ARGUNEY SiTESi TURKiYE' s PORTAL
Dünya Saatleri
SiTE REHBERi
   
Astroloji
Ata Sözlerimiz
Bilgisayar Dünyası
Biliyormusunuz
Bitkiler
 
Cumhurbaşkanlarımız
Dini Konular
Download Program
Dünya Rekorları
Ekonomi
 
Faydalı Bilgiler
Fıkralar
Futbol Süper Lig
 
Genel Konular
Günün İçinden
Güzel Sözler
 
Hikayeler
Hava Durumu T.G
Hayvanlar Alemi
Hazır Mesajlar
 
Karışık Resimler
Komik Resimler
Komedi Mizah
Müzik Köşemiz
 
Oyunlar
Otomobil Dünyası
Önemli Linkler
 
Photo Shop Online
Rüya Yorumları
 
Sağlık Köşemiz
Slayt & PPS
Sinema -Tiyatro
Sözlük-Translate
Şiirler & Aşk'a Dair Sözler
Sahibinden Satılık
 
Teknoloji
Wallpaper
Video Klip
Yemek Tarifleri
 
GooGLe aRa
   

Web'te Türkçe

Radyo
   
Site içinde ara
   

Hava DuRuMu
   

Istanbul:
Antalya:
Izmir:
Ankara:
Van:
Edirne:

5 Günlük Haritalı Tahmin

Günlük FALINIZ
   



ReKLaM
   
_______________
_______________
_______________
TLF: 05353370000
_______________
TLF: 05353370000
_______________
Yeni Yorumlar
   
Yazan: ARG, Konu:
Ayla
Özlü Sözler
   
Kimler Online
   

Online üyeler : - Hicbiri

Konuklar : 31

Arama Motorları : ArrayoBot, Yandex Bot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot

Toplam ( 77 ) OnLine

ARGUNEY

 

 
 
  Bir damla su olarak gelirmiş insan hayata 
  Kategori: H İ K A Y E L E R

 

