ARGUNEY SiTESi TURKiYE' s PORTAL
Dünya Saatleri
SiTE REHBERi
   
Astroloji
Ata Sözlerimiz
Bilgisayar Dünyası
Biliyormusunuz
Bitkiler
 
Cumhurbaşkanlarımız
Dini Konular
Download Program
Dünya Rekorları
Ekonomi
 
Faydalı Bilgiler
Fıkralar
Futbol Süper Lig
 
Genel Konular
Günün İçinden
Güzel Sözler
 
Hikayeler
Hava Durumu T.G
Hayvanlar Alemi
Hazır Mesajlar
 
Karışık Resimler
Komik Resimler
Komedi Mizah
Müzik Köşemiz
 
Oyunlar
Otomobil Dünyası
Önemli Linkler
 
Photo Shop Online
Rüya Yorumları
 
Sağlık Köşemiz
Slayt & PPS
Sinema -Tiyatro
Sözlük-Translate
Şiirler & Aşk'a Dair Sözler
Sahibinden Satılık
 
Teknoloji
Wallpaper
Video Klip
Yemek Tarifleri
 
GooGLe aRa
   

Web'te Türkçe

Radyo
   
Site içinde ara
   

Hava DuRuMu
   

Istanbul:
Antalya:
Izmir:
Ankara:
Van:
Edirne:

5 Günlük Haritalı Tahmin

Günlük FALINIZ
   



ReKLaM
   
_______________
_______________
_______________
TLF: 05353370000
_______________
_______________
Yeni Yorumlar
   
Özlü Sözler
   
Kimler Online
   

Online üyeler : RandallWek, NikaBriva, Thomassic, NitaVora, kexempips, kexempips

Konuklar : 9

Arama Motorları : ArrayYandex Bot, Yandex Bot, Yandex Bot, Yandex Bot, Google Bot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot

Toplam ( 79 ) OnLine

ARGUNEY

 

 
 
 
 
  Şarap Saklama - Şarap Satın Alma - Şarap ve Yemek 
  Kategori: BİLİYORMUSUNUZ

 

 

 

 

Şarap saklarken nelere dikkat edilmeli?

Şarabı diğer içkilerden ayıran en önemli özelliklerden biri yaşayan bir varlık olmasıdır. Her şarap, tıpkı insan gibi doğar, gelişir, bir süre sonra yaşam eğrisi inişe geçer ve en nihayet canlılığını yitirir. Oldukça hassas bir yapıya sahip olan şarap, uygun koşullarda saklanmalıdır.

SABİT ISI: Şarabın sağlıklı bir şekilde kavda yıllanması için şarabın saklandığı ortamın ısısı sabit olmalıdır. Önerilen ideal sabit saklama sıcaklığı 16-18 °C arasındadır. Isı değişimlerine bağlı olarak gelişimi hızlanan veya yavaşlayan şarapların bir süre sonra gelişimleri aksaması sonucu şarap bozulur.

IŞIK: Işık da şarabın gelişimini hızlandıran faktörlerden biridir. Dolayısıyla güneş ışığı ve kuvvetli aydınlatmaya maruz kalan şarapların sağlıklı gelişimi olumsuz etkileneceğinden, ideal saklama ortamında güçlü bir ışık kaynağı olmamalıdır.

NEM: Uygun saklama için önerilen ideal nem oranı yüzde 75 civarındadır. Saklama ortamının havası kuru olursa mantarın kuruyarak çatlama olasılığı doğacaktır. Mantarın kuruması halinde, çatlayacağından ve hava geçireceğinden şarabın okside olarak bozulmasına sebep olacaktır. Aşırı nem de mantarın çürümesine yol açacaktır. Ortam havasının sürekli tazelenmesi de mantarların sağlıklı kalması açısından önemli olan diğer bir husustur.

VİBRASYON: Sürekli vibrasyon ve sarsıntı şarabın yapısını bozacaktır. Bu yüzden şarabı, sarsıntıya maruz kalacağı ortamlarda uzun süreli bırakmamak gerekmektedir.

YATIK SAKLAMA: Yatık saklanan şarapların mantarları sürekli ıslak kalacağından, mantarın kuruması engellenir. Şarap mantarı kurursa çatlar ve hava geçirir. Havayla temas eden şarap okside olur ve bozulur.) korunmazsa bozulur ve gelişimini sürdüremez.

