ARGUNEY SiTESi TURKiYE' s PORTAL
Dünya Saatleri
SiTE REHBERi
   
Astroloji
Ata Sözlerimiz
Bilgisayar Dünyası
Biliyormusunuz
Bitkiler
 
Cumhurbaşkanlarımız
Dini Konular
Download Program
Dünya Rekorları
Ekonomi
 
Faydalı Bilgiler
Fıkralar
Futbol Süper Lig
 
Genel Konular
Günün İçinden
Güzel Sözler
 
Hikayeler
Hava Durumu T.G
Hayvanlar Alemi
Hazır Mesajlar
 
Karışık Resimler
Komik Resimler
Komedi Mizah
Müzik Köşemiz
 
Oyunlar
Otomobil Dünyası
Önemli Linkler
 
Photo Shop Online
Rüya Yorumları
 
Sağlık Köşemiz
Slayt & PPS
Sinema -Tiyatro
Sözlük-Translate
Şiirler & Aşk'a Dair Sözler
Sahibinden Satılık
 
Teknoloji
Wallpaper
Video Klip
Yemek Tarifleri
 
GooGLe aRa
   

Web'te Türkçe

Radyo
   
Site içinde ara
   

Hava DuRuMu
   

Istanbul:
Antalya:
Izmir:
Ankara:
Van:
Edirne:

5 Günlük Haritalı Tahmin

Günlük FALINIZ
   



ReKLaM
   
_______________
_______________
_______________
TLF: 05353370000
_______________
TLF: 05353370000
_______________
Yeni Yorumlar
   
Yazan: ARG, Konu:
Ayla
Özlü Sözler
   
Kimler Online
   

Online üyeler : - Hicbiri

Konuklar : 48

Arama Motorları : ArrayoBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot, oBot

Toplam ( 80 ) OnLine

ARGUNEY

 

 
 
  TÜRK MITOLOJISI’NE GÖRE GÜNES AY VE YILDIZLAR 
  Kategori: A S T R O L O J i

 
1. GÜNES

Türk mitolojisinde günes önceleri daha büyük bir öneme sahipti. M.S. 763 de Uygurlar "Mani" mezhebini kabul edince yavas yavas "Ay"da büyük bir önem kazanmaga baslamisti. Bununla beraber Büyük Hun Devleti zamaninda hem günese hem de aya ayri ayri saygi gösterildikten sonra kurbanlar kesildigini de biliyoruz. "Türklerde günes dogunun ay da batinin sembolü idiler". Tabiî olarak zaman zaman bütün bu düsünce düzenleri degise durmuslardi. Meselâ Teleüt Türklerine ait bir efsane de "Ay kuzeyin ve günes de güneyin sembolü idiler". Bu yönleme gögün en üst katinda duran "Gök kartali"nin durusuna göre yapilmisti. Söylendigine göre "Bu kartalin sol kanadi ayi sag kanadi da günesi örtüyordu". Bu duruma göre kartalin basinin doguya bakmasi gerekiyordu. Bu durus da Türk mitolojisine uygun bir yönleme idi. Yine ayni efsaneye göre ay karanliklar ve geceler diyari olan kuzeyin; günes de aydinligin hüküm sürdügü ve gündüzler diyari olan güneyin sembolü idiler.

Fakat eski Türklerde "Günes dogunun sembolü idi". Onlara göre günesin dogdugu yön çok önemli idi. Esasen yönlerin söylenisinde kullanilan deyimler de hep günesle ilgili idiler. Meselâ "Gün batisi" "Gün dogusu" gibi. Göktürkler yönlerini tayin ederlerken yüzlerini doguya yani günesin dogdugu yöne dönerlerdi. Bunun için de doguya "Ilgerü" yani "Ileri" demislerdi. Oguz Destani'nda da sabaha tan agirmasina ve gün çikmasina büyük bir önem verilmisti. "Bütün hayat o gün ve günesle basliyordu. Günes battiktan sonra ise her sey duruyordu". Böyle bir anlayis atli Türkler ve savas düzeninde yasayan kavimler için normal görülmelidir. Altay bölgesinde yasayan Türk Samanlarinin kapilari da daima doguya açiliyordu. Halbuki normal olarak Türk halklari günes görebilmeleri için kapilarini güneye açarlardi. Görülüyor ki dinî ve manevî bir görevi olan Saman bu umumî kaideyi bozuyor ve eski din düzenine uyuyordu. Gerek Yakut Türklerinde ve gerekse Altay yaratilis destanlarinda "Cennet ile hayat agaci da dogu bölgelerinde bulunuyorlardi".

Türklerde genel olarak "Günes-Ana" ve "Ay-Baba" deyimleri kullaniliyordu. Bu sebeple bütün masal ve efsanelerde günesin disi ve ayin de erkek olarak rol oynadigini görüyoruz. Ön Asya kültürlerinde de günes disi ve ay da erkekti. Tabiî olarak karsilikli tesirlerin ne zaman meydana geldigini kestirmek çok güçtür. Misir'daki Türklerin mensei ile ilgili olarak anlatilan efsanede de "Günes Saratan burcuna girdigi bir sirada suyu ve topragi isitmaga basliyor. Bu sular ile balçiklar bir magarada toplaniyorlar ve magara da onlara bir ana rahmi vazifesi görüyor. Bu balçiklardan meydana gelen Türklerin ilk atasi da Ay-Ata adini aliyor". Burada da günes yine anne rolünü oynar gibidir. Fakat baba ortada yoktur.

Yakut Türkleri ay ile günesi iki ayrilmaz kardes gibi kabul ediyorlardi. Onlara göre "Günes Tanrisi" (Kün-Toyon) daha önemli idi. Yakut efsanelerinde "Ay ile günesin aralarinda kavga ettiklerini de görüyoruz. Büyük kahramanlar ve iyi insanlar genel olarak ay ile günesin himayesinde idiler. Kötü ruhlar ise onlarla süresiz olarak savas halinde idiler. Bu kötü ruhlarin bazan günesi kovalayip yakaladiklari da oluyordu. Günes tutulmasi olayi böyle kötü ruhlarin günesi maglûp edip de ele geçirdikleri zaman meydana geliyordu. Yakutlar ay ve günes bayramini da ilkbaharda yaparlardi".

Altay Türklerine göre "Büyük Tanri Ülgen ay ile günese dokunan bir dagda otururdu. (Bazi hikayelere göre ise) Tanri Ülgen ay ile günesin daha da ötelerinde idi. onun tahti çok uzaklardaki yildizlar üzerinde kurulmustu. Esasen ay ve günesi yaratan da yine Tanri Ülgen idi. (Altay Türklerine göre) günesin kirintilarindan meydana gelmis ve insanlara daima iyilik getiren bir Tanri da vardi. Bu Tanrinin adi "Suyla" idi. Bu Tanri insanlari daima korur ve onlarin gök altinda rahat ve huzur içinde yasamalarini saglardi.