Bir damla su olarak gelirmiş insan hayata… Hayat, su, damla, insan ve sevmek…

İnsan denen nedir öyleyse? Aşk, Allah’tan kopan bir parça… Böyle olduğu için sonsuzluğa yükselmekte… Cisim ruhun giydiği bir elbise… Elbiseden soyunduğun an, sonsuza kadar hep insansın… İnsan elbiseyi sevmekten geçerse, sevdiğinde, yüreğini sonsuza kadar yakanı bulur o an… Aşk cellâdının elinde can verirken “Enel Hakk” diye bağıran Mansur’un sevgilisini görürsün gündüz gözüne… Korkulacak yanları yoktur aşkların, insan can teninden soyunmasını bilirse eğer… O kadar da acı değildir ayrılmalar, aşkın tecellisine dalabilmişse insan eğer… Aşk, damla damla birikip ırmak olduğunda, sığmaz da taşar can havuzundan… Havuz, geldiği sonsuz aşk okyanusunu görünce sevinçten yükseliverir, o ölümsüz olan aşka doğru raks ederek…! Sen, özünü yıllarca yakıp duran birini iyi tanıyor musun? Korkma, gönül aynandan seyret aşka doğru akıp giden şeyleri o zaman… Her şey O sevgiliye dönmekte… Âşık olduğun bir insandan O’nun yansıdığını görmeyi bilirsen; o gün, aşkın sırlar bahçesinde gezinebilirsin demektir korkusuzca…
Bu akşam da sonsuz bir aşka tutsak yüreğimin esinleriyle dokunmaktayım gönül telline dertli dertli. Bir gonca gülün katmanında, onların arasına sızıp kalan saf, saydam ve albenili bir çiğ damlacığının büyütecinde görüveriyorum onca parlaklığıyla sevgimize ait olan bütün güzelliklerin alın yazgısını sanki… Yürek esinlerinin en incesini sezip de kalıyorum öylece çoğu zaman… İçli, buruk bir sızıdır ki sevdam onu ancak ayrılık soluklayan yüreği yanık kimseler anlayabilir bugün. Adına aşk denen o büyülü şey ki her an için canan ellerden getirilen kutsal bir ateş gibi can özümü yakıp durmakta ve güzel kokulu bir buhur gibi tütmekte… Gökyüzünde küme küme bulutlar, sararıp solan ağaçlar ve akıp giden hayatlar, son baharlar… Senin için mi açıyor onca güzel güller? Ne acılar, ne sevdalar, kalpte sızı ne aşklar! Yoksa yoksa bize mi ağlamaktayd! ı bahar olup da yağan bulutlar?
Bugün söz verdim kendi kendime, senin hayallerinin ellerinden tutup gireceğim anıların sır bahçesine… En buruk acıyla yüreğimi yakanı bulup yüzleşeceğim iyi yanlarıyla bütün içtenliğimle. Yüreği sevinçten titreten onca gizemli güzel duyumsayışlara inat, bütün âşıkların en acı alın yazgılarını göreceğim senli serüvenimde bugün… Hançeremden süzülüp gelen en içli sözleri yazacağım olanca içtenliğiyle. İşte sen geliyorsun karşı kaldırımdan. Bir insan ellerini hohluyor; hava soğuk… Ve sana doğru yürüyüp aşkı solukluyor yüreğinde gizlice… O kumral saçlar rüzgârda… Gençliğin bütün çocuksu coşkusu yüreğinde senin… Bir rüzgâr esmekte senden ve o deli delişmen sevdandan yana bana doğru… Yürekleri yakıp kavuran bir rüzgâr esmekte sineme sineme… İçimde sakladığın sevgi kandili alev alev tutuşmuş da yanmakta yine… Adına aşk denen o büyülü şeyle ! içten içe kavrulma zamanı geldiğinde ne yapılsa, ne edilse, ne yana dönülse yararsızdır; hiçbir zaman kurtuluş yoktur öylesine anlarda ondan. Böyle analarda daldan dala konup dursan da boş, deli delişmen bir çağın aşk tutsağı oluşuna hayıflansan, yanıp yakılarak haykırsan da… Seni senden, bütün benliğinden alıp belirsiz bir yolculuğa götürmek için gelmiştir o. Aşk, ellerinden tutarak seni acılara taşırken, kana susamış bir cellât gibi gözlerinin içine bakıp durmakta… Yüreğin aşkın alev alev ateşlerine teslimdir artık. Bir mağaradaki dağcının pusarık tırmanış serüveni gibi değil, bir dağ çıkarken ayağı kayıp boşlukta salınan ölümle hayat arasında gidip gidip gelen çaresiz bir insanın ruh haliyle bütün benliğine kadar etki eden ve hiçbir zaman da tanımlayamayacağım o simsiyah aşk ateşi geldiğinde neleri sezer de durur yüreğin… Geldiğinde sana ait olan ne varsa yakıp götüren, her yeri ele geçiren kara gözlü zalim aşk… Kaç gece çaresizlikten dua ettim Allah’a bu aşk bitsin diye, kaç ! gece yakardım bir son bulması için bu anlamsız ve biraz da tek yanlı olan bu sevgiden kurtulmak için, olmadı… Yararı yoktu bütün bu uğraşların. Bu yollu ettiğim dualar nedense aksiyle kabul gördü hep. Ellerim ne elini tutabildi, gözlerim ne de seni görebildi epeydir. Bir iki resim karesinde kaldık… Oysa, oysa sen de o büyük sevdamız da resim karelerine sığmazdı biliyorsun… Bizi sen anlardın yalnızca hakkıyla, kalbimizde sevgiye ait ne varsa sen varken bir anlamı olurdu…
