ARGUNEY SiTESi TURKiYE' s PORTAL
Dünya Saatleri
SiTE REHBERi
   
Astroloji
Ata Sözlerimiz
Bilgisayar Dünyası
Biliyormusunuz
Bitkiler
 
Cumhurbaşkanlarımız
Dini Konular
Download Program
Dünya Rekorları
Ekonomi
 
Faydalı Bilgiler
Fıkralar
Futbol Süper Lig
 
Genel Konular
Günün İçinden
Güzel Sözler
 
Hikayeler
Hava Durumu T.G
Hayvanlar Alemi
Hazır Mesajlar
 
Karışık Resimler
Komik Resimler
Komedi Mizah
Müzik Köşemiz
 
Oyunlar
Otomobil Dünyası
Önemli Linkler
 
Photo Shop Online
Rüya Yorumları
 
Sağlık Köşemiz
Slayt & PPS
Sinema -Tiyatro
Sözlük-Translate
Şiirler & Aşk'a Dair Sözler
Sahibinden Satılık
 
Teknoloji
Wallpaper
Video Klip
Yemek Tarifleri
 
GooGLe aRa
   

Web'te Türkçe

Radyo
   
Site içinde ara
   

Hava DuRuMu
   

Istanbul:
Antalya:
Izmir:
Ankara:
Van:
Edirne:

5 Günlük Haritalı Tahmin

Günlük FALINIZ
   



ReKLaM
   
_______________
_______________
_______________
TLF: 05353370000
_______________
TLF: 05353370000
_______________
Yeni Yorumlar
   
Yazan: ARG, Konu:
Ayla
Özlü Sözler
   
Kimler Online
   

Online üyeler : - Hicbiri

Konuklar : 29

Arama Motorları : ArrayoBot, oBot, oBot, oBot, Yandex Bot, oBot, spider Bot, oBot, oBot, oBot

Toplam ( 43 ) OnLine

ARGUNEY

 

 
 
  FAKİR VE KÖR 
  Kategori: H İ K A Y E L E R

 

 

"FAKİR ve KÖR"
Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır..

Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar.

Fakir olanı biteni anlatır.

Kör, teselli vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, evinde kalmasını, ekmeğini çorbasını kendisiyle paylaşmasını ister ve ısrarda eder.

Fakir onun içtenliği ve ısrarı karşısında kabul eder, onunla gider.

Kör ona karşı çok güzel bir konukseverlik gösterir. Fakirin, hem karnı doyar hem de gönlü hoş olur. Gönlü öyle hoş olur ki, o hoşnutluk içinde:


- Sen bana evini açtın, sen bana gönlünü açtın, Kadir Mevlamda senin gözünü açsın, diye dua eder.

Gece olur, körde bir gariplenir bir gariplenirki, o gariplik içersinde gözünden birkaç damla yaş damlar, gözleri birden açılır. Görmeğe başlar.

Körün görmesi ile ilgil i haber bir anda şehirde yayılır. Yer yerinden oynar. Bu haberi onu kapısından kovan, kovmakla kalmayan taş yüreklide duyar. İşin doğruluğunu anlamak için gözü açılan şahsa gelir:

- Çok şanslıymışsın. Gözün nasıl açıldı, kim açtı.

- Hey! seni gidi gafil seni, sen nasıl bir adammışsınki, öyle bir mübarek zatı azarladın ,üzdün, yüzünü yıktın. devlet kuşunu bıraktın, baykuş ile meşgul oldun. Gözümün kapısını, senin yüzüne kapıyı kapattığın o kimse açtı.

- Desene kendime yazık ettim, öyle bir doğanmışki öyle bir devletmiş ki, kıymetini bilemedim, bana değil sana nasip oldu, ben avlayamadım sen avladın, der ve kıskançlıkla parmağını ısırır.

Dişini sıçan gibi hırsa batırmış kimse koca doğanı nasıl avlayabilir? İyilerin bastıkları toprak dermandır, göz açar. Ancak gönül gözü kör olanlar o dermandan gafildirler, kıymetini ne bilsinler.