"Günesin olusu" ile ilgili efsaneler:

Asagida özet olarak verecegimiz bir Altay efsanesi yine Altay Türklerinin "Türeyis" efsaneleri ile yakindan ilgilidir. Altay türeyis efsanelerinde de önceleri sonsuz bir denizden baska bir sey yoktu. Asagidaki efsaneye göre ise ay ile günes bir ayna (Toli) dan baska bir sey degil idiler. Cengiz Han'in en küçük oglunun adi da "Toluy" yani "Ayna" idi. Bu inanisa göre "Ay ile günesin kendi kendilerine sahip olduklari bir güç veya kudretleri yoktu. Bunlar yalnizca Tanri'nin verdigi isık ve sicakligi yansitmaktan baska bir is yapmiyorlardi. Nihayet bir maden parçasi olan aynadan baska bir sey degil idiler. Bu sebeple Samanlarin ayna ile fala bakmalarini bu inanislarla ilgili görenler olmustur. Samanlara göre dünyada ne olmus ve ne olacaksa her sey ve her olay bu aynaya vururdu. Tabiî olarak Saman'in elindeki ayna da ay ile günesin bir sembolü idi. saman elindeki bu günese bakarak falini açar ve gelecek hakkinda fikirlerini söylerdi.

Bati Sibirya kavimlerinden Ostyak'lar ise ellerine bir ayna bile almaga lüzum görmeden günese ve üzerindeki lekelere bakarak fallarini açarlardi. Samanlar elbiselerinin üzerinde ay ile günesin resimleri bulunan madenî plâkalar da tasirlardi. Bunlar da hep fal açma ve sihir yapmaga yarayan ayni zamanda ayna yerine de geçen aletlerdi. Artik bu esyalarin nevileri Saman'in zenginligine ve büyüklügüne göre degisirdi. Yanlarinda yerli aynalar tasiyan Samanlar oldugu gibi; Çin'den getirilmis ve üzerinde gökteki "On iki burcun" resimleri bulunan ithal mallarina sahip olan Samanlar da vardi. Günesin olusu ile ilgili Altay efsanesi söyledir:

"Ne ay ne günes varmis insanlar uçarlarmis
"Uçanlar isi verir isıklar saçarlarmis.
"Nasil olmussa bir gün bir insan hastalanmis
"Tanri bir sey göndermis gögün içinde yanmis.
"Aynaya benzer seyler büyümüs büyümüsler
"Onlarin isıklari gökleri bürümüsler.
"Bunlar göklerde yanan ayla günes olmuslar
"Yeryüzünde yasayan insana es olmuslar".

Altay Türklerinin yukaridaki efsanelerini Kalmuk'lar biraz daha degistirerek söyle anlatirlar:

"Insanoglu yasarmis Tanri'nin göklerinde
"Ne suç ne günah varmis insanin köklerinde.
"Ihtiyaç duymazlarmis ne ay ne de günese
"Tanriyla yasarlarmis yokmus gerek bir ese.
"Tanri onlara kizmis insana sekil vermis
"Dünyaya gidin demis yeryüzüne göndermis.
"Ne isi ne de sicak insan saçamaz olmus
"Tanriya günes için insanoglu yalvarmis
"Tanri günesle aya buyurmus hep parlamis".

Türk mitolojisine göre "Gökte bir günes ve bir tane de ay vardi". Kuzey-Dogu Asya ve Mogol'larina gidildikçe onlarin mitolojisinde günesin sayilari daha da çogalir. Bu daha ziyade Budizm'in ve Güney Asya kültürlerinin tesiri ile meydana gelmis bir inanç olmalidir. Meselâ Çin mitolojisine göre 10 ve Hint mitolojisine göre 7 günes vardi. Asya'nin kuzey-dogu uçlarinda yasayan iptidaî kavimler önceleri genel olarak "Üç günes" in var olduguna inanirlardi. Bu bölgede yasayan Gold'lara ait bir efsaneyi burada vermeden geçemeyecegiz:

Yer ile gök imisler ta ezelden akraba
Ayla günes demisler: "Ah bunlar da ne kaba!"
Hücum edip almislar ayla günesi gökten
Yerde zindan yapmislar hapse koymuslar kökten.
Zalimmis yer nedense onlari hep ezermis
Iyi kalpli gök ise kendini hep üzermis.
Gök hemen kirpi olmus göklerden yere inmis
Yerle bahse tutusmus bahiste yeri yenmis.
Demis: "Bana bir at ver ayna gibi çok parlak
"Yer aramis denemis mizrak at bulamamis
Günesle ayi vermis daha çok tutamamis.

Günesin "sicaklik" ve ayin da "sogukluk" sembolü olmasi:

Altay Türklerinde genel olarak günes sicagin ve ay da sogugun sembolü olarak görülür. Insanlarin gündüzleri sicaktan yanarken; geceleri de soguktan üsümeleri bu inanisin dogmasina yol açan en önemli sebeplerinden biri olsa gerekti. Asagiya özetini çikardigimiz efsane Altay daglarinin kuzeyinde yasayan Teleüt Türkleri tarafindan anlatilmistir:

Yeryüzünde yasarmis büyük güçlü bir hakan
Güzel bir kizi varmis bayilir mi her bakan.
Hakan demis: "Kizima lâyiktir ayla günes
"Insanoglu neyime nasil olsun ona es!"
Almis kizini koymus küçük bir çöpten eve
Ayla günesi tutmus indirmis gökten yere
Ayin sabri kesilmis az bakmis pencereden
Yemekler buz kesilmis firlamis tencereden.
Han'in sözüne kanan günes kapidan bakmis
Gökyüzüne uzanan alevler evi yakmis.
Hakan demis: "Günes ay insanlarin neyine"
"Kendini bir insan say dön kizim sen evine!"

"Günesin yaratilisini" anlatan ikinci Altay efsanesinde de Budist tesirleri görebiliyoruz. Esasen Hindulara göre de ay erkek ve günes de disi idi. bu efsane de öncekini tamamlamaktadir. Anlatista Budist tesirlerin açik olarak görülmesine ragmen hikâye Altaylilarin inanç ve üslûplari ile erimis ve yerli bir mitoloji haline gelmistir:

Bay Tanri Oçirvani bir gün bir ates bulmus
Atesi kilicinin hemen ucuna koymus.
Bu atesi çevirmis kilicinin ucunda
Günes hemen belirmis ta göklerin burcunda.
Soguk sulara kizan Tanri kilici vurmus
Ay gibi topraklasan sular gökte ay olmus.

2. AY

"Ay'i kurtlar yakalar iyice bir yolarmis
"Ay eve gidip yatar yarasi kan dolarmis!..."