İşte şurası sevginin en güzelini solukladığımız yer… Bir sessiz kuğu gibi ansızın sokulduğumuz ve baş başa oturup kaldığımız o salkım söğütler yine saçlarını çözmüş, salınmakta bütün güzelliğiyle. Bilinçaltını bir bomba gibi patlatan büyülü gözlerin ki aşka dair ne kadar güzel ışıltı varsa kalpte sızı bir hayat damıtarak akıtmakta gönül imbiğine… Özsuyu alınmış bir sevdanın damla damla kalbe akıp da durmasındaki anlam: Aşk zamanı! Gizlenmiş bir aşkın kalpten yol bulup gelmesi… Karşılıklı bakışlarla sevginin nerede son bulacağının sınırlarını sezmeksizin dursun istediğimiz bir zaman diliminde kaybolup giden biz… İşte biraz suskunuz ve anlamlı anlamlı bakıyorsun gözlerimin içine yine… O bakışlar ki can alıcı bir cellâttır… O gözler ki can vermekte kederli gönlüme, o yüz ki mühür gibi kalbime vurmakta izini… Senin yanında sevgi, aşk me! ltem ve bahar… Seninle her şey anlamlı… Yokluğunla mahzun durmakta gecesefası, fesleğen; güller ve çiçekler… Ellerimize konup konup duran, karakavak ağaçlarının baharı müjdeleyen tohumlarının pamukçukları… Sesimi ilk kez senin için ayarlar, en güzel tonuyla sana seslenme eksersizleri yapardım. En spor elbiseleri senin için giyerdim, kilolarıma senin için dikkat ederdim. Ne acı ki hiç düşünmemiştim birgün gelip de ihanet edeceğini bana. Ve en acımasız bir şekilde sırtımdan beni hançerleyeceğini… Sonumuz nereye vardı şimdi? Böyle mi söz vermiştik birbirimize. Böyle mi bitmeliydi sonsuza kadar birbirimizden asla ayrılmama sözümüz, böyle mi son bulmalıydı birlikteliğimizin anısına hep mutlu günlere bakan dilediklerimiz?
Ve koyulaşan o tanımı olanaksız düzeyli söyleşimiz, çifte kumruları kıskandıracak kertede sık sık bir araya gelip baş başa verişimiz… Hiç bitmesin istediğimiz o saatler… Sağanak sağanak yağan kalpte sızı bir sevgi yağmuru… Salaş bir salkım söğüdün altında konuşup kalmak saatlerce… Yeniden buluşma sözleri… Birgün şu, beriki gün bu bahaneyle sık sık bir araya gelmeler ve bizleri yarınlara taşımaya yetmeyen zamanlar… Titrek ve utangaçça tokalaşırken, aykırı bir sevgi esininin günaha dair insanı pişmanlıklara atıp durması… Keyifle yudumlanan çaylar ve sürüp giden sevgi dolu bakışlardaki tanımı olanaksız güzellikte eşsiz hayatlar… O kadar seslenirdin ki her halinle gönlüme. Her şeyinle bana dopdolu bir hayat armağan etmekten yana olanaksız düşer seni ve eşsiz sevgini anlatmak… Bahar bahar bakan gözlerinde süzülen masumluk, gülümsemelerin! de, suskun suskun kalmanda, dalıp dalıp gitmende saklı olan bambaşka bir güzellik… Aşk denen sağanak sağanak sevgi yağmurlarıyla ıslanıp kalmak öylece seninle. Bilir misin seni sen yapan varlığına en çok da zekâna âşık olmuştum. O sıra dışı çılgınca, dâhice zekâna. Meğer seni ne çok severmişim; yoksun kaldığımda daha iyi anlıyorum her şeyi. Doğa sustu, kara terenler hasret şarkıları söylemekte. Ben seni her şeyinle sevmiştim. Sana en güzel umutlarımı yarınlarımı bağlamıştım. Benim için her şeydin işte. Yaşamım, seninle anlam kazanırdı; seni görmenin, senin sesini duymanın mutluluğuyla hayat dolu olurdum en acılı anlarımda bile. Tıpkı senin gibi… Biliyor musun ela gözlerinin içine bakamayacağım artık bundan böyle. Bu kenti terk edecektim. Seni anımsatan her yerden, her şeyden kaçıp uzaklaşacağım diyecektim yapamadım. Olmuyor be bahar gözlüm, olmuyor. Aşkı yazan Allah buna asla fırsat vermiyor! her nedense. Bu bir ceza mı, armağan mı yoksa örselenen b ir yüreği adım adım sonsuz aşkın sahibine doğru bir çekiş mi? Hayata dair bütün düşlerim karardı, madem sen yoksun madem yar değilsin bana anlamı kalmadı çoğu şeyin bu dünyada… Oysa dünyayı ne de çok severmişim seninle yan yana, kalp kalbe bir havayı sevgiyle solukluyorken...