Tarih boyunca şarabı bozulmadan saklayabilmek için çeşitli kaplar ve yöntemler kullanılmıştır.
Antik çağlarda, şarap toprak testilerde -amforalarda- saklanmaktaydı. Isı yalıtım özelliğinden ötürü tercih edilen testiler, şarabın ışığa maruz kalmasını da engellemekteydi. Genellikle toprak altında saklanan testilerin ağzı, şarabın havayla temasını engellemek için mühürlenirdi. Bugün dahi, Anadolu’nun bazı bölgelerinde hala testide saklanan şaraplara rastlamak mümkündür.

Testilerin içi sırla kaplı olduğundan şarabın lezzetine olumlu veya olumsuz bir etkileri yoktu. İlk defa Romalıların şarapçılıkta kullandığı fıçılar ise testiler gibi nötr kaplar değildi. Fıçı şarapçılık tarihinde kısa sürede önemli bir yer edindi.

Şaraba çeşitli lezzet ve kokuların geçmesini sağlayan fıçılar genellikle meşe ağacından üretilmektedir. Gözenekli bir yapıya sahip meşe fıçılar, çok az miktarda oksijeni şaraba geçirerek sağlıklı gelişimini sürdürmesini sağlarlar. Bir tür ahşap olan mantar tapalar da aynı nedenle şarapçılıkta kullanılmaktadır.

Şarabın saklandığı bir diğer kap da bilindiği gibi şişedir. Şaraba herhangi bir lezzet katkısı olmayan şarap şişelerinin yatık saklanmasının sebebi, mantar tapasının sürekli şarapla temas etmesini sağlayıp, kurumasını ve çatlaması engellemektir. Çatlayan mantar hava geçirmeye başlayacağından, şarabın okside olmasına neden olacaktır.

Şarapların saklandığı yerin ısısı şaraplarıyla ünlenmiş Fransız şatolarının taş mahzenlerinin ya da güneş ışığı almayan ve şömine bulunmayan serin odalarının sıcaklığında olmalıdır ki, bu sıcaklık 16 – 18 °C civarındadır. Mahzenlerin belli oranlardaki nemli ortamı da, şarap şişelerinin saklanması için ideal ortamı sağlamaktadır. Nem sayesinde yatık saklanan şişelerin mantarlarının dışarıdan da kuruması engellenir.

Sadece bir içki olmanın ötesine geçerek keyifli bir merak ve hatta hobi haline gelen şarabı saklamak için günümüzün modern yaşam alanları bizlere nadiren bir ortaçağ mahzenine sahip olma ayrıcalığını sunmakta! Günümüzde, mahzenlerin görevini, artık ideal saklama koşullarını sağlayan şarap dolapları görmeye başladı. Özellikle nadir ve değerli şaraplar başta olmak üzere tüm şarapların, şarap saklama dolaplarında korunması önerilmektedir. Bu dolaplar bütün ideal saklama koşullarını şarap severlere sunmaktadır.

Şarap satın alırken nelere dikkat edilmeli?

Şarap satın alırken dikkat edilmesi gereken unsurların en önemlisi doğru şarap seçimidir. Her şarap eskitilmeye elverişli değildir. Şarap seçimi konusunda şarapseverlere yardımcı olmak için kimi ürünlerin (Dömisek ve Sek şarapların şişeleme tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tüketilmesi önerilmektedir. Bu şarapların daha uzun süre eskitilmesi sonucu lezzetlerinde çok olumlu bir gelişme elde edilemeyeceği gibi, sahip oldukları aromalarla dirilik ve canlılıkları da kaybolabilir. )etiket arkalıklarında tüketilmesi önerilen son tarih belirtilmektedir.

Bazı şaraplar ise gerek kullanılan üzümlerin farklılığı, gerekse de yapım yöntemlerindeki özelliklerden ötürü eskitilmeye elverişlidirler.

Şarap satın alırken dikkat edilmesi gereken diğer bir önemli husus da, şarabın satın alındığı mekanın sahip olduğu saklama koşullarıdır. Doğru saklama koşullarına sahip olmayan mekanlarda satılan şarapların bozulma ya da özelliklerini yitirme riski vardır.

DOLUCA birkaç yıl önce ücretsiz olarak başlattığı doğrudan sipariş ve evlere teslimat hizmeti ile ideal koşullarda saklanan şarapların doğrudan doğruya tüketiciye ulaştırılması yolunda da ülkemizde bir ilki gerçekleştirmiştir.

Şarap ve Yemek

Şarap, eşlik ettiği yemeğe farklı bir boyut katar. İşte bu sebeple, yemeklerde şarabı sadece özel zamanlara saklamak yerine, günlük hayatın bir parçası yapmak, öğünlere derinlik ve zenginlik katacaktır.

Yemeklerde doğru şarap seçimi, her ne kadar zor gözükse de, bu konuda kesinlikle çekimser davranmamalı, aksine cesur olmalı ve birçok şarabı birçok yemekle birlikte deneyerek, kendi damak zevkinize hitap eden beraberlikleri ortaya çıkartmanızı öneririz.

“Beyaz şaraplar, beyaz etler ve deniz ürünleri ile; kırmızı şaraplar kırmızı etlerle; tatlı şaraplar ise tatlılarla uyumludur. Aksi davranışlar cezai müdahale gerektirir!”

Bu kanının içerdiği dar çerçeveye karşın, günümüzde bile, pek çok kişi hangi yemekle hangi şarabın içileceğini karar verirken bu tanımlamadan hareket etmektedir. Ancak son yıllarda şaraba karşı ilginin artmasıyla, bu tür katı kalıp ve kurallar da yavaş yavaş terk edilmeye başlandı.

Zira hem şaraplar hem de yiyecekler karmaşık yapılara sahip oldukları için, aralarındaki eşleşme olasılıklarının sayısı insanı hayrete düşürebilecek kadar çoktur! Ayrıca, tekrar altını çizerek belirtmek gerekir ki, uyumlu bir birliktelik kişisel damak zevkiyle son derece ilgilidir. Örneğin, çoğumuz midye tavayla Beyaz Dömisek şarapların veya zeytinyağlı enginarla Rose Sek şarapların uyuşmadığını düşünebiliriz, ama içimizden birisi, bu ikililerin birlikteliğini baş döndürücü olarak tanımlayabilir!

Bütün bu serbestlikle beraber, özenle hazırlanan bir menüye eşlik edecek şarapların seçiminde de aynı özenin gösterilmesinde fayda olabilir. Şarabı, ana yemeğe eşlik edecek diğer yemeklerden biri gibi görüp, benzer bir anlayışla sofraları zenginleştirmek mümkündür.

Dikkat edilmesi gereken, ve damağın açılmasına yardımcı olmak için bir kural sayılabilecek konular, eğer aynı öğünde birden fazla şarap sunuluyorsa, bu sıralamada, kırmızıdan önce beyaz, dömisekten önce sek, ağır gövdeliden önce hafif gövdeli ve eskitilmiş şaraplardan önce genç olanları sunmaktır.

Uyum ve Zıtlık Görüşleri

Şarap ve yemek eşleşmesinde yol gösterebilecek iki farklı görüşten bahsedebiliriz; uyum ve zıtlık. Aromalar arasında uyum sağlayanları birlikte sunarak, söz konusu şarap veya yemeğin tek başına sunulduğundaki etkisini arttırmak bir yoldur. Buna en iyi örnek, taze otlarla hazırlanmış hafif bir sosla servis edilen bir parça ızgara tavuk göğsü ile birlikte, Sauvignon Blanc gibi yine hafif gövdeli ve taze ot aromaları çağrıştıran bir şarabın sunulmasıdır.

Diğer bir bakış açısı da damağı sürekli canlı ve uyanık tutmak için biribirlerine zıt aromaları çakıştırmaktır. Örneğin, füme somonun damağı kaplayan yağlı ve ağır tadıyla Riesling’in yüksek asiditesi ve damağı uyandıran meyvemsiliğinin zıtlığı gibi.

Bir başka dikkat edilmesi gereken husus da sadece servis edilen et, tavuk balık veya sebze gibi tabağın ana malzemesinde yoğunlaşmadan, tüm malzemelerin birlikteliğine dikkat çekmektir. Çoğu zaman, bir yemeğin ana malzemesinden çok, terbiyesi, sosu veya eşlik eden diğer malzemeleri daha önde ve kuvvetli olabilir. Örneğin, sade haşlanmış bir karnabaharın, tuz, biber ve birkaç damla limon suyu ile servis edilmesi ile, yumurta ve una bulanarak kızartılıp, sarımsaklı yoğurtla servis edilmesinin arasındaki büyük fark gibi.

Izgara lüfer gibi narin yiyeceklerle beyaz sek gibi narin şarapları, peppersteak gibi cesur yiyeceklerle de kırmızı sek gibi cesur şarapları eşleştirmek, genelde sonuçtan memnun kalmanıza yardımcı olacaktır.

Temel Tat Grupları

Doğru şarap ve yemek uyumunu yakalamanın anahtarı, damağının temel tat algılarını kavramada gizlidir. Damakta algılanabilen tüm gıdalar, dört temel gruba ayrılır: ekşi, acı, tuzlu ve tatlı. Şarap da bir gıda olduğuna göre, bu dört temel grubun gıdalardan aldığımız tatları nasıl etkilediklerini incelemek gerekir.

Asidite

Asidite, şarap ve yemek eşleşmesinde en önemli konudur. Damaktaki asiditeyi algılamanın tek yolu ise hislerimizdir. Asidite, damağımızda tatlılığın zıttı hisler yaratır. Kırmızı veya beyaz şarabı ayırmaksızın, ağızımızı kuru ve diri bırakan şarapların asiditesinden söz edilebilir. Bir bardak süt ağızımızı nasıl yumuşak bir tatlılıkla kaplıyorsa, çay veya limon da, yüksek asiditeleriyle taze ve temiz bir his bırakır. Şaraptaki asidite:

  • Tereyağı veya krema bazlı ağır soslara ve yoğun tatlara nüfuz ederek damağımızı tazeler

  • Limonlu ve domatesli soslara veya turşu gibi ekşi tatlara ayna görevi görür

  • Yağlı balıkların veya kabuklu deniz mahsullerinin aromalarını hafifletir.

  • Yağlı veya yağda kızarmış yiyeceklerin yağlılık hissini azaltır

  • Tıpkı fosforlu bir kalem gibi yiyeceklerin aromalarını öne çıkartır.

  • Şarapla eşleşmesi çok zor olan sirkeli salatalarla bile, asiditesi çok yüksek şaraplar uyum sağlayabilir.

Tatlılık

Fermentasyon durdurulduktan sonra kalan şekerler, her şarapta mevcuttur. Ekstra sek adlandırabilecek şarapların bile kimyasal yapılarında bir miktar şekere rastlanır. Damaktaki tatlılık algısını uyandıran faktörler ise bu kalan şekerler ve asiditedir. Chardonnay gibi tatlı şaraplar, rokfor peyniri gibi çok zor eşleştirilen bir peynirle damakta çok farklı keyifler uyandırabilir.

  • Çok acı yemekler zor eşleşirken, orta acılıktaki biberli yiyeceklerle dömisek şaraplar eşleştiğinde, acılığı kısmen yumuşatırlar.

  • Meyveli veya tatlımsı soslarla birlikte içilen dömisek şaraplar ayna görevi görür.

  • Tatlı şaraplar, tuzlu veya keskin tatlarla zıt olduklarından uyum sağlayabilirler.

  • Tatlı şaraplarla servis edilen tatlıların şaraptan daha şekerli olmamaları, birbirlerini daha iyi dengelemelerini sağlayabilir.

Tuzluluk

Şaraplar tuz içermedikleri halde, tuzlu yiyecekler üzerindeki etkileri çok önem taşıyabilir. Tuzluluk dilin özlem duyduğu, mutlaka aradığı bir tat öğesidir. Tuz, tatlılığı hem örtebilir hem de altını çizebilir. Asidite, tuzluluğu maskelediğinden, ançuez gibi tuz miktarı yüksek yiyeceklerin daha çok köpüren veya beyaz şaraplarla dengelenmesi, damakta daha uyumlu olabilir.

  • Tuzluluk tanenleri kuvvetlendirir.

  • Tuzluluk alkol tadını öne çıkarır.

Alkol ve Meşe

Şarabın temel tatlarını ve yemek eşleşmesini etkileyen diğer önemli unsurlar da alkol seviyesi ve meşede eskitilmedir. Alkol, şaraba gövde ve ağırlık verir. Genelleme yapacak olursak, alkol seviyesi arttıkça gövde yoğunluğu da artar. Düşük alkollü bir şarabın dil ve damaktaki varlığı, yüksek alkollü bir şaraptan çok daha hafif gövde ve dokuda olacaktır. Yiyeceklerdeki yakıcılık ve tuzluluk, damakta alkolün verdiği hissi kuvvetlendirir ve yüksek alkollü içecekler genelde yiyeceklerle uyum sağlayamazlar.

Gövde konusuna gelindiğinde, genelde hafif gövdeli şaraplar hafif, yoğun gövdelilerde yoğun yiyeceklerle uyum sağlamaktadır. Krema soslu ızgara bir balık, meşede eskitilmiş, yoğun Chardonnay’le birlikte, aynı balığın buğulaması da hafif gövdeli ve meyvemsi Beyaz dömisek’le servis edildiğinde bu gerçek ortaya çıkacaktır.

Meşede eskitilme süresi, meşe de tıpkı üzüm gibi tanen içerdiğinden, çok önemlidir. Şarap, meşede eskitildikçe, tanenleri daha karmaşık bir yapıya bürünür ve meşeden de aromalar alır. Böylece burukluğu ve gövde yoğunluğu artar.

Günümüzde, asırlardır yerleşmiş yemek ve şarap eşleşmesi ile ilgili kalıplar çoktan yıkılmış, bazı temel tavsiyeler çerçevesinde, seçim önceliği şarap severlerin damak zevkine bırakılmıştır. Şunu da unutmamak gerekir ki, mükemmel uyum sağlayan eşleşmeleri yakalayabilmek, çoğu zaman cesarette, içgüdülerde ve tesadüflerde gizlidir. Tabi bir de birçok şarabı, birçok yemekle, bıkmadan, usanmadan denemekte!

Şarap ve Sağlık

Her farklı şarapta, sadece o şaraba özgü lezzetler gizlidir. Bu denli çeşitlilik gösteren şarabı tek başına içebilir veya birçok farklı yiyeceğin lezzetleriyle, sonsuz birlikteliklerde eşleştirebiliriz. Peki bu denli sevdiğimiz şarabın sağlığımız üzerindeki etkileri nelerdir?

Her şeyden önce, sağlıklı yaşamın temel ilkelerinden olan ‘kararlı miktarda tüketim’ ilkesi şarap için de geçerlidir. Nasıl günde 3 kilo çikolata veya 3 büyük karpuz yemek vücudumuzu zorlarsa, günde 3 şişe şarap tüketmek de sağlıklı beslenme çizgisini aşacaktır. Kararlı miktarda tüketim, tüm yiyecek ve içeceklerde olduğu gibi, şarapta da dikkat edilmesi gereken konuların başında gelmektedir.

Şarabı severek içen çoğu kişi, nadiren de olsa baş ağrısı, halsizlik gibi ertesi güne sarkan sağlık sorunlarıyla karşı karşıya gelmiştir. Bunların başlıca sebebi, tüketilen yüksek miktarla beraber içilmesi unutulan sudur. Dehidrasyon, yani vücudun susuz kalması, böyle durumlarda beyine giden damarlara baskı uygulayıp bu tür şikayetlere yol açar.

Günümüzün modern üretim teknolojileri, kesinlikle hiçbir katkı maddesi kullanılmadan, tamamen doğal şartlarda ve el değmeden üretime izin vermektedir. Sabit ısı kontrollü tanklar ve elektronik sistemler, tüketiciye ideal sağlık koşullarında ürünler sunmayı mümkün kılmaktadır. Doğru yöntemlerle üretilmiş bir şarabın asit ve alkol dengesi, insan sağlığını tehdit edebilecek yabancı maddelerin barınmasına izin vermez.

Maalesef, dikkatsiz üretim tekniklerine maruz kalan bazı şaraplarda oluşan zararlı bileşkenler ve doğal olmayan katkı maddelerinin etkileri tüketicileri rahatsız edebilir. Ayrıca, şaraptaki doğal sülfit veya tanenlere aşırı duyarlı veya alerjik bünyeye sahip kişiler, doktorlarının tavsiyelerine uymalıdır.

Şarap ve Dolaşım Sistemi - Fransız Paradoksu

Şarabın anavatanı kabul edilen Fransa, dünyada Japonya’dan sonra kalp hastalıklarının en az görüldüğü ikinci ülkedir. Sıkça rastlanan hipertansiyon vakaları ve aşırı sigara tüketiminin yanı sıra, Fransız mutfağının son derece yüksek miktarda doymuş yağ ve kolesterol içerdiği de bilinen bir gerçektir. Tereyağı ve krema gibi bol miktarda kullanılan ürünlerin içerdiği yüksek miktardaki doymuş yağ molekülleri, vücut tarafından tam anlamıyla eritilemediklerinden, dolaşım sisteminde damar çeperlerine yerleşip tıkanıklıklara yol açarlar.

Bu tıbbi gerçeklere rağmen, Fransa halkının kalp hastalıklarına karşı bu denli dirençli olmalarını ve uzun yıllar yaşayabilmelerini bilim adamları ‘Fransız Paradoksu’ olarak değerlendirmektedir.

Bu konudaki çalışmalarıyla tanınan Fransız kardiyolog Dr. Serge Renaud’un yaptığı araştırmalarda, düzenli olarak günde 1 ile 4 kadeh arası şarap içenlerin, hiç içmeyenlere veya 5’ten fazla içenlere oranla daha sağlıklı oldukları sonucuna varmıştır.

Yapılan tüm istatistiksel çalışmalar sonucu elde edilen yandaki grafikte, şarap veya başka alkollü içecekleri tüketmeyen kontrol grubu, 1 ölçeğinde hastalık riski taşıyan kişiler olarak sabitlenmiştir. Bu da bilinçli tüketimin öneminin altını çizmektedir. University of California, Davis, Enoloji ve Vitikültür Bölümü’nde yapılan son araştırmalarda da, şarabın koroner kalp hastalıklarının oluşumunu azalttığı gözlenmiştir.

Şarap, kandaki yağ oranını düzenler. Bir yandan kolesterol miktarını azaltırken, diğer yandan, iyi kolesterol olarak bilinen yüksek yoğunluktaki lipoprotein seviyesini arttırır. Yüksek yoğunluktaki lipoproteinler, kandaki yağ moleküllerine saldırarak, onları çözerler. Böylece, damarlar temiz kalır ve kalp hastalıklarına yol açan tıkanıklıklar da önlenmiş olur.

Şarap ve Sindirim Sistemi

Şarap, yemekle birlikte tüketildiğinde, tükürük bezlerini ve mide salgılarını harekete geçirir, mide çeperindeki kan dolaşımını ve yiyecek zehirlenmelerine yol açabilecek bakterilere karşı direnci arttırır. Yapılan son araştırmalar, şarapta ‘bizmut salisilat’, yani Pepto Bismol olarak bilinen mide ilacının aktif bileşkeninin yüksek miktarda bulunduğunu göstermiştir.

Newsweek dergisinin Mayıs 1999 sayısında da şarabın ülser oluşumunu engellediği konusuna yer verilmiştir. Şarap içenlerin bünyelerinde, ülser oluşumuna izin veren bakterilere şarap içmeyenlere kıyasla daha az rastlandığı kanıtlanmıştır. Bu değerler günde bir kadeh içenlerde %7, iki kadeh içenlerde %18, iki kadehten çok içenlerde de %33’e varmaktadır. E-coli, Salmonella, Shigella, ve H pylori bakterilerine karşı şarap, içerdiği doğal antitoksinlerle savaşabilmektedir.

Şarap, bilim adamlarının bulgularına göre, düzenli ve kontrollü miktarlarda tüketildiğinde, damar açıcı özelliği ile de beyine ulaşan kan miktarını da arttırmaktadır. İleri yaşlarda meydana gelebilecek beyin kapasitesindeki azalmayı önleyen şarap, vücudun bağışıklık sistemini olumlu etkileyerek, hastalıklara karşı verilen savaşta yardımcı rol üstlenebilir.

Aynı zamanda şarap, rahatlatıcı ve zihin açıcı özelliklere de sahiptir. Güncel streslerden arınmada, akşam yemekleri sırasında ayarlı olarak içildiğinde, sinir sisteminin yeniden güç kazanmasına katkıda bulunarak, profesyonel hayatın gerektirdiği zihinsel ve bedensel yıpranmayı da bir yere kadar önleyebilir.

Şarap ve Kanserle Savaş

Yine son yıllarda tıbben kanıtlanan bir diğer olgu da, şarapta bulunan bir maddenin, hastaların kanserle savaşlarında onlara yardımcı olduğudur. Bu madde, vücutta kemoterapi tedavisine karşı direnen bir proteini etkisiz hale getirerek, tedavinin etkinliğini arttırmaktadır. Yapılan araştırmalar, yüksek miktarda alkol ve sigara tüketiminin kanser oluşumlarına sebep verdiğini gösterse de, içki türlerine göre bir inceleme yapıldığında bira ve yüksek alkollü içkilere oranla şarabın sindirim ve solunum sistemlerinde oluşan kanser vakalarının oluşumunda %40 daha az risk taşıdığını göstermektedir.

Şarap ve Diyet

Bir kadeh beyaz şarapta ortalama 100, kırmızı da ise 120 kalori bulunur. Dömisek ve tatlı beyaz şaraplarda ise, şeker miktarı arttığından, bu 150 kaloriye kadar çıkabilir. Şarap, tamamen üzümden üretilen, maya ile fermentasyonu sonucu alkol içeren, bir süre çelik tanklarda fıçılarda ve/veya şişede yıllanan tamamıyla doğal bir üründür. Şarapta düşük miktarda proteine de rastlanır. Hiç yağ içermemekle beraber, bir litre şarapta yaklaşık 100 miligram sodyum, 80 miligram kalsiyum, ve 1 ile 10 miligram arası demir bulunur. Alkol oranı ise genelde %12 ile %14 arası olup, tatlı ve kuvvetlendirilmiş şaraplarda bu oran artabilir.

Zayıflama veya form koruma diyetlerine rahatlıkla entegre edilebilen şarabın, ayrıca, diğer alkollü içkilere oranla, bölgesel yağlanmalarda, tek bir bölgeye yönelmek yerine daha homojen bir dağılım izlediği de gözlenmiştir. Yine önemli olan konu, miktarı doğru ayarlayıp, kararında tüketmektir.

Şarabın içerdiği yedi yüzün üzerinde mineral ve organik maddeden 50’den fazlasının, insan sağlığına faydaları tıbben kanıtlanmıştır. Araştırmacıların şarabın sağlıklı yaşama desteği konusunda özellikle üzerinde durdukları 3 konu vardır:

Şarap Tüketicilerinin Hayat Tarzları

Şarap ve sağlıklı bir hayat tarzı uyumlu bir birliktelik gösterirler. ABD’de şarap tüketicileri hedef alınarak araştırma yapılan gruplarda, düzenli olarak günde bir veya iki kadeh şarap tüketenlerin, sosyo-ekonomik statülerinin yüksek, eğitim seviyelerinin ileri düzeyde olduğunu ve sporu hayatlarından eksık etmediklerini göstermiştir. Bu tür kişiler, şarabı %80 ev ortamlarında, yemeklere eşlik ederek tükettiklerinden, miktar bir seferde ortalama 1,5 kadehi, haftada ise 4,5 kadehi geçmemektedir.

Türkiye’de de alkol tüketiminde artan bilinç ve şarap sevgisiyle beraber oluşan ABD’dekine benzer bir kitle, şarabı ölçülü ve sağlıklarını olumlu yönde etkileyecek biçimde tüketmektedir. Düzenli spor ve dengeli beslenmeyle birlikte sorumlu alkol tüketimi, gelişmiş ülkelerde sağlıklı yaşama doğru kitleleri yönlendiren bir hayat tarzına dönüşmüştür.

Şarabın Yemekle Birlikte Tüketimi

Şarabın tüketim biçimi de olumlu sağlık koşullarına katkıda bulunur. Yemekle birlikte tüketilen şarabın, bilim adamlarına göre, yiyecek maddeleriyle birlikte sindirilerek kana karışması, doymuş yağ moleküllerinin parçalanmasına katkıda bulunmaktadır. Yine Fransız Paradoksunda olduğu gibi, yüksek doymuş yağ ve kolesterollü beslenme alışkanlıklarına rağmen şarabın yemekle birlikte tüketimi, beraberinde sağlık ve düşük kalp hastalığı riskini getirmektedir.

Yemek esnasında, ağır ağır tüketilen birkaç kadeh şarap, diğer alkollü içkilerle kıyaslandığında, sindirim ve dolaşım sistemi üzerinde sayısız olumlu etki sağlayacaktır.

Şarabın Özel Kimyasal Yapısı

Özellikle kırmızı şarapta, diğer alkollü içkilerde bulunmayan ve fenol olarak adlandırılan bileşkenler yer alır. Bunların en bilineni kırmızı şaraba gövde veren tanenlerdir. Fenoller ayrıca şaraba burukluğunu ve yıllanabilme özelliklerinin temelinde yatan güçlü kimyasal yapısını sağlarlar. Kırmızı şaraplar, beyaz şaraplara oranla yaklaşık 10 kat daha fazla fenol içerir.

Soluduğumuz havadaki zararlı maddeler ve oksijen, vücut içinde ‘serbest radikaller’ adı verilen ve toksık (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal madde olan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler.

Birçok meyve ve sebzede doğal olarak bulunan ve antioksidan bakımından zengin fenollerin şarapta daha yüksek oranlarda olmasının yanı sıra, bilim adamları, düşük miktarda etil alkolle bu maddelerin daha da aktif olabileceklerini öne sürmüşlerdir. University of California, Davis’ten Dr. Andrew Waterhouse ve Dr. Edwin Frankel, araştırmalarının sonucu şarabın, bilinen en kuvvetli antioksidan kaynaklarından biri olan E vitamininden bile ileri antioksidan özelliklere sahip olduğunu görmüşlerdir.

Son bulgularla şarabın, yeryüzünde 7 bin yıldır tüketildiği kanıtlanmıştır. Sağlıklı beslenmedeki rolünün bu içeceğin kültürüne yansıması ise, ancak son on yılda yapılan bilimsel araştırmalar sonucu gözler önüne serilebilmiştir.

Sevdiklerinizle Paylaşın
 
 
Anahtar Kelimeler şarap, şarabın, Şarap, yüksek, şarapların, şaraplar, çok, olarak, diğer, için, sağlıklı, birlikte, şarabı, şarapta, sahip, miktarda, alkol, saklama, ideal, alkollü

Begendim (+) +2 Begenmedim (-)
| | Yazan : selen | Tarih : 16 Şubat 2011 | Yorumlar : (0) | Gösterim : ( 4338 )
Back4Sure 3.1.2.1 Portable <<<< Önceki Konu <
> Sonraki Konu >>>> OLMAZ OLMAZ DEME
Yorum Yok
  Bu konuya daha önce yorum yazılmamış, Fikrinizi ilk siz paylaşmak istermisiniz?
Bilgi
  Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize ÜYE OLmanız Gerekmektedir.
YÖNETiM PANELi
   
İsim
Şifre

 
Yeni Yıla Kalan Zaman!

Güncel Online
   

Gazete Sayfaları
   

   
«    Eylül 2017    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
Döviz Kurları
   

altın fiyatları

Altın Fiyatları
   
altın fiyatı
Yeni Konular
   
» Ayla
» Thor 3: Ragnarok
» Cenaze İşleri
» 2017-2018 okullar ne zaman açılac ...
» Kinoa neden kilo vermemize neden ...
» İnterneti En Hızlı Olan Ülkeler
» Bira İçmek İçin 10 Neden
» Depresyona Doğal Çözüm
» Orijinal Saç Rengini
» Uçaklar Neden Beyaz
Rastgele Konular
   

» Bengü-gezegenn....
» EYVAH EYVAH 2 KARAÇALI TÜRKÜSÜ
» Infix PDF Editor Pro 5.21 Portabl ...
» Test Kazaları
» Haydi lilililililili yar haydi li ...
» ÖRDEK
» This is my life - This is my styl ...
» Gazprom-Arena
» Ne Sandın ?
» SENİ SEVİYORUM”’la ka ...


Yazan: selen

En Çok Okunan Konular
   
» 2017-2018 okullar ne zaman açılac ...
» Cenaze İşleri
» Thor 3: Ragnarok
» Ayla
İstatistikler
   

ARG
Konular: 2762
Yorumlar: 745
fredy4518
Konular: 2668
Yorumlar: 0
selen
Konular: 2410
Yorumlar: 239
trip
Konular: 1980
Yorumlar: 160
akgs
Konular: 679
Yorumlar: 237
boncukvet
Konular: 349
Yorumlar: 236

Makale İstatistikleri
 »   Son 1 Saat: 0
 »   Bugün: 0
 »   Bu Ay: 4
 »   Toplam Makale: 13028
 »   Yayınlanmayı Bekleyen: 0

Üye İstatistikleri
 »   Bugün: 85
 »   Son 1 Saat: 2
 »   Bu Ay: 1418
 »   Toplam Üye: 9518
 »   Yasaklı Üye: 1

Yeni Üyemiz
 »  Josephnop

Arşiv
   

A

R

Ş

İ

V

Eylül 2017 (4)
Ağustos 2017 (2)
Temmuz 2017 (8)
Haziran 2017 (4)
Mayıs 2017 (1)
Nisan 2017 (3)
Anket
   

Mükemmel
Çok İyi
Normal
Beğenmedim
Fikrim yok


 
 
,.-~*`*~-.-(_ Türkiye's portal | 2007 | design by arguney _)-,.-~*`*~-.
Clicky Web Analytics