. ağzi sulanır, fakat daha sonra yemek üzere masasının çekmecesine koyar. Kısa bir süre sonra acil bir iş için dişarı çağırılır. Öğrencilerine yapılacak bir sürü iş verir. “Herseyi anladığınızı kabul ediyorum, yoksa kötü olur” kapıya vardığında bir şey daha der. “Benim düsmanlarım var pek çok düşman, bana sürekli zehirli et, zehirli tatlı gönderilir. Hatta, “zehirli baklava yemeden önce test etmem gerekir, bu şekilde uyarıldınız. Daha uzun bir ömür isterseniz, bana gönderilen hiç bir şeye dokunmayın, özellikle baklavaya. “Hoca gider gitmez; yeğeni, öğrencilerinden biriydi masaya gider ve baklavayı alır. “Yapma!” diye bağırır arkadasları. “onlar zehirli olabilir!” Çocuk onlara sırıtır: “Tabii ki değiller,” der. “O sadece kendisine saklamak istiyor.” Ve başlar tepsiye. “gercekten çok iyi” der ve bir baskasını yer. Yere düşüp kıvranmadığını gören arkadaşları, Hoca’nın masasının etrafına toplanırlar ve baklavayı paylaşırlar. “Fakat hepsinin gittiğini görünce biz ona ne diyeceğiz?” der içlerinden biri, ağzındaki kırıntıyı silerken. Hoca’nin yeğeni sadece gülümser. Hoca döndüğünde doğruca masasına gider ve çekmecesiniaçar ve öğrencilerine hışımla bakar. “biri” der “Biri masamdaymiş. sessizlik vardir. “biri” “Çekmecemdeymiş.” Sessizlik. “Ve biri baklavayi yemis.” “bendim” der yeğeni. “sendin! Size anlattığım şeyden sonra?” “evet.” “belki açıklaman vardır, eğer öyleyse, ölmeden önce duymak isterim.” “şey” der yeğeni “Bana verdiğin iş çok zordu, hiç birini yapamadım, yaptığım herşey yanlış. Senin çok kızgın ve ailemin hayal kırıklığına uğrayacağını biliyordum. Öyle utandığımı hissettim ki, yapılacak tek seyin hayatıma son vermek olduğuna karar verdim. Böylece senin zehirli baklavanı yedim. O an düsünebileceğim tek yol o idi, fakat eğlenceli olan şey, henüz hiçbir şey olmadığıdır, nedenini merak ediyorum. Hoca yeğeninin masum açıklamasını kısa bir süre inceler: “Belki, yapmış olduğun işe bir bakmam için sadece ertelenmiş bir cezadır.”