Ve yoksun. Dünyam kararmış bir şekilde karasızca dolanıyorum bu kentin ruhsuz sokaklarında… Çiçekler ve güller gözüme pek de zavallı gözükmekte… Uçan kuşlar ve pırpırlayan kelebekler neşe adına solukladığım her şey anlamını yitirdi artık. Dünya bana dar gelmekte, caddelerde gördüğüm herkes donuk ve anlamsız gözükmekteler gözüme. Beni sen vurdun be iki gözüm. Gençliğimi, ümitlerimi her şeyimi alıp alıp gittin benden. Sen ki baharlarımızda çiçek açardın yanımdayken. Üfül üfül esen yellerde bir latif meltem rüzgârıydın bana. Beni bir sevgi serüvenine atmak için gelmiştin belli ki, sonu kestirilemeyen bir serüven ki ta mahşere uzamakta. Belki de sevgi nedir, aşk nedir bilelim diye bütün bunlar ilahi bir yetiştirme... Allah tarafından çizilen sonsuz bir aşka gitmek için alev alev yakılan bir yüreğin yol haritası… Kim bilebilir ki bu aşkı! n dilini, sırrını Allah’tan başka? Geçici konaklarda bekleyip kalmanın yoksun duyumsayışları, kırılgan şarkılarda kalan biz, yeniden başlamak için bir kapı aralamak duygusuyla dopdolu olmak ve onca ümitle seni beklerken, yılların ardı arkasına gelip geçmesi… Yıkılıp yıkılıp kalan ben… Hala bitmeyen ve bir şekilde ortaya çıkıp çıkıp merhaba diyen senin yol kesen aşkın… Hiç anlayamadığım bir şeylerin kendi esin diliyle can özümü yakıp yakıp durması… Ve seni, o sevgini aramak doğada, bu kentte boşu boşuna… Alıp başını dolaşmak kırlarda bahçelerde… Sen yoksun!
Sevgi acılara tutunmakmış, sevgi gözü kapalıca, hayatın kollarına atılarak örselenip kalmakmış bir yaşam boyunca. Ah seni kimseler bilmez, bir kez görseydim uzaktan! Bir işitseydim sesini. Ümide dair ne kadar gül, çiçek varsa toplasaydım demet demet. Son, son bir kez bakıverseydim sana öylece… Ne çare ki yoksun ve gittin, hem de ardına bile bakmadan, hoşça kal bile demeden… Bir paslı ihanet hançeriyle sırtımdan vurarak uzaklaştın beni acımasız yılların eline teslim edip de… O geçip gitmeyi bilmeyen yılları bilir misin sen? Kederden yana ne varsa taşıyıp durmakta bana sensizliğinde. Sevme çağları gelip geçiyor… Nice şeyler yok oldu unutuldu; sen de unutulursun sanmıştım; değilmiş meğerse unutulmuyormuş gerçek bir aşkın öyküsü kolay kolay. Çok şeyler unutuldu gitti; ama sen, sen hala gönül sandığımın içinde, hiç açılmamış bir çeyiz ka! dar bütün gizeminle durmaktasın yüreğimde… Ona hiç el sürülmemiştir. Öldüğüm gün benimle açılsın diye sırrıma saklıyorum seni. Beni sevsen de unutsan da boş! Geriye dönüşü olmayan bir yolun yolcusuyuz ikimiz de. Sen daldan dala konan özgür bir serçe, bense kafeslerde tutsak gözü kara bir alaca doğan… Bu pençeleri kara pelerinli aşk şövalyesi taktı bana. Aşka tutsağım artık bu kafeste sonsuza kadar. Özgürlüğüm yoktur benim artık, ya adam gibi sevmeyi öğrenip Allah’a yaklaşacağım ya da acılara tutsak bir yaşamın ellerinde tükenip tükenip gideceğim bir ömür. Sen uç özgürlüğüne, uç aşklara be minik kuşum. Sana uçmak çok yaraşır bizden sonra da. Sakın tutsak olma sen de benim gibi sonsuz bir aşka. Aşk kafesinde bir hayat sürmeye zorlama kendini boşu boşuna. Beni, beni düşünme be iki gözüm. Biz ne ihanet karası gecelerde büyüdük sen bilmezsin. Annemiz bizi kederle soğurup da dünyaya getireli beri gülmedi hiç yüzümüz. Salkım salkım açmadı çiçeğimiz, gülümüz hayatın bağında. Biz acılara ! tutunduk hep yaşamımız boyunca. Hayat bizi ne acılarla ne ihanetlerle soğurdu, bilemezsin… Dünyaya meğer çile çekmeye gelen bir kervanla yolculuk yapmaya gelmişiz bir yaşam boyunca. Hangi dala el attıysam kurudu. Yalnızlığımı paylaştığım bir muhabbet kuşum vardı o da öldü. Akvaryumumdaki balıklar sonsuz sessizliğine gömülüp kaldı. Diktiğim bütün ağaçlar kurudu. Sanki Allah bir tek beni sev der be iki gözüm… Neyi sevsem o elimden alınır. Bir bilge olsa da söylese değişmeceli sevdadan nasıl geçilir ilahi aşkın konağına diye? Ne çare ki bu aşk beni iflah etmeyecek, biliyorum. Her yaşam konağında önümü kesip kesip duracaksın bir ömür boyu belki de… Sahi sen, sen neden böyle sırtımdan hançerledin bizi bahar gözlüm!