Türk - Altay Efsanesinden

Ay - Dede ile Öksüz kiz efsanesi:

Insanoglu parlak gecelerde aya bakmis ve aydaki lekeler üzerinde uzun uzun düsünmüstü. Bu lekeler üzerinde hayal kuran insanlar ayrica onlar için siirler yazmis ve efsaneler de düzmüslerdi. Bugün Avrupa'daki masallar bile ayda bir sirigin ucuna iki tane kova takmis bir kizin yürüyüp durdugunu anlatir dururlar. Orta Asya'daki efsaneler de ay da sirikla su tasiyan iki kovali bir kizin yürüdügünden söz açarlar. Bu inanisin Avrupa'dan mi Orta Asya ve Sibirya ya; yoksa Sibirya'dan mi Avrupa'ya gittigini simdiden kestirmek çok güçtür. Yalniz bir gerçek varsa o da Sibirya'nin buzlu ve karanlik Tundralarindan doguda Bering bogazina ve hatta Amerika kitasinin kuzeyindeki Alaska yerlilerine kadar bu inanisin yayilmis oldugudur. Ne olursa olsun bu içli ve güzel masalin Kuzey Sibirya'daki Yakut Türklerinde söylenen iki degisık anlatilisini burada özetlemeden geçemeyecegiz.

Annesiz bir kiz varmis su tasirmis sirikla
Geceleri aglarmis soguktan hiçkirikla:
"Ey güzel ay ey kutsal ne olursun beni al!
"Buraya gel suya dal es yap beni göge Sal!"
Dermis kiz haykirirmis hep aya yalvarirmis
Imdada çagirirmis sesi göge varirmis.
Çok soguk bir geceymis kiz yine suya gitmis
Ay da gece gökteymis kiz için yere inmis.
Ay hemen kizi almis ta evine götürmüs
Ay her dolun oldukça bu kiz ay da görünmüs.

Yakut Türklerinde anlatilan diger degisık masalda ayrica bir de "Üvey anne" motifi ilâve edilmistir. Birinci masalda günes yokken; burada ayin rakibi olarak ortaya çikmaktadir:

Annesiz bir kiz varmis sirikla su tasirmis
Üvey anne yüzünden kiz sabrini tasirmis.
Kadin alayla dermis kiz biraz geç kalinca:
"Büyük adam olursun ay gün seni alinca!"
Kiz gece suya gitmis dua etmis gönlünce
Ay hemen yere inmis kizi yerde görünce.
Kiz saklanmis korkuyla bir fundanin dibine
Almis kizi fundayla Ay götürmüs evine.

Ay - Dede ile Yedi basli devin savasi:

Eski Türk inanislarina göre ay ile günes insanlara daima iyilik getiren ve onlari koruyan iki kutsal kudretti. Ay ile günes insanoglunu her zaman göz altinda bulundurur ve onlari kötü yola sapmadan korurlardi. Asagidaki Altay Türklerinin anlattiklari masal da bunun bir örnegidir:

Çok çok eski çaglarmis büyükçe bir dev varmis
Nice çok canlar almis insanoglu az kalmis.
Insanlar toplanmislar ta Tanriya varmislar
Kurtar bizi diyerek Tanriya yalvarmislar.
Bu çok güç vazifeyi Tanri günese vermis
"Yakarim ben dünyayi ay yapsin isi dermis".
Ay dünyaya inerken hava da çok sogukmus
Dev bögürtlen yer iken agaçla göge uçmus.
Ay gökte dolun iken dev ayda görünürmüs
Bögürtlenini yerken keçeye bürünürmüs.

Bu efsanede de görülüyor ki günes sicak ay ise soguktur. Ay her girdigi yeri sogutur ve hatta sogugu ile günesin bile yenemedigi yenemedigi kötü ruhlari yenebilirdi. Fakat ayin bu sogugu insanlara zararli degildi. Insanlar ona karsi kendilerini koruyabilirlerdi. Bundan önceki efsaneler de ay öksüz kizi götürürken agaci da beraber almisti. Burada da agaç devle beraber götürülmüstür. Soguk bölge Türkleri tarafindan anlatilan bu masallarda aya ve soguga fazla önem verilmistir. Hatta günesin sicakligi bile küçüksenmistir. Bu sebeple de günes aydan daha az güçlü olarak gösterilmistir. Günesin isıklarini ve sicakligini esirgedigi bu bölge halklarinin böyle düsünmelerinde elbette ki haklari vardir.

Ay-Dede'yi yiyen kurtlar:

Ay bazan tepsi gibi büyük ve parlak olur; bazan da küçülür ve donuklasir. Elbette ki insanlar bunun sebebi nedir diye akillarini yormus ve düsünmüslerdi. Ay niçin küçülür ve niçin büyürdü? Herhalde ay her küçüldükçe onu bir sey yemekte ve bitirmekte idi. Bunu yiyebilecek sey de kutsal kurtlardan baska bir sey olamazdi:

Ay her dolunlastikça kurtlar ayilar yermis
Ay azicik kaldikça kurt ayilar gidermis.
Ay gider bir ay yatar yarasini sararmis
Iyilestikçe çikar yine gökte parlarmis.
Ayi kurtlar yakalar iyice bir yolarmis
Ayi yine gidip yatar yarasi kan dolarmis.

Bu inanis Orta Asya ve Sibirya'da çok yayilmistir. Fakat her kavim bu ayin yenis ve parçalanisini kendi kutsal hayvanlarina yaptiriyordu. Meselâ Mogollarla Kuzey-Dogu Sibirya'daki Gilyak'lar Gökteki ayi kendi köpeklerine; kuzey kutbuna yakin oturan halklar ise ayilara yedirtiyorlardi. Ama Türk halklarina göre köpek kötü ve adî bir hayvandi. Kurtlarin yaninda da çok güçsüz kaliyordu. Bu sebeple Yakut Türkleri diger komsularindan ayrilarak ayi kurtlara kovalatip ve sonra da onlara yedirtiyorlardi.

Altay Türklerinde de ayni efsaneyi görüyoruz. Yalniz burada Kurtlarin yerine "Yedi basli dev" yani "Yelbegen" geçmistir. Bu Altay masali ana motifler bakimindan "Sirikla iki kova su tasiyan öksüz kiz" efsanesine de benzer. Öksüz kiz efsanesindeki agaç veya funda da ayda görülmektedir. Ancak Altaylarda kizin yerine dev geçmistir:

Yedi basli Yelbegen adli büyük dev varmis
Öç alir ay günesten onlari yer yutarmis.
Büyük Tanri Bay-Ülgen aya bakar sararmis
Ayi bitirip yiyen bu deve ok atarmis.
Dev bazan yildizlari kovalar götürürmüs
Sonra da parçalarmis agzindan tükürürmüs.
Yildizlar bu azgindan kaçarmis hep göklere
Dev onlari agzindan saçarmis hep göklere.

Yine Altay Türklerine göre "Ayin tutulmasi" olayi da yine bu "Yedi basli dev" yüzünden meydana gelirdi. Bunun için Altay Türkleri ay tutuldugu zaman söyle derlerdi:

"Yine Yelbegen (Yani yedi basli dev) ayi yedi".




