkek olduğun için bana sahip olduğunu hissettiğin andan itibaren masken düştü. Tarihime bile sahip çıkmaya başladın! Senden önce hayatıma giren herkesten nefret ediyorsun!

ADAM- Ama listede öyle adamlar var ki...

KADIN- Kimi kastediyorsun?

ADAM- Mesela o cüce olan, neydi adi?

KADIN- Takiyettin'i mi diyorsun?

ADAM- Evet Takiyettin. İsmi kendinden uzun. Salaklığa bak. Bir cücenin adi en fazla Can olmalı. Ama kompleks iste. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymuş. Takiyettin! Duyan bir şey sansın diye!

KADIN- Aklin sıra aşağıladığın adam üç kez TÜBİTAK'TAN ödül aldı.

ADAM- Biliyorum, yılın en kısa boylu bilim adamı ödülü.

KADIN- Herkes senin gibi biçimsel bakmıyor olaylara.

ADAM- O da davetli mi?

KADIN- Gelir herhalde. Kürşat'ın iyi arkadaşıdır.

ADAM- Hadi buyurun! Ne bu? Eski sevgililer toplanıp kongre mi yapacağız?

KADIN- Kürşat'la beni Takiyettin tanıştırmıştı zaten.

ADAM- Öyle mi? Ne güzel... Ne demişti tanıştırırken "Kürşat benim boyum kısa, göğüslere yetişemiyorum, sen bir baksana!"

KADIN- Sen gerçekten çok iğrenç bir insansın.

ADAM- Asil iğrenç olan sensin. Ben birlikte olduğum bütün kadınları toplayıp pirzola yapıyor muyum? İyi biz de toplanalım o zaman.

KADIN- Toplanırsanız haberim olmasın. O kadar besinci sınıf kadının arasında görünmem doğru olmaz!

ADAM- doğru. Benimkilerin arasında TÜBİTAK ödülü alan yok. Ama hepsi hiçbir yardıma ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.

KADIN- Bu kadar iğrençlik yeter! Geliyor musun gelmiyor musun?

ADAM- Bağırmadan konuş benimle!

KADIN- Ben bağırmıyorum!

ADAM- Bağırıyorsun!

KADIN- Geliyor musun sen?

ADAM- Hayır! Gelmiyorum!

KADIN- Sen bilirsin! Ben gidiyorum!

ADAM- Sen benim yüzüme kapı çarpamazsın! Zıkkımın kökünü yiyin! Yalnız Kürsat'a söyle, benimle ilgisi yok, o göğüsler benden önce sarkmıştı!