Gün geldi bir yağmur çiseltisinde duydum sesini, gün geldi bir parkta, sokakta gördüm sandım yüzünü… Unutmak istedikçe yandı yüreğim, seni yok saydığım anda güneş gibi doğdun her zaman için gönlüme… O an nasıl kahrolduğumu bir anlasaydın keşke… Bir mutlu çifttin baş başa verip oturmasında, iki sevgilinin el ele tutuşmasında sevgiden yana olar her şeyde seni gördüm hep. Gün geldi öfke merdivenlerinden tırmandım sana bir kötülük dokundurmak için, yapamadım. Gün geldi sana yeniden ulaşmak için çaresizce yollara düşüp aşılmaz sanılan engelleri aşarak. Bahar gözlüm evleneceğini, çocuklarının olacağını bile bile kopamadım senden… Bu sevgi yalnızca sanadır bilesin; saçlarını rüzgârda savurarak, sevgiden yana duyumsadığım ne varsa aklımda olan, işte, işte onları çelerek gelen sana... Gitti, hem de ardına bakmadan… Gittiğin şehrin adı anıldı! ğında kalbim tanımı olanaksız bir şekilde nasıl çarpar, bilemezsin. Artık adını anmıyorum; çünkü her zaman yüreğimdesin. Bu sevgi beni sanılanın aksine yıkıp derbeder etmedi fiziksel olarak. Bir muhacir âşık gibi geriye dönüp baktığımda çok şeyler kazandığımı gördüm. Hüzün güllerini bilir misin hiç? Onlar aşk şehitlerinin yattığı yamaçlarda açar. Peygamber çiçeği gibi yalnızdırlar. Senin sevdalarında açan hüzün güllerinin kokusuyla bir sonsuz hayatın esinlerine yakın kılındı gönlüm. Allah’a çekilip durmakta bu sevgiyle kalbim, sonsuz aşkın yaratıcısına uzanmakta çaresiz ellerim… Bir canım vardı istenen, onu, onu da verebilseydim eğer kurtulurdum be iki gözüm, kurtulurdum o an bu sevdadan, yapamadım. Senin yakıp yakıp duran kan kırmızı aşkının alevlerinde, yanmaya tutsağım yine…
Zaman hızla geçip gitmekte... Her şey akmakta… Geriye dönüp bakıldığında imrenilesi şeylerin acısı kalmakta hep yüreklerde. Geldiğim bütün konaklarda hep notlar aldım yaralı yüreğimle… Birgün gelir de benim gibi olan insanlara esin kaynağı olur diye yazdım aşk serüvenimde yaşadıklarımı bütün içtenliğimle… Ben gözü kara bir aşığın başına gelen ve gelmeyen bütün duyumsayışları can özümde yaşaya yaşaya çıktım hep hayat merdivenlerinden yukarı. Bir şeyler akıp gidiyordu hayat suyunun üzerinde sevgi açmazlarından yana. An geldi intikam denizinin kabaran dalgalarıyla boğuşup durdum. An geldi durulup berrak bir su kadar saydam oldu yüreğim. O acıları sana anlatmaktan yana çaresizim şu an… Dağlar gibi bir sevda yükü omzumda hep. Seni sevdiğim güne kahredip neden bu kadar yürekten bağlandığımı sorgulayıp, kendime öfkelendim de durdum çoğu gü! nler. Gün geldi yeniden başlarız umuduyla bir yerlerden haber bekledim boşu boşuna. Gün geldi birlikteliğimize tanık olan insanlarda seni anımsamanın avuntusuyla yıkıldım da kaldım onlardan yansıyan senin hatıranı izlerken. Senden bir şeyler söyleyecekler diye bekledim durdum boşu boşuna, dudaklarının kıpırtısını okudum beden dillerinin senli anlarında. Gün geldi sevgi alevlerinde yanıp da acıların ellerine tutsak düştüm çaresizce… Unuttum dediğim andaysa hep sen geliyordun aklıma işte… Aşka dair biriktirdiğimiz onca umutlar nasıl da tükendiler…
Bir mistiğin ilahi sevgi adına duyumsadığı her şeyi daha iyi anlayabiliyorum bugün. Bir sufinin yıllar süren uğraşına karşın ilahi sırlara ulaşamayışındaki burukluğu daha iyi anlayabilmekteyim şimdi. Sufilerin kalabalıklar içinde neden dalgın dalgın ve emaneten yürüyerek gezindiklerini, neden sararıp solarak hüzün çiçekleri gibi buruk buruk yaşam bahçelerinde açmakta olduklarını daha iyi anlamaktayım. Acılar beni bir yerlere taşımakta… Acılar bana yoldaş olmakta… Neleri kaybettik şu hayatta, neleri? Ne fırsatları kaçırıp durduk sevgiden yana. Şimdi sevgiye dair ne kadar güzellik varsa, gönlümün hüzünbaz tellerine esin kaynağı olup ustaca dokunmakta… Şu an yaşam dilinden okuyorum gönlü yanık bir insanın türküsünü. Cama vuran yağmur damlalarının aşka davetini, bir sokak başında, bir okul çıkışında sevgilisi için saatlerce soğukta bekl! eyen delikanlıyı, sevdiğine kavuşamadığı halde onu unutamayan ve rüyalarında arayan bir kederli aşığı, eşinin ellerinden tutan ama yüreğinden sevgiyle tutamayıp yıllar yılı yan yana dolaşıp duran sevgi yosunu insanları daha iyi anlıyorum bugün. Bir sanatçının söylediği şarkıda kendini bularak kederlenişini, sevdiğine kavuşamadan bir başkasıyla evlilik yapanların halini neleri, neleri anlıyorum bugün senin yokluğunla geldiğim bu hüzünlü aşk konağında…