 


 

"Zengin Adamın Hacca Gidişi"

Evvel zaman içinde malı mülkü dünyaya sığmayacak kadar zengin bir adam varmış. Bu adamın aynı zamanda kıskançlıkta üzerine yokmuş.

Bir gün, bu zengin adam hacca gitmeye karar vermiş. Yola koyulan adamın önüne bir süre sonra çok büyük bir dağ çıkmış. Bunun üzerine adam, dağın geçidinden geçmeye tam karar vermişken geçidin ortasında küçük bir kutu görmüş. Ondan sonra adamcağız kutunun içindekini merak edip kutuyu açınca bir de ne görsün! Kutudan küçücük bir yılan çıkmış ve yılan yavaş yavaş büyüyerek dağın geçidini kaplayacak büyüklüğe erişmiş. Korkudan dili tutulan adam ne yapacağını bilemez olmuş. Bunun üzerine zengin adam, büyük yılandan, geçitten geçmek için izin istemiş ama ne yaptıysa yılanı ikna edememiş. O anda nereden çıktığı belirsiz beş atlı adam belirmiş adamın yanında. Adama:

“Hey, zengin kişi burada ne işin var, ne yapıyorsun buralarda?” diye sormuşlar.
Adam:

“Adamcağızlar ne yapayım, buradan geçmeye çalışıyorum ama sizin de gördüğünüz gibi geçmek mümkün değil.

Zengin adamın bu sözü üzerine beş atlı adam yılanı yolun ortasından çekilmesi için ikna etmeye çalışmışlar, ama ne yaptılarsa nafile. Yılanın ikna olmayacağına kanaat getiren adamlar atlarını düze sürüp oradan ayrılmışlar.

Zengin adam çaresizlik içerisinde yılanın yoldan çekilmesini beklerken birdenbire otuz atlının kendisine doğru yaklaştığını görmüş.
Adamlar, zengin adamın yanında durup ona:
“Hey, zengin kişi burada ne yapıyorsun?” diye sormuşlar.
Adam:
“Şu karşımda duran yılanın yolumdan çekilmesini bekliyorum.”demiş.
Bunun üzerine adamlar yılana:
“Ey yılan, sen niçin bu adamın yolunu kesiyorsun?”demişler.
Yılan adamlara dönerek:
“Bu kıskanç ve yardımı sevmeyen adama geçit vermek istemiyorum.”demiş.
Yılan bunları söylerken aniden zengin adamın yanında yaşlı, topal bir adam belirmiş. Yaşlı, topal adam zengin adama dönerek sormuş:
“Ey, zengin adam, ne için burada öylece duruyorsun?” demiş.
Bunun üzerine zengin adam yaşlı adama dönerek:
“Durmayıp da ne yapayım, görmüyor musun ki bu büyük yılan bana geçit vermiyor.”demiş. Yaşlı adam yılana bakarak:
“Ey yılan, seni daha önceden buralarda hiç görmemiştim, buralara nereden geldin böyle.”demiş. Geçitte öylece yatan büyük yılan, yaşlı adama:
“Ben hiçbir yerden gelmedim, şuracıkta görmüş olduğun kutunun içinden çıktım.”demiş. Bunun üzerine yaşlı adam:
“Sen ancak şu zengin adamı aldatabilirsin, sen bu koskoca gövdenle nasıl olur da bu küçücük kutudan çıktığını söylersin, buna inanmak mümkün değildir.” demiş.

Yılan:
“Neden inanmıyorsun? İstersen sana gösterebilirim.” diyerek yavaş yavaş küçülmeye başlamış ve kutunun içine girerek kutudan başını çıkarmış, sonra da adama dönerek:
“İşte gördün ya, sığabiliyorum.” demiş.
Yaşlı, topal adam:
“Başını da kutuya sokabilir misin?” demiş.