3. AYDAN TÜREYEN TÜRK SOYLARI

Uygurca Oguz-nâme'de Oguz-Han'in babasinin adinin "Ay-Han" oldugu söylenir. Maalesef bu Oguznâme'nin bas kismi kaybolmustur. Bu sebeple bu "Ay-Han"in kim oldugunu anlayamiyoruz. Bilindigi üzere Oguz Han'in ikinci oglunun adi da Ay-Han" idi. Burada "Ay-Han" yalnizca bir ünvandir. Yoksa bazilarinin dedikleri gibi Ay-Han "Ay'in Han"i Kün-Han'da "Günes'in Han'i degillerdi. Elbette ki Ay-Han Türk mitolojisinde Ay’i temsil eden sembolik bir ad idi. Türklere göre ay erkek idi. "Ay-Ata" deyim ve adlari buradan geliyordu. Türk-Mogol efsanelerinde "Ay'i çocuk dogurtan bir baba olarak" da görüyoruz. Meselâ Çingiz-Han'in atalarindan Alan-Ko'a ay isigindan gebe kalmisti. Bazi kaynaklar da Ay'in bizzat çadirdan içeri girerek kadini gebe biraktiklarini söylerler. "Türklerdeki Gök-Kurt (Kökböri) ise gökteki Tanri'nin yerde sekillenmis bir sembolü idi. bunun için de Gögün rengini almisti". Aydan gebe kalan kadinlara ay sarisin bir adam seklinde gelmis ve köpek seklinde gitmisti. Çin'de "Altin" ve "Sari renk" imparatorun bir sembolü idi. Bu sebeple Mogol efsanelerinde Çin tesirleri aranirsa ihtiyatsizlik olmayacagi kanaatindeyiz.



4. YILDIZLAR

"Kubbesini sert gögün gezegenler delmisler
"Soguklar ögün ögün Yeryüzüne gelmisler!..."

Yakut Türklerinin Efsanesi

Yildiz bilgisi "Zaman" ve "Yön"ler için önemli idi:

Yildizlar Türk kavimlerinde daima önemli bir rol oynamislardi. Eskiden beri dünyanin taninmis at yetistirenleri ve savasçilari olan Türkler yildizlardan bir yandan günlük hayatlarinda istifade ederlerken diger yandan da onlar için efsaneler düzmüs ve siirler yazmislardi. Iyi bir yildiz bilgisi atçi ve harpçi bir kavim için hayati bir önem tasirdi. Akinlar kervanlarin ve sürülerin yola çikisi meraya gidis yatis ve kalkis hep yildizlara göre yapilirdi. Daha düne kadar Anadolu'daki durum da böyle idi. Bilhassa yaz aylarinda safakla birlikte sehirdeki pazarda bulunmak isteyen birçok köylülerimizin yola çikis saatlerini Ülker yildizinin durumuna göre ayarladiklarini yakindan biliyoruz. Bu sebeple Yildiz bilgisi Türkler arasinda baslica iki bakimdan önemli sayilmisti.

1. Vakti ögrenme bakimindan yildiz bilgisi çok faydali idi. Özellikle yeni bir hayatin baslayacagi sabaha yakin saatlerde bu konuda saglam bir bilgiye sahip olma Türk toplumuna büyük faydalar sagliyordu.

2. Yildiz bilgisi ile yönleri ve yolu bulma atli ve savasçi kavimler için ihmal edilemez bir bilgi idi.

Gerek vakti ve gerekse yolu bulmak için iyi kullanilan böyle bilgiler bir topluma birçok faydalar sagliyorlardi. Yine ayni bilgiler o toplumun gözlerini ve dikkatlerini de göge çeviriyorlardi. Bu ilgi toplumda bir yandan saglam ve sasmaz yildiz bilgisi meydana getirirken; diger yandan da gögün ve Tanrinin bu degismez düzeni için insanlarda hayranlik uyandirmaktan geri kalmiyordu.

Eski Türk dini gerçekçi bir "Gök dini" idi:

Efsaneler birer sembol ile ifade edilmis his ve inanislarin aynalarindan baska bir sey degildirler. Bizce "Önemli olan efsaneler degil; onlarin köklerinde yatan ve onlarin doguslarina sebep olan dinler ve diger inanislardir". Bu inançlari bilmeden Türklerin gök ve yildizlar hakkinda söyledikleri efsanelerin sirlarini çözüp ve açiklamanin imkâni yoktur.

Türklerin hayatinda en önemli rol oynayan sey "Çadir" idi Bütün hayatlari burada geçer ve aile baglari da bu yurt ile sembollesirdi. Onlar çadira girdikleri zaman dünyalari da gökleri de hep kendi çadirlari olurdu. Babil metinlerinde bile gök bir çoban çadirina benzetilirken Orta Asyali nasil olurdu da bu muhtesem gögü çadirina ve yurduna benzetmezdi. Iste bizim bu konuda hareket edecegimiz en önemli çikis noktamiz bu olacaktir. Gögün bir çadira nasil benzetildigi ve bu fikrin nasil gelistigini "Kutup Yildizi" ile ilgili bölümümüzde inceleyecegiz.

Orta Asya Türk kavimleri tarafindan umumiyetle "Gögün kapisi" kutup yildizinin bulundugu yer olarak kabul edilmistir. Bunun da baska türlü bir düsünceye dayandigi anlasiliyordu. Eski geleneklerini birakmamis bazi Orta Asya boylarinda bunun az çok açiklamalarini da bulabiliyoruz. Birçok Türklere göre gökteki yildizlar Gök çadirinin deliklerinden dünyamiza sizan isıklar idiler. Tabiî olarak bu çok ilksel bir açiklamadir. Herhalde Göktürk çaginda böyle bir gelenek itibarini çoktan kaybetmisti. Fakat Göktürk halklari arasinda bu inancin bir halk inanisi olarak yasamadigini da iddia edemeyiz. Baslangiçtan beri söyledigimiz gibi "Halk inanislari ile devlet dini ayri gelisme yollari takip etmislerdi. Türklerde Devlet dini de ana prensipler bakimindan halk inanislarina dayanmakla beraber daha gerçekçi ve içtimai bir yola girmis ayrica dünyanin yüksek dinleri arasinda yer almistir". Halk ise daima mistisizme meyletmis ve günlük hastalik v.s. gibi isleri için de dinlenen fevkalâde yardimlar ve çareler ummustu. Bunu söylemekle Göktürk devletinde halkin devlet dinine inanmadigini demek istemiyoruz. Din bir imam konusu oldugu kadar büyü v.s. gibi pratigi de olan bir yoldur. Samanlarin yaptigi bu pratik isler devletin büyük din merasimlerinde herhalde büyük bir önem tasimiyordu. Bununla beraber devletin yüksek din anlayisini anlayabilmek için yine halkin bu iptidaî geleneklerine bakmak icap etmektedir.