Her şey akıp gitmekte,her şey… Ömür bahçesinin gülü, çiçeği solup solup tükenmekte bugün. Bana acıyacak, beni anlayacak duyarlı bir çevreden de yoksun bırakıldım. Dostlar da terk edeli beri keder dağlarının altında kalıp da inlerken can pazarı yaşamanın sevimsizliği yüreğimin derinliklerinde kaldı hep. Bir billur turkuaz hayat suyu, dolanıp akmakta yaşam bahçelerinde. Tıpkı benim kıvrım kıvrım akıp giden masmavi düşlerim gibi… Sevenler, ayrılanlar; gençler ve yaşlılar; dünyaya doymadan çekip çekip gidenler… Hayatın güvercingöğsü mavi suyu akıp gitmekte belirsiz bir şekilde yatağına doğru… Ağlayanlar, gülenler ve derin sularda can verenler… Her şey akmakta sanki zamanlar da öyle… Bir geçmiş konakta kaldı sevdamız, ahdimiz, su üstüne yazı yazılan bir konakta… Belki de bir daha birbirimizi hiç göremeyeceğiz. Toprak bize yorgan olduğund! a, üzerimizde renk renk çiçekler açtığında anlayacağız belki de o an birbirimizi. Ne acı değil mi? Sanki en içten sevgiyle “Seni seviyorum, Allah sonsuza kadar seni başımızdan eksık etmesin” diyen sen değildin. Artık boş o günlerle hayıflanıp durmalar. Tozpembe bir sevdanın anlına yazılmış bir kez kapkara bir son…
Allah bütün aşkları köprü yapmış, kendine taşıyan bir köprü… Bütün turkuaz hayat suyu rengindeki sevgiler, aşklar ona akmakta, üzerinde sıra sıra köprüler… Yıllar geçse, bir aşk unutmaya yüz tutulsa, bir başka aşkı yollamakta Allah sinelere gizlice… Yıllar boyu yanıp yakılmak, bir yazgı ki sanki çaresiz âşıklara özgüce… Ömür gelip geçmekte ve konaklardaki taşıyıcı köprüler yürümekle bitecek gibi değil… Aşkın biri yok olduğunda bir diğeri başlamakta, o bittiğinde bir öteki… Ne bitmez bir aşk, ne bitmeyen bir köprü? Bu ne büyük bir tutsaklık? Yoksa suları mavi nehirler değil de akıp giden biz miyiz hayatlardan?
Aylar geçmişti, ihanet karası gecelerden aydınlığa çıktığım bir anda seni görmüştüm bir gün uzaktan. Tanımı olanaksız bir duygunun esiniyle kaldım öylece. Meğer seni ne kadar severmişim, ne kadar… Şu an sana kavuşmaktan korkmakta yüreğim. Ya değişmişsen, ya eski sen değilsen… Yokluğun her an acılara atmakta beni. Her an bir yerlere taşımakta sevdadan yana. Bu aşk gitmenle bitmedi. Bitseydi eğer, intikam dolu denizlerin kıyısında yüzer de sana öfke okları yağdırır dururdum bir ömür. Değil değil be iki gözüm, anlatılacak gibi değil bu sevda… Bazen kekremsi bir gözyaşı dolar gözüme. Süzülür yanaklarımdan aşağı. Adaklar adar, dualar ederim sana kavuşmak için yeniden. Zamanlar geçip geçip de gider, yokluğunun acısıyla yıkılır da kalırım öylece…
Biliyor musun boşu boşuna ayrılık meşalesini yaktın yarınlarımıza. Kendi ellerinle yok ettin en güzel yarınlarımızı. Seni sevenler olur, sana âşık olanlar da… Gün geçer, aylar yürür gider yıllara… Birgün gelecek sorgulayıp bulacaksın sevgimizin ayrımındaki farkı... Sen ruhunun mutluluk kandilini kendi kendine tutuşturamazsın, çevrendekiler de öyle… Evlendiğin insan da öyle… Bunu hayat anlatacak sana bir gün. Sevdalarımızda açan gülleri boşu boşuna arayacaksın çevrendeki bahçelerde. Sevgiden yana ellerini uzatıp durduğun her sevgi kandili çabucak sönüp gidecek, buna bir anlam veremeden koşup duracaksın sevdadan sevdaya… Senin de saçına aklar dolacak, senin de kalbini biri çelecek, ümit güllerin solacak, senin de yüreğini biri yakacak ve beni anlamanın kederi yüreğinde kalakalacaksın öylece. Birgün gelecek tutsak düşeceksin sen de s! onsuz bir aşkın eline… Unutmaya her adım attığında bulacaksın kalbinin derinliklerinde sonsuz sevdamızı… Üstelik hak helalliği dileyememenin vicdan azabı da bir acılı hayatla kol kola yaşam sürmeye adım atmanın tanımı olanaksız kederi de insafsız yüreğinde. Yanma yakılma zamanı geldiğinde seni de kuşatacak aşkların en unutulmazından bir anımsama. Rüzgârlar esecek, son bahar yaprakları dökülecek ve o an sevgiler saracak yüreğini ansızın… Ruhumuzu yaratan Allah getirecek bir gün sana bizi… Sen, sen daha ne acılar yaşayacaksın akıp giden bu hayatta… Tıpkı benim gibi…
Kırılgan şarkılar dinliyorum şimdi. Ayrılıklar üzerine yazılar yazıyorum… Ne yana dönsem ne yapsam boş kurtulamıyorum senden işte. Allah sevgiyi verir, yine O alırmış. Bu aşkı bir kor gibi yakan ben değildim, bitiren de… İnsan hamuru aşk ateşinin alevleriyle pişip olgunlaşırmış meğerse. Pişmedim ben yandım yakıldım yıllardır. Ah bir gelsen, yeniden başlasak her şeye… Yıldızları sermez miydim ayaklarının altına. En güzel güllerle karşılamaz mıydım seni. Biliyorum sen, sen olmaktan çıktın artık yüreğimde. Karşı konulmaz bir gülün kan kırmızı aşk alevi oldun bana. Aşk aklı dinlememekte… Son nefesime kadar da benimle olacaksın, biliyorum. Öğütlerin hiçbir anlamı yok şimdiki hayatımda. Sabahları kalktığımda seni bulurum çoğu zaman yüreğimde. Yürürüm gün boyu seninle birlikte…
Aşkla birileri gelmeyedursun yanıma. Seni görürüm o an, sen gelirsin aklıma. Gönül denen şeyi idare etmekten yoksun oluşumdan olsa gerek senin yerine hiçbir sevgiyi koyamadım yıllarca. Gülüşün, o eşsiz zekân, kısaca her ama her halin benim içindi sanki. Bir tek yazgın, yazgın bana değildi biliyorum. Şu an bendeki sana bakarak dinliyorum kalbinin sesini. Pişmansın yaptıklarına, bir nicedir göremiyorsun değil mi senin yüreğine seslen birini. Gizem ve efsane; sırlar ve tutkular… Sen ve ben… Çevrendekiler ne kadar sıradanlaşmakta giderek değil mi? Seni anlayan çıkmaz bu hayatta, senin kalbindeki en uçarı duyumsayışların tümüne birden seslenen hani nerede?
Gözlerim kapalı seni düşünmekteyim şu an, o melekler kadar saf olan yüreğinin pırpırlayan sesini duymaya çabalıyorum gönül illerinde epeydir. Gönlündeki kalpte sızı acıları dinliyorum zaman zaman. İhanet edip bir insanı yere vurmanın acısı sarmış epeydir yüreğini. Yanıp durmakta alev alev. Bu kez yanlış kapıyı çaldın sanırım. Seni o alevler yutacak birgün göreceksin. Suskunluğum, sabrım ve bize yok yere darbe vuruşunun ıstırabı vicdan azabına dönüşüp de sevgiyle karışık şekilde abanacak birgün üzerine olanca ağırlığıyla. Zaman sana fısıldayacak bir insanı yere vurmanın bedelinin ne olduğunu birgün. Evleneceksin, çocukların olacak ve kendini avuttuğun her köşe başında yolunu kesip de duracak vicdan azaplarının en büyüğü. Dönmek istedikçe batacaksın, battıkça dönmek isteyeceksin bir gün gelecek. Dünyaya geldiğine, böyle bir hata yaptı! ğına pişman olup çarmıhlara gerilip kalacaksın ruh dünyanda öylece. Yanlış adreslere gitmiştin son halinle; birini haksız yere yerlere vurduğunu anlaman, pişmanlıklar denizinde yüzmen neye yarar, neyi değiştirir ki artık?
O sevgi bir armağandı… Unutmaya uğraş verme boşu boşuna. Yandıkça yanıp Allah’a yaklaşmaktan başka çaremiz yok bugün. Allah’a döndürdükçe kalbini, yanacaksın her zaman. Yandıkça ölmeyi özleyecek, bilinmez olmaya doğru isteklice adımlar atacaksın böyle anlarında. Dilinde Onun en güzel isimleri, andıkça kendini bulacaksın, karanlık gecelerin aydınlanacak baştanbaşa. İşte o gün bizi anlayacak da ötelere yakın kılınacaksın gönül dünyandan. Güzel olandan yana ne varsa getirilecek sana ve biz gedeceğiz hayatından birgün gelecek. Dönsen, bizi göreceksin gibi olacağın bir ruhani yakınlık her zaman için seni sarıp sarmalayacak… Ben de öyle olurdum çoğu zaman; tıpkı şimdilerdeki sen gibi. Ne olacak halimiz? Şu anda aklım darmadağınık… Üst üste gelen sorular bütün benliğimi kuşatıp durmakta… Kaybolu! p giden sen miydin senin hayalinden yansıyan şeyler miydi? Bu sonsuz ve ilahi aşka gidişte sen bir köprü müydün bana, yoksa ben mi sana bir köprüydüm? Şimdi, şimdi çok daha iyi anlamaktayım kimi şeyleri. Sana son, en son olarak bir sır söyleyeceğim ikimizlik olan… Ya da boş ver bilme en iyisi! Yok olup da akıp giden aşkımız değildi. Evet değildi; çünkü aşk da aşkımız da ölümsüzdü hep… Galiba akıp giden, akıp giden bizdik hayatlardan…

 

 

 

 


Sevdiklerinizle Paylaşın
 
  BeNZeR KoNuLaR iLGiNiZi ÇeKeBiLiR
  • İkisini De Sevdim
  • Gelmesini hiç istemiyoruz bu misafir sormadan gelir
  • Oysaki yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz
  • Korkmak bir sevme tarzıdır
  • Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...
  • Sigara gibi hikaye
  • unutmazsam nasıl affederim?
  • Ayrılık acısını başka insanlar geçirmez
  • Bugüne kadar yanlış insanları sevmişiz neden mi?
  • Gözyaşları yanaklarda kavusur
  • Üşüyorum...
  • Yaşlıları bekleyen kötü son
  • SEVDAMIN ADINI SİZ YAZIN
  • SEVMEK Mİ SEVİLMEK Mİ?
  • Sus Gönlüm
  • Buyurun cenaze namazına
  • Kızılderililerden tek kelimelik hayat dersi
  • 'Nasıl... bir erkek arıyorsun?'
  • GERÇEK AŞK, boşanmak isteyen bir kadını nasıl mahçup etti?
  • Aşk acısından kurtulmanın yolları
  • SEN VE BEN Garip bir hal
  • Anahtar Kelimeler iccedilin, kadar, sevgi, buumltuumln, senin, zaman, giden, hayat, sonsuz, guumln, guumlzel, geldi, aşkın, varsa, insan, damla, yakıp, yoksun, Allah, yaşam

    Begendim (+) +6 Begenmedim (-)
    | | Yazan : selen | Tarih : 11 Ocak 2010 | Yorumlar : (0) | Gösterim : ( 3102 )
    Anasayfa <<<< Önceki Konu <
    > Sonraki Konu >>>> KABUS
    Yorum Yok
      Bu konuya daha önce yorum yazılmamış, Fikrinizi ilk siz paylaşmak istermisiniz?
    Bilgi
      Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize ÜYE OLmanız Gerekmektedir.
    YÖNETiM PANELi
       
    İsim
    Şifre

     
    Yeni Yıla Kalan Zaman!

    Güncel Online
       


    Gazete Sayfaları
       
       
    «    Ekim 2021    »
    PtSaÇrPrCuCtPz
     
    1
    2
    3
    4
    5
    6
    7
    8
    9
    10
    11
    12
    13
    14
    15
    16
    17
    18
    19
    20
    21
    22
    23
    24
    25
    26
    27
    28
    29
    30
    31
    Döviz Kurları
       

    Altın Fiyatları
       
    Yeni Konular
       
    » Xiaomi Mi 10 Pro
    » Corona Virüsü Nedir?
    » Güneşimi Kaybettim
    » Mevlana'dan
    » Black Panther
    » Elektrik faturaları azalacak
    » Kuzalan Tabiat Parkı
    » Burun estetiği
    » Japonya'da robotlar
    » Nokia 3310’un 4G desteklisi geliy ...
    Rastgele Konular
     

    » UltraDefrag 6.0.1 Final Portable
    » Babama Sen Söylesene Anne!
    » Bu Kadarıda Fazla
    » İNSANLAR ÇÖP KAMYONU GİBİDİR...
    » Seni İstiyorum - Ebru Gündeş
    » Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ...
    » WinRAR 5.20 Final Portable
    » Cep telefonlarında devrim
    » Test Yapin
    » Bunları Biliyormusunuz


    Yazan: ARG

    En Çok Okunan Konular
     
    İstatistikler
       
    ARG
    Konular: 2769
    Yorumlar: 746
    fredy4518
    Konular: 2668
    Yorumlar: 0
    selen
    Konular: 2410
    Yorumlar: 239
    trip
    Konular: 1980
    Yorumlar: 160
    akgs
    Konular: 681
    Yorumlar: 237
    boncukvet
    Konular: 349
    Yorumlar: 236

    Makale İstatistikleri
     »   Son 1 Saat: 0
     »   Bugün: 0
     »   Bu Ay: 0
     »   Toplam Makale: 13037
     »   Yayınlanmayı Bekleyen: 0

    Üye İstatistikleri
     »   Bugün: 0
     »   Son 1 Saat: 0
     »   Bu Ay: 0
     »   Toplam Üye: 24841
     »   Yasaklı Üye: 1

    Yeni Üyemiz
     »  zonawm
    Arşiv
       

    A

    R

    Ş

    İ

    V

    Mart 2020 (2)
    Temmuz 2018 (2)
    Şubat 2018 (6)
    Ocak 2018 (1)
    Eylül 2017 (4)
    Ağustos 2017 (2)
    Anket
       

    Mükemmel
    Çok İyi
    Normal
    Beğenmedim
    Fikrim yok


     
     
    ,.-~*`*~-.-(_ Türkiye's portal | 2007 | design by arguney _)-,.-~*`*~-.
    Clicky Web Analytics