Yılan bu söz üzerine kutunun dışında kalan başını da kutuya sokmuş. Bunun üzerine yaşlı adam hemen kutunun ağzını sıkıca kapamış. Zengin adama dönerek:

“Ey insanoğlu, senin yanına önce gelen beş atlı, senin beş vakit namazındır. Ondan sonra gelen otuz atlı, senin tutmuş olduğun otuz günlük orucundur. Ben ise, vaktiyle bir garibe vermiş olduğun yarım ekmek parçasının sevabıyım. Ama vermiş olduğun ekmek parçası yarım olduğun için, benim de bir ayağım senin de gördüğün gibi aksak kaldı.” demiş.
"Mektup"

''En Sevgili'ye ait son anı/olay günümüzden...Şu içinde bulunduğumuz yıllardır... Bir ''Kutlu Doğum'' haftası nedeniyle bir ilk öğretim okulunda, ders içinde, ''Peygember'e Mektup''yarışması düzenlenmiştir...Birincilik 9 yaşında bir kız çocuğunundur...Ödül töreni düzenlenir...Genç bir öğretmen hanım,birinciliği kazanan mektup elinde,kürsüye gelir,okumaya başlar.
''Nur yüzlü,gül kokulu Sevgili Peygamberim burada durur devam edemez...yazan,9 yaşında bir kız çocuğu;okuyan,genç bir hanım;ağlayan,onlarla beraber bütün bir salondur...Öğretmen hanımisesi titreyerek bir deneme daha yapar,yine okuyamaz...sonra bir deneme daha...hıçkırıklara boğulur...Mektubu bu kez de Genç bir erkek öğretmen alır... O,yutkuna yutkuna da olsa mektubu okumayı başarır..
''Nur yüzlü gül kokulu Sevgili Peygamberim!''seni çok ama çok seviyorum o temiz,pak ellerini öpmek inşallah nasip olur senin Nur yüzünü görmek,Dünya'nın en güzel sözlerini senden dinlemek o gül kokunu duymak inşallah bana ve diğer müslamanlara nasip olur.
sen müslümanlığı yaymak için çabaladın inşallah biz de çabalarız ki sen mutlu olasın senin mutlu olman için canımı bile veririm Cennete girersem ilk işim seni bulmak olur.
Senin o güzel Hadis-i Şerflerini dinlemek çok hoşuma gidiyor.Senin o Nurlu ellerini binlerce kez öpüyorum.Çok iyi bir kişi olursam rüyama girermisin?
Müslamanları oluşturmak için ne kadar çaba sarfettin.Sorularımla seni sıkıyorsam binlerce kez özür dilerim.Sen her şeye layıksın.Altı yaşında yetim kaldın.Bu nasıl bir duygu anlatır mısın?
Seni çok seviyorum.Ellerinden milyonlarca kez öpüyorum...
''Seni Seven Torunun, Büşra...''
Bazı sözler vardır,öyle tam,öyle anlatmak istediğini eksıksiz ifade eden cinstendir ki,aynı konuda o sözlerden sonra söylenecek her kelime yalan,her kelime eksıktir Küçük Büşra'nın mektubu da bu ''tam sözlerden''biri... Şükürler olsun Rabbim sevdiğinden ve sevdiğimizden 1.400yıl uzaklaşmış bir zamanda bile ona (SAV) Ey Sevgili diyebildiğimiz için sana Şükürler Olsun...
"Namazlarımızı Geciktirirsek"

Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ''Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı?'' Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan
okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.

Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu. Ne oluyorsa, hep... namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayıp, "Yine geciktirdim namazı." dedi kendi kendine.

Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi. "Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana." dedi. Çok seviyordu onu ...Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki... hicabından renkten renge girerdi.
O gün akşama kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde. Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu şekil tefekkür etmeyi severdi. Gözleri kapanır gibi oldu. "Ne kadar da yorulmuşum." dedi. Daldı gitti öylece....

Kıyamet kopmuştu. Mahşeri bir kalabalık vardı. Her yön insanlarla doluydu. Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; Kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu. Yüreği yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor,soğuk soğuk terler döküyordu. Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için köşe taşı olmuşlardı. Ama mahşer meydanında ki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti.