"Mevsimlerin degisimi" de yildizlara göre ögrenilebilirdi:

"Gögün kapisi" olan kutup yildizi hem kutsal ve hem de bütün gezegenlerin basladigi bir "Demir kazik" idi. Uygurlar bu yildiza daha büyük bir saygi göstererek ona "Altin kazuk" demislerdi. Kutup yildizi parlakligin bir sembolü idi. "Kutup yildizinin bulundugu yerden veya gök kubbesinde meydana getirdigi kapidan Tanri insanlara sefaat eder ve Kamlar (Samanlar) da bu delikten Tanri ile ilgi kurarlardi. Bu kapi insanlar dünyasi ile gökteki ruhlar dünyasinin bir siniri idi". Bu sebeple bu yerin diger yildizlarin deliklerine nazaran ayri bir kutsalligi vardi. Orta Asya kavimlerine göre "Hava degisimleri"nin de bu yildizlarla büyük bir ilgisi vardi. Meselâ Yakut Türklerine göre "Soguk havalar diger gezegenlerin deliklerinden yeryüzüne inerlerdi. Bu bakimdan bilhassa Ülker yildizi büyük bir önem tasirdi. Gezegenlerin yükselip alçalmasi ile soguk veya sicak havalarin gelecegi çogu zamanda isabetli olarak söylenirdi". Anlasiliyor ki "Yildiz bilgisi" ile "Efsane"nin de çok yakin ilgileri vardi. Meselâ Kuzey-Dogu Asya'da "Büyükayi burcunun kuyrugunun döndügü yöne göre mevsim de degisirdi. Büyükayi burcunun kuyrugu kuzeyde ise kis; batida ise sonbahar; güneyde ise yaz ve doguda ise ilkbahar gelirdi". Bundan da anlasiliyor ki Orta Asya kavimleri bir yandan yildizlar hakkinda efsaneler düzerken diger yandan da yildizlarin gezisleri ve yönleri hakkinda az çok bilgiye sahip idiler.

Eski Türklerde "Ülker" sözü "Gezegen yildizi" karsiligi idi:

Türkler baslangiçta bütün gezegenler için "Ülker" veya "Ülgel" deyimini kullaniyorlardi. Bu deyim sonradan digerlerinden ayrila ayrila en sonunda "Ülker" yildizi için bir ad olmustur. Yakut Türklerinin lehçesinde "Ürgel" sözü bugün bile "Gök deligi" anlamina kullanilmaktadir. Hatta söyle güzel bir efsane de vardir:

Bir zamanlar delikmis nedense gök kubbesi
Dondurmus hiç dinmemis rüzgârin soguk sesi.
Yakut adli Türklerde kahraman bir er varmis
Ne var diye göklerde gezegenlere varmis.
Kubbesini sert gögün gezegenler delmisler
Soguklar ögün ögün yeryüzüne gelmisler.
Bu er çok kurt avlamis deriler hazirlamis
Otuz eldiven yapmis ta göklere firlamis.
Er Gökleri kapamis sogugu yenmis inmis.
Sicak günler baslamis eski soguklar dinmis.

Gökteki gezegenlerin deliklerinden soguk geliyormus. Bunun önüne geçmek için de Yakutlarin efsanevî kahramani bu çareyi bulmus. Fakat 30 çift "Kurt bacagi derisinden eldiven" yaptirmasinin sebebi pek anlasilamiyor. Kurt derisinin kök olarak degeri bilinen bir seydir. Öyle anlasiliyor ki dondurucu soguklar vardi ve buna tahammül edebilmek için de böyle bir yol seçilmisti. Kürkleri daha kiymetli olan hayvanlar var iken derisi niçin seçilmisti? Iste bu nokta ile Türk mitolojisine girilmis olunuyordu.

Sicak ve soguk havalar yildizlarin hareketine bagliydi:

Gezegenlerin yükselip alçalmasi ve yahut da yavas veya Sür'atli yürür gibi görünmesi de hava degisıkliklerini gösteren bir belirti gibi kabul edilirdi. Gezegenlerin sür'atli gezinmeleri sicak havalarin yavaslamalari da soguk havalarin gelecegine bir isaret idi. Yine Yakut Türklerine ait asagidaki efsane yukaridaki inanislari tamamlar bir durumdur. Onlara göre havalar baslangiçta çok daha soguk idi. fakat sonradan yavas yavas isinmaga baslamisti:

Uzunmus bütün kislar nedense bir zamanlar
Çok da kisaymis yazlar yaz görmemis insanlar.
Bir agaç etrafinda gezegenler dönermis
Dönüs yavasladikça atesleri sönermis.
Bir gün gelmis ki hepsi çok yavas dönüsmüsler
Olmuslar duran tepsi hep birden sönmüsler.
Gezegenler bir iple bagliymis bu agaca
Bir Saman kiliciyla dagitmis her bucaga.
Yildizlar isinmislar döndükçe çok sür'atli
Dünyayi isitmislar olmuslar bir boz atli.

Yukarida efsaneden de anlasiliyor ki "Gezegenler baslangiçta gögün ana ve ilk yildizlari olarak kabul edilmislerdi". Öbür yildizlar ise artik zamanla ortaya çikmislardi.

Gezegenlerin Kutup yildizi etrafinda dönmeleri:

Bu konuyu gezegenlerle ilgili bölümümüzde birer birer ele alacagiz. Türklerin "Demir kazik" veya "Altin kazik" dedikleri Kutup yildizi diger bütün burçlarin eksenini teskil ediyordu. Artik diger burçlar onun etrafinda dönüyorlardi. Kutup yildizina en yakin olan burç Küçükayi burcu idi. "Türklere göre bu burç Kutup yildizina takilan bir araba oku ile araba çeken iki at idiler. Bunlar bir eksen etrafinda mütemadiyen gök yüzünde dönüp duruyorlardi. Ondan sonra gelen Büyükayi burcu da 7 kurt veya 7 vahsi köpek idiler. Onlar da bu iki ati yemek için gökte onlari kovalayip dönüyorlardi. Fakat Demir kazik yani Kutup yildizina demir zincirlerle baglandiklari için onlari tutamiyorlardi. Zaten zincirlerini koparip da bu isi yapmis olsalardi dünyanin sonu gelecekti". Kirgiz Türkleri bunu demekle Gök ve Tanrinin büyük düzeninden söz açiyorlar ve kâinatin varligini veya yoklugunu bu düzenin devamina bagliyorlardi.




DÜNYANIN KUTUP YILDIZI EKSENINDE DÖNMESI

"Gögü kötü ruh basmis inmesin yere diye
"Tanri bir çadir asmis koca bir direk ile!..."

Yakut Türklerinin Efsanesi .

Bütün gezegenler ve burçlar Kutup yildizi etrafinda dönerlerken dünya bir Kutup yildizinin ekseninde dönüyordu. Çünkü Dünya Kutup yildizina bir "Demir kazik" "Demir agaç" veyahut da bir "Demir dag" ile baglanmisti. Bu konulari Kutup yildizi ile ilgili bölümümüzde yeniden ve daha derin olarak ele alacagiz. Bir gerçek varsa "Orta Asya ve Sibirya mitolojisinin dünyanin döndügüne inandigidir". Obi Ugorlari bu dönüsü bir efsane ile de süslemislerdi. Prof. Rasony bu konuda yazilmis Macarca bir makaleyi de bize özetlemek lûtfunda bulundular. Bu mesele ile ilgili olarak söylenmis bir Kuzey-Bati Sibirya efsanesi kisaca söyledir:

Tanri yeni bir dünya yaratma özlüyormus
Yaratmis ama dünya durmadan dönüyormus
Tanri'nin elçisi de bir "Ana-Tanri" imis
Onun düsüncesi de azicik ayri imis.
Bu dönüs Tanri demis: "Birazcik yavaslasin!"
Sonra kizinca demis "Artik Tufan baslasin!"
Sular dünyayi basmis ruhlar dünyadan kaçmis.
Uçup gökte gezenler yer dönerken hep sasmis.
Dünya tekerlek gibi hiç durmadan dönermis
Sonra atesli sular basinca az sönermis. .

Yukarida ayri olarak verdigimiz bir Yakut efsanesinde yildizlarin yavas döndügü ve bunun için de havalarin soguk oldugu söyleniyordu. Havalarin isinmasi için yildizlarin çabuk dönmesi de yine bu efsaneye göre bir sart gibi gösteriliyordu. Burada ise baslangiçta dünyanin çok çabuk döndügü ifade edilmektedir. Efsanede bundan dolayi dünyanin sicak mi veya soguk mu oldugu pek söylenmiyor. Fakat bundan anladigimiz bir önemli nokta var ise Dünya ve yildizlarin yavas veya sür'atli dönmelerinin Orta Asya ve Sibirya mitolojisinde önemli bir motif oldugudur.



Diger Yildizlar ve Türkler:

"Zuhal (Satürn) yildizini eski Türkler iyi taniyorlardi. Bazi eski Türk kitaplarinda bu yildizin adi da geçer. Fakat bu ad henüz daha kesin olarak okunmamistir. Kültür hazinemiz Kutadgu Bilig bu yildiz için söyle diyor:

"En üstün Zühal (Sekentir)'dir en önde yürür
"Iki yil sekiz ay bir evde kalir!..."

"Müsteri" (Jüpiter) eski Türklerin takvim bilgilerinde önemli bir rol oynardi. Jüpiter’in eski Türkçe adi "Eren-tüz" idi. XI. yüzyildan sonra Türkler bu yildiza "Ongay" demege baslamislardi. Bugün Anadolu’muzun bir çok yerlerinde bu yildiza "Öngay" veya "Öngey" adi verilmesi de üzerinde durulmasi gereken önemli bir meseledir. "On iki hayvanli Türk takvimi on iki gezegen burcun dönüs sürelerine göre kurulmustu". Jüpiter’in dönüs süresi de on iki burcun dönüslerine yakindi. Bu bakimdan Türkler Jüpiter’e büyük bir önem vermislerdi. Kutadgu Bilig bu yildiz için söyle diyordu:

"Ondan sonrada gelir ikinci olur Onay
"Her evde kalir on ay ayrica da iki ay!...!

"Merih" (Mars) yildizinin "Kizil rengi" Türklerin gözlerinden kaçmamistir. Avrupa'da bu yildiza "Kirmizi yildiz" diyenler yok degildir. Eski Türkler ise Merih yildizina "Bakir Sokum" derlerdi. Türk mitolojisi ve düsüncesi bakimindan Kutup yildizi yani "Demir kazik" la bir benzerligi vardi. Anadolu'da Merih'e "Yaldirik" da derler. Bu da çok eski Türkçe deyimdir. Karahanlilar çaginda Türkler Merih'e "Kürüd" demege baslamislardi. Türklere göre Merih yildizi korkunç ve atesi ile her seyi yakan bir yildizdi. "Bakir sokum" adi da bundan dolayi verilmis olmaliydi. Kutadgu Bilig onun için söyle diyordu:

"Üçüncü Merih (Kürüd) gelir korkunç gururlu yürür
"Bir defa kime baksa yesermis bile kurur!..."

"Utarit" (Merkür) ugurlu bir yildizdi. Bunun için eski Türkler de ona "Tilek" yani "Dilek" derlerdi. Utarit'e karsi dilekler dilenir ve bu dilegin yerine getirilmesi beklenirdi. Yine çok eski bir Türk sairi olan Yusuf Has Hacib onun için söyle diyordu:

"Sonra geldi arzu "Tilek" arzular
"Kime yakin gelse özüne baglar!..."

Türkler burçlari da çok iyi tanirlardi:

Türkler "Koç burcu"na "Kuzu"; "Boga burcu"nah da "Ud" yani "Öküz" burcu derlerdi. Sonradan boga denmistir. "Ikizler" burcu için söylenen "Erendir" ile "Akrep" burcunun Türkçe adlari "Kuçik" da çok eski Türkçe deyimlerdir. Kutadgu Bilig bu burçlari söyle anlatiyor:

"Yaz yildizi Kuzu sonra da Boga (ud) gelir
"Ikizler (Erendir) Akrep (Kuçik) ile dostça yan yana gelir!..."

Eski Türkler "Arslan burcu"na yine "Arslan" derlerdi. "Basak burcu" için ise "Bugday " veya "Bugday basi" deyimi kullanirdi. "Yengeç" burcuna da "Çadan" yani çayan derlerdi:

"Gök arslan burcu ile komsu bugday basi
"Sonra Terazi burcu (Ülgü) oldugu Yengecin (Çadan) esi!..."

"Oglak Kova Balik" burçlarinin adlari eski Türkçe'de de degisık degildi. Eski Türkler Kova'ya "Koga" derlerdi. Kova'nin daha eski Türkçe'si ise "Könek"ti:

"Sonra da geldi Oglak Kova (Könek) ile hem Balik
"Bunlar dogarsa eger aydin olur gök kalik!..."

Anadolu'da Türkler Islâmiyet’in ve Batinin tesirleri altinda Kova burcuna "Saka yildizi" da demislerdi.

Türk Halk edebiyatinda yildizlar:

Eski Türk sözlüklerinde yildizlar hakkinda çok bilgi vardir. Fakat bunlari mitolojideki yerlerine yerlestiremedigimiz için hepsinden söz açamadik. "Kutadgu Bilig" de oldugu gibi yerin çiçegini gögün yildizlarina benzeten halk siirleri de yok degildiler. Meselâ Ercisli Emrah'in su siiri bunun için güzel bir örnektir:

"Kapida yayilir Koyunla kuzu
"Yerin çiçegisin gögün yildizi".

Ordu içindeki asker sayilarini gökteki yildizlara benzetme de eski Türk edebiyatinin bir özelligidir. Gerçi bu benzetmege Iran edebiyatinda da rastlanirdi. Fakat Karacaoglan herhalde bundan habersizdi.

"Karacaoglan der ki burda durulmaz
"Gökteki yildizdan çoktur sayilmaz!"

Türk halk edebiyatinda yildizlar için söylenmis çok sey vardir. Bektasî "Devriye"lerinde sık sık burçlardan ve dervislerin bu burçlara ugradiklarindan söz açilir. Bu "Insan-i kâmil" in ruhunun yaptigi devirle ilgilidir. Yoksa devriyeler özel olarak burçlar için söylenmis siirler degil idiler.



--------------------------------------------------------------------------------

5. KUTUP YILDIZI

"Derler Kutup Yildizi Gökteki bir kapidan
"Aydinlatirmis bizi nur verir üst yapidan!..."

Eski Türk Efsanesi

Tanri dünya ile yildizlari Kutup yildizina baglamis:

Kutup yildizi Türk mitolojisinin uzay ile ilgili kozmolojik düsünce düzeninin temel noktasini meydana getirdi. "Gögün diregi" "Kapisi" hep kutup yildizindan geçerdi. Bütün gezegenler de Kutup yildizinin etrafinda dönerdi. Onlara göre bu düzenin bozulmasi demek dünya ve kâinatin sonu demekti. Eski Türk mitolojisine göre "Dünya da dönüyordu. Dünyanin bu dönüsü hem kendi ve hem de kutup yildizi ekseninde meydana geliyordu. Çünkü dünya Kutup yildizi ile göge bagli idi". Dünyanin dönüsü üzerinde bu bölümün girisinde biraz bilgi vermistik.

Uygurlar Kutup yildizina "Altun Kazuk" yani "Altin kazik" derlerdi. Diger Türkler ise ona genel olarak "Temir-Kazik" yani "Demir Kazik" demislerdi. Böyle denmesinin sebebi de yukarida kisa olarak söyledigimiz ve asagida da genis olarak açiklayacagimiz gibi bu yildizin gögün diregi gibi tasavvur edilmesinden ileri geliyordu. Buradaki "Kazuk" veya "Kazik" sözü bugünkü Türkçe’mizdeki anlamini az çok karsilamaktadir.

Anadolu'da eski Türk mitolojisinin Kutup Yildizi ile ilgili izleri hâlâ yasamaktadir. Zaten "Demir kazik" "Demir Direk" gibi sözlerimiz Anadolu Türklügünün de kutup yildizi için kullandiklari müsterek deyimlerdir. Bu yildiza bazi yerlerde de "Kuluçka" da denir. Bu ad da yildizin hareket etmemesinden dolayi verilmis olmali idi.

Türkçe'de "kazik" demek yerinde duran kimildamayan tahta veya demirden yapilmis büyük bir çividir. Buna baglanan atlar da hayvanlar da onun etrafinda döner dururlardi. Kutup yildizi da gezmeyen bir yildizdir. Yine Türk mitolojisine göre "Uzaydaki bütün yildizlar tipki bir at gibi ona baglanmis ve onun etrafinda dönerler". Ayni zamanda "Gögün göbegi" de yine Kutup yildizi idi. Iste Türklerin gökteki yildizlarinin düzeni hakkindaki astronomik düsüncelerini ve uzay (Macrocosmos) ile ilgili tasavvurlarini böylece özetledikten sonra konunun daha derinlerine inebiliriz.


boz atlar çekermis Küçükayi burcunu
"Tanri kaziga germis dizginlerin ucunu!"

Eski bir Türk Efsanesi

Asagida da söyleyecegimiz gibi Küçükayi burcu eski ve öz Türk mitolojisinde "Bir arabayi çeken iki at gibi" düsünülmüstü. Anadolu’muzun çogu yerlerinde de bu burca "Koyun agili" da derler. Eski Türk mitolojisinde Büyükayi burcunun "Yedi kurt" oldugu düsünülürse Anadolu'da buna "Koyun agili" denmesi herhalde bos olmasa gerekti. Bu konular üzerinde çok genis bir bilgiye sahip olan Ahmet Vefik Pasa'ya göre Küçükayi burcu "Araba"dan baska bir sey degildi. Ahmet Vefik Pasa Anadolu'daki halk inanislarina büyük bir önem verirdi. Orta Asya'daki Kirgiz Türkleri bütün burçlarin yildizlarini geyik ve "Dag koyunlari"na benzetmislerdi. Bunun için de Küçükayi burcuna "Alti arkar" yani "Alti dag koyunu" adini vermislerdi. Sibirya'ya dogru gidildikçe yani Altaylarin kuzeylerinde bu burç "It yettegen" yani "It yedigen"i veya yedilisi olmustu. Fakat öyle anlasiliyor ki bu burç ile ilgili efsanelerin en öz ve en eski örnekleri Güney ve Bati Türkleri arasinda yasiyordu.

Büyükayi Küçükayi'nin "Yedi bekçisi":

Bilindigi üzere Küçükayi burcu Kutup yildizina en yakin olan bir burçtur. Türk mitolojisinde birinci derecede öneme sahip olan yildiz hiç süphe yok ki Kutup yildiz idi. Diger burçlar ise Türklere göre onun etrafinda dönerledi. Kutup yildizi ile ilgili bölümümüzde bu konuyu genis olarak ele almis bulunuyoruz. Zaten Kutup yildizina "Demir-Kazik" denmesinin sebebi de budur. Küçükayi burcunun kuyruk tarafi. Kutup yildizina en yakin olan yildizdir. Bütün burç bu kuyruk üzerinden kutup yildizinin etrafinda döner. Iste bu sebepten dolayi Türkler Küçükayi burcuna daha fazla önem vermisler ve Büyükayi burcunu da adetâ onun bir peyki ve koruyucusu bazan da düsmani olarak tasavvur etmislerdi. Orta Asya Tanri daglari ve Bati Türkistan bölgelerinde Büyükayi burcunu iyi bir gözle bakilmis ve bu burç Küçükayi burcunun "Yedi Bekçisi" olarak adlandirilmistir. Kirgizlar arasindan toplanmis olan asagidaki inanis bu konuda bize daha açik bir fikir vermektedir:

Derler ki Küçükayi yildizli kuyruguyla
Andirir arabayi uzun ince okuyla.
Bunu çeken atlarin renkleri ak kir imis
Bu iki at gerçekten çok soylu aygir imis.
Büyük ayiysa meger atlari takip eder
Bekçilik yapar imis kurtlar gelirse eger.
Atlari gözlerlermis durmadan izlerlermis
Bundan Büyük ayiya "Yedi Bekçi" derlermis.

Büyükayi Küçükayi'nin "Yedi Düsmani":

Büyükayi ile ilgili bölümümüzde de gösterecegimiz gibi Kuzey Asya ve Sibirya halklari Büyükayi burcunu iyi bir gözle bakmiyorlardi. Bu bölge halklarina göre bütün gezegenler bu burcu kovalamakta ve ondan intikam almak istemekte idiler. Bütün bu inanislar Büyükayi burcunun yaninda gezen küçük yildiz (Alcor) hakkinda söylenmis efsanelerin tesiri altinda meydana gelmislerdi. Efsanelere göre bu küçük yildiz diger gezegenlerden çalinmisti. Bunun için de Büyükayi burcunun yedi yildizi birer hirsiz ve birer haydut idiler. Yine efsanelere göre bunlar haydutlari koruyan birer Tanri idiler. Iste bu inanislarin tesiri altindadir ki kuzey bölgelerinde Büyükayi burcu Küçük ayiyi kovalayan bir düsman olarak sayilmistir. Görülüyor ki her iki efsane de konu itibari ile birbirlerine yakin idiler. Aralarindaki ayrilik daha çok motif ve inanis farkindan ileri gelmekte idi:

ATLARI KOVALAYAN KURTLAR

Büyükayi burcu da yedi azgin kurt imis
Zincirlerin ucunda gökler burca yurt imis.
Kurtlar zincirler ile kaziga baglanmislar
Salinmasinlar diye iyice saglanmislar.
Kutup yildizi imis bu saglam demir kazik
Avlari yildiz imis burçlaraysa çok yazik!
Küçükayi burcunda iki ak boz at varmis
Zincirler ucundaki kurtlara gökler darmis.
Her seyi kaparlarmis kurtlar bir salinsaymis
Kiyamet de koparmis düzensiz kalinsaymis.

Altay ve Güney Sibirya efsanelerinde de "Yedi Köpek" den sık sık söz açiliyordu. Sembolik (Metaphorical) olarak söylenen bu deyimin Büyükayi burcunu ifade etmesi muhtemeldi. "Cedey-Han'in" "Yedi Köpegi" Altin Dag'in kapisinda nöbet bekliyordu. Bu Altin dagin gögün diregi ve dolayisi ile Kutup yildizi yani "Demir kazik" olmasi muhtemeldi. Baska bir efsanede de "Yedi Kurt bir kisragi kovaliyorlardi". Bu efsaneleri gerçek anlamlari ile degerlendirmek için bu sembolleri de bilmek lâzimdir.

7. BÜYÜKAYI BURCU

"Büyükayi burcu da azgin kurt imis
"Zincirlerin ucunda gökler burca yurt imis!..."

Eski bir Türk Efsanesi

Bu burcun en eski Türkçe adi "Yediger"dir. Bu ad simdi bile Anadolu’muzun birçok yerlerinde yasamaktadir. Tabiî olarak Anadolu Türkleri bu çok eski Türkçe burç adini anlamamislar ve onu türlü sekillere sokmuslardi. Kimi "Yedi kör" demis kimisi de "Yedi ker" yani "Yedi esek" anlamina getirmislerdir. Böylece de Anadolu'da birçok efsaneler türemistir. Anadolu'nun kiyi bölgelerinde bu burca "Gemi yildizi" denir. "Kömük" diyenler de vardir. Bu deyim de Türk kültürü bakimindan ayri bir önem tasir. Burcun en eski Türkçe adi hiç süphe yok ki "Yediger" idi. X. yüzyildan sonra "Yedigen" yani "Yedili" haline girdi. Meselâ Kutadgu Bilig'de söyle deniyordu:

"Yedigen götürdü ta yukari basina
"Baska bir isık saçti parlatti her yanini!"

Altaylilarin kuzeyindeki Türkler bu burca "At yettegen" yani "Yedi at" "At yedilisi" demislerdi. Kirgiz Türkleri ise Büyükayi burcunun yildizlarini "Yedi dag koyunu" gibi düsünmüsler ve bunun için de ona "Yeti arkar" adini takmislardi. Türkler Büyükayi burcunun sag tarafinda parlayan ikili yildiz topuna da büyük kiymet vermislerdi. Anadolu'muzda bu iki yildiza "Iki karindas" veya "Iki kardes" de denir. Orta Asya Türkleri ise bunlari "Kos Ögüz" yani "Çift Öküz" adi ile anmislardir.

"Büyükayi" yani "Yedikardesler" burcu hakkinda Orta Asya ve Sibirya'da söylenen efsaneleri baslica iki gruba ayirabiliriz:

1. Bati Sibirya halklari Yedikardesler burcuna genel olarak "Geyik" adini verirlerdi. Orta Asya Sibirya ve Altay daglarinin kuzeylerine gelince efsaneler daha da durulasir ve bu burca geyik denmesinin sebepleri anlasilirdi. Meselâ Yeniseyliler yalnizca dört köse olarak dizilen dört yildiza "Geyik" adi verilirken; bastaki üç yildiza da "Avci" derlerdi. Bu "Üç avci ve dört geyik" motifi Yedikardes burcu ile ilgili efsanelerin en açik ve en berrak motifleri idiler.

2. Yedi yildizi "Yedi kardes" olarak kabul eden efsaneler Orta ve Bati Asya Türklerinin inanislarina da uygundur. Bu ikinci tür efsanelerde yedi yildizi 4 ve 3 diye ikiye ayirma pek görülmüyordu.

Bunlarin hepsi de "7 kardes" "7 han" veyahut da "7 hirsiz" seklinde hep beraberce rol oynuyorlardi.

Eski Türkler Yedikardesler burcuna Yetigen derlerdi. Bundan da anlasiliyor ki onlar da bu yedi yildizi bir bütün olarak düsünüyorlardi.

Büyükayi burcunun gezisi ve aldigi duruslar bir "Takvim" ve "Hava raporu" olarak da ise yaramisti. Kuyrugunun gösterdigi yöne göre mevsim degistirdi: "Kuyruk doguda ise bahar güneyde yaz batida sonbahar ve kuzeye kayan kuyruk da kisin gelecegini haber verirdi. Burcun gerilemesi ve isıklarinin azalmasi don baslangicini; daha isıkli ve parlak olmasi da kar yagisi ile sicaklarin artacagini gösteren alâmetlerdi". Çünkü kuzey bölgelerde karin yagmasi da bir müjde idi.

Orta Asya'nin eski atli Türkleri bu burca büyük bir önem verirlerdi. Anadolu ile Orta Asya'yi bir dervis kiyafeti ile gezen H.Vambery'nin de bu burca verilen önem gözünden kaçmamisti. Bu meshur yazarin anlattigi efsaneyi özetler kisminda bulacaksiniz. Ona göre "Kirgizlar bu burca Yedi Karaçki yani Yedi haydut derlerdi. En uçtaki iki yildiz Ak-Boz at ile Kök-Boz adli iki aygirdi. Ak-boz deyimleri bu atlarin renklerini gösteriyorlardi. Ortadaki yildizi da bir nevi arabanin oku oluyormus. Bu suretle bu iki at Kutup yildizina kosulmus olarak gökte kosarlarmis". Vambery de bu efsanenin su katilmamis bir Türk görüsü oldugunu söyledikten sonra hayranligini belirtmekten geri durmamisti.

"Yedi Han" ve Büyükayi burcu:

Altay Türkleri genel olarak Büyükayi burcunun yedi yildizini "Yedi Han" olarak kabul etmislerdi. Orta Asya'da Büyükayi burcu diger gezegenlerin düsmani olarak görülmüstü. Gezegenlere yaptigi savaslarin sonu gelmezmis. Bunun için de diger gezegenler Büyükayi burcundan intikam alma ve kan davasi pesinde imisler:

Göklerin "Yedi Han"i Yildizlarin Sultani"
Büyükayi burcuymus fakat çokmus düsmani.
Pek çok savas yapmislar pek çok da can yakmislar.
Bunun için yildizlar ona kanca takmislar.

Yildiz "Erkek" ve küçük yildiz da "Kiz" olarak tasavvur edilmisti. Bu küçük yildiz (Alcor) bundan sonra verecegimiz efsanelerin bir çