Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.? Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!... Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık.
Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize.
Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık.
Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun.
Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da... güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz...
Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen... seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde.
Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal...
AYRILIP Ne olursa olsun soğuk bir kelime.. Koparan, bitiren bir kelime.. Ne yazık ki hiç istemesekte, sevmesekte, soğuk desekte, yemek gibi, içmek gibi,hayatımızın özünde olan bir kelime.. Annemizden kopup ayrılarak dünyaya geldik, dünyadan kopup ayrılarak diğer ebedi aleme gideceğiz. Çocukluktan ayrılıp gençliğe, gençlikten ayrılıp olgunluğa, olgunluktan ayrılıp yaşlılığa, yaşlılıktan ayrılıp dünyaya veda etmek.. Aslında her an, her dakika biz farketsekte farketmesekte bir şeylerden ayrılarak yaşıyoruz. Ayrılık ve veda.. Hayatın ve yaşamın özündeki, tohumundaki sayılı kelimelerden... Benim size bahsetmek istediğim veda ise bilerek, acı çekerek, fark ederek, istemesekte bir türlü yakamızı bırakmayan yani sonunda ayrılığın kesin olduğu veda.. Hani olur ya.. Bazen yaşam önümüze türlü fırsatlar sunar ve biz bu fırsatları sonuna kadar değerlendirmekten zevk duyarız...
Bir yerlere gideriz, sonunda ayrılık olan bu yeri çok severiz. Bir insan tanırız, öyle severiz,öyle bütünleşiriz ki onunla, ayrılmak aklımızın ucundan bile geçmez. Öyle bir insandır ki tanıdığınız, her şeyi paylaşmışsınızdır ama hala daha paylaşacak çok şeyiniz olduğunu bilirsiniz.. Yaşamınıza yer etmiş, kalbinizde silinmeyecek bir tahta oturmuştur.. Bu insan ya bir arkadaştır, ya bir dost, ya bir büyük, ya da bir sevgili.. Hiç fark etmez.. Sizle bütünleşmiştir işte.. Ama her şeyin sonunda ayrılık olduğu gibi bu diyaloğunda sonu gelmiştir.. Güzele veda her şeyden zor gelir; ama gelir işte.. İnsanoğlu her şeye alışır; alışılması en güç olansa ayrılıktır....
Nerden mi çıktı bunlar? Niye mi anlatıyorum? Paylaşmak dertleri azaltır derler.. Her ne kadar azaltmadığını bilsekte, bildiğimiz az da olsa rahatladığımızdır.. Biliyorum ki sizinde yaşamınızda değer verdiğiniz bir kişiden yada bireylerden ayrıldığınız olmuştur ve bunları hissettikleriniz.. Söylemek istediğim yalnız değilsiniz.. Yalnız olmadığınızın en büyük göstergesi ise paylaşabilmektir.. İşte bende kendime ve sizlere yalnız olmadığımızı ispatlayabilmek adına paylaşıyorum bütün bunları..
Biliyor musunuz? Ayrılık bir gerçekse eğer ve gerçekleri yaşamaya mecbursak; alışmaya çalışacağımız çok şey olmalı.. Yaşamaya mecbur olmadığımız şeyse, ayrıldığımızı unutmaktır.. Bırakın yaşamaya mecbur olduğumuz tek şey ayrıldığımıza inat onu tüm benliğimizle yaşatabilmek olsun.. İşte ayrılığın özü budur.. Elindekinin değerini yitirdikten sonra anlamak hiç bir şey ifade etmeyecektir. Ayrılık ve veda bize elimizdekini yitirmeden onu benliğimizde yaşatabilmeyi öğretir.. Önemli olanda bu değil midir zaten? O zaman yaşamımızdaki her şey bir gün mutlaka ama mutlaka bize veda edip ayrılacaklarsa onları yitirmeden benliğimizde yaşatıp, değerlendirmeyi öğrenmeliyiz.. Sizler adına değil; kendime tüm bu sözlerim.. Sadece sizlerle paylaşmak istedim.. Eğer ki hiç ama hiç istemediğiniz bir ayrılık yaşadıysanız, tavsiyem şu tatlı sözcükleri gömün kalbinize..