Hesap ve sorgu devam ediyordu. Bu arada onun ismini de okudular. Hayretle bir sağa, bir sola baktı. "Benim ismimi mi okudunuz?" dedi dudakları titreyerek.....

Kalabalık birden yarılmış, bir yol olmuştu önünde. İki kişi kollarına girdi. Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi. Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü. Merkezi bir yere gelmişlerdi. Melekler her iki yanından uzaklaştılar. Başı önündeydi. Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden...." Şükürler olsun " dedi, kendi kendine ve devam etti; " Gözlerimi dünyaya açtım,Hep hizmet eden insanları gördüm. Babam sohbetlerden sohbetlere koşuyor, malını islam yolunda harcıyordu. Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu. Ben ise, hep bu yolda oldum. İnsanlara hizmete çalıştım. Onlara Allah'ı anlattım. Namazımı kıldım. Orucumu tuttum. Farz olan ne varsa yerine getirdim. Haramlardan kaçındım. "Kirpiklerinden aşağı gözyaşları dökülürken, "Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum." Diyordu. Ama bir yandan da "O'nun için ne yapsam az, Cennet'i kazanmama yetmez." Diye düşünüyordu.Tek sığınağı Allah'ın rahmetiydi.

Hesap sürdükçe sürdü. Boncuk boncuk terliyordu. Sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu. Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi
bekliyordu. Sonunda hüküm verilecekti. Vazifeli melekler ellerinde bir kağıt, mahşer meydanında ki kalabalığa döndüler. Önce ismi okundu. Artık ayakları tutmaz olmuştu. Neredeyse yığılıp kalacaktı. Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti.

Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Kulakları yanlış mı duyuyordu? İsmi cehennemlikler listesindeydi. Dizlerinin üstüne yığıldı. Hayretten dona kalmıştı." Olamaaaazzzz " diye bağırdı. Sağa sola koşturdu. "Ben nasıl Cehennemlik olurum? Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum. Onlarla beraber koşturdum. Hep rabbimi anlattım." Diyordu.

Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu. Vazifeli iki melek kollarından tuttu. Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak
alevleri göklere yükselen Cehennem'e doğru yürümeye başladılar. Çırpınıyordu. Medet yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?

Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü.."Hizmetlerim... Oruçlarım.... Okuduğum Kur'anlar......Namazım....Hiçbiri beni kurtarmayacak mı?" diyordu. Bağıra bağıra yalvarıyordu. Cehennem melekleri onu hiç sürüklemeye devam ettiler. Alevlere çok yaklaşmışlardı. Başını geriye çevirdi. Son çırpınışlarıydı.

Resülullah, "Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler." Buyuruyordu. "Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?" diye düşünüyordu.

" Namazlarım.....Namazlarım....Namazlarım." diye diye hıçkırdı. Vazifeli melekler hiç durmadılar. Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler. Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu. Son bir defa dönüp geriye baktı. Artık gözleri de kurumuştu. Ümitleri sönmüştü. Başını öne eğdi. İki büklüm oldu.

Kollarını sıkan parmaklar çözüldü. Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi. Vücudunu birden bire havada buldu. Alevlere doğru düşüyordu. Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu.

Başını kaldırdı. Yukarıya baktı. Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı. kendisini yukarıya çekti. Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı.

"Siz de kimsiniz ?" dedi.
İhtiyar gülümsedi: " Ben senin namazlarınım."

"Neden bu kadar geç kaldınız ?Son anda yetiştiniz. Neredeyse düşüyordum."dedi....

İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; Başını salladı;

" Sen beni hep son anda yetiştirirdin, ...hatırladın mı?


Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı. Kan-ter içinde kalmıştı. Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı. Yatsı ezanı okunuyordu.Bir ok gibi yerinden fırladı. Abdest almaya gidiyordu.
"İKİ ARKADAŞ"

İki arkadaş varmış. Bunlar Allahiçin hayırlı bi şey yapmak istemişler. Beraber yola çıkmışlar. Arkadaşlardan birisi yolun üzerindeki bir mağarayı göstermiş ve 'ben bu mağaraya gireceğim ve burada Allah'a 40 sene ibadet edeceğim' demiş. Diğeri ise 40 sene boyunca ilim öğreneceğini söylemiş. Aradan 40 sene geçmiş ilim öğrenmeye giden arkadaşı mağarada olan arkadaşının yanına gitmiş ve mağarada olan arkadaşı namaz kılıyormuş, arkadaşına 'hemen selam ver'demiş.selam verdikten sonra. Diğeri 'neden' diye sormuş.'o sarığının arasındaki ne' diye sormuş arkadaşı 'sorma kardeş ben bir hata yaptım mağarada bir fare beni sürekli rahatsız ediyordu ben de yalnışlıkla üstüne bastım ve onu öldürdüm. Sonra bu yaptığıma çok pişman oldum ve onu aldım sarığımın arasına sardım kendimi affettire bilmek için 40 sene boyunca onunla ibadet ettim'demiş. İlim öğrenen 'arkadaşım sen 40 sene boyunca boşuna ibadet etmişsin dinimizde namaz kılarken Necasetten taharet gerekir yani temiz olmamız gerekir buyuruluyor.'demiş.

   ARKADAŞLAR İLİM ÖĞRENMEK HER MÜSLÜMANA FARZDIR BUYURULUYOR. HEPİMİZ BOŞYERE İBADET ETMEKTENSE İLİM ÖĞRENİP İBADET ETMEK DAHA İYİDİR...

"İHTİYARIN DERSİ"

Bir zaman çok zengin bir adam, çocuklarına şöyle vasiyette bulunur:

Ben ölüp yıkanınca, şu eski çoraplarımı ayağıma geçirin, ben bunlarla gömülmek istiyorum.

Vakit saat gelir bu zengin vefat eder.

Cenaze yıkandıkdan sonra oğulları çorapları alıp getirirler:

Babamızın vasiyeti var, şu eski çorapları ona giydireceğiz derler.

Cenazeyi yıkayan hoca efendi bunu katiyyen kabul etmez.

Bu sefer müftüye çıkarlar. O da

Dinimizde böyle birşey yok deyip reddeder.

İster istemez, babalarının vasiyetinden vazgeçmek mecburiyetinde kalırlar.

Cenazeyi defnedip kabirden evlerine dönünce komşularından biri elinde bir mektupla gelir.

Babanız çok önceleri bu mektubu, bana vererek, benim cenazem gömülüp oğullarım eve dönünce kendilerine ver demişti der.

Mektubu açıp okuyunca, babalarının en son ibretli dersini şu ifadelerle verdiğini görürler:

Evlatlarım, işte gördünüz; eski çoraplarımı bile kabrime götüremedim. Aklınızı başınıza alınız. Ne yapacaksanız hayatta yapıp öbür aleme gönderiniz. Aldanmakta fayda yok.Allah mekanını cennet etsın hem çocuklarına hemde ıyı bır ders verdiği için.
inna LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN(şuphessiz Allahtan gelmiş ve Allaha döneceğiz)

Sevdiklerinizle Paylaşın
 
  BeNZeR KoNuLaR iLGiNiZi ÇeKeBiLiR
  • İkisini De Sevdim
  • Gelmesini hiç istemiyoruz bu misafir sormadan gelir
  • Oysaki yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz
  • Korkmak bir sevme tarzıdır
  • Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...
  • Sigara gibi hikaye
  • unutmazsam nasıl affederim?
  • Ayrılık acısını başka insanlar geçirmez
  • Bugüne kadar yanlış insanları sevmişiz neden mi?
  • Gözyaşları yanaklarda kavusur
  • Üşüyorum...
  • Yaşlıları bekleyen kötü son
  • SEVDAMIN ADINI SİZ YAZIN
  • SEVMEK Mİ SEVİLMEK Mİ?
  • Sus Gönlüm
  • Buyurun cenaze namazına
  • Kızılderililerden tek kelimelik hayat dersi
  • 'Nasıl... bir erkek arıyorsun?'
  • GERÇEK AŞK, boşanmak isteyen bir kadını nasıl mahçup etti?
  • Aşk acısından kurtulmanın yolları
  • SEN VE BEN Garip bir hal
  • Anahtar Kelimeler zengin, için, çok, üzerine, senin, sonra, öyle, adamın, nasıl, Bunun, adama, yılan, demiş, içinde, dönerek, kutunun, namaz, yerinden, burada, devam

    Begendim (+) +4 Begenmedim (-)
    | | Yazan : selen | Tarih : 10 Ocak 2011 | Yorumlar : (0) | Gösterim : ( 4042 )
    KALBİME SENİ YAZDIM <<<< Önceki Konu <
    > Sonraki Konu >>>> Anasayfa
    Yorum Yok
      Bu konuya daha önce yorum yazılmamış, Fikrinizi ilk siz paylaşmak istermisiniz?
    Bilgi
      Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize ÜYE OLmanız Gerekmektedir.
    YÖNETiM PANELi
       
    İsim
    Şifre

     
    Yeni Yıla Kalan Zaman!

    Güncel Online
       


    Gazete Sayfaları
       
       
    «    Kasım 2021    »
    PtSaÇrPrCuCtPz
    1
    2
    3
    4
    5
    6
    7
    8
    9
    10
    11
    12
    13
    14
    15
    16
    17
    18
    19
    20
    21
    22
    23
    24
    25
    26
    27
    28
    29
    30
     
    Döviz Kurları
       

    Altın Fiyatları
       
    Yeni Konular
       
    » Xiaomi Mi 10 Pro
    » Corona Virüsü Nedir?
    » Güneşimi Kaybettim
    » Mevlana'dan
    » Black Panther
    » Elektrik faturaları azalacak
    » Kuzalan Tabiat Parkı
    » Burun estetiği
    » Japonya'da robotlar
    » Nokia 3310’un 4G desteklisi geliy ...
    Rastgele Konular
     

    » HÜZÜN VE MUTLULUK ACABA HANGİSİ G ...
    » TESTERE-SAW 5
    » IconWorkshop 6.62 Portable
    » Nil Özalp - Kalp Boş Yeni Klip 20 ...
    » Process Hacker 2.31 Portable
    » BricsCad Pro 12.1.10 Portable
    » Ata demirer -bu fasulya yedi bucu ...
    » WYSIWYG Web Builder 8.2.1 Portabl ...
    » Kredi yapılanlandırmada faiz
    » SONER 2010 PAS


    Yazan: Serega345

    En Çok Okunan Konular
     
    İstatistikler
       
    ARG
    Konular: 2769
    Yorumlar: 746
    fredy4518
    Konular: 2668
    Yorumlar: 0
    selen
    Konular: 2410
    Yorumlar: 239
    trip
    Konular: 1980
    Yorumlar: 160
    akgs
    Konular: 681
    Yorumlar: 237
    boncukvet
    Konular: 349
    Yorumlar: 236

    Makale İstatistikleri
     »   Son 1 Saat: 0
     »   Bugün: 0
     »   Bu Ay: 0
     »   Toplam Makale: 13037
     »   Yayınlanmayı Bekleyen: 0

    Üye İstatistikleri
     »   Bugün: 0
     »   Son 1 Saat: 0
     »   Bu Ay: 0
     »   Toplam Üye: 24841
     »   Yasaklı Üye: 1

    Yeni Üyemiz
     »  zonawm
    Arşiv
       

    A

    R

    Ş

    İ

    V

    Mart 2020 (2)
    Temmuz 2018 (2)
    Şubat 2018 (6)
    Ocak 2018 (1)
    Eylül 2017 (4)
    Ağustos 2017 (2)
    Anket
       

    Mükemmel
    Çok İyi
    Normal
    Beğenmedim
    Fikrim yok


     
     
    ,.-~*`*~-.-(_ Türkiye's portal | 2007 | design by arguney _)-,.-~*`*~-.
    Clicky Web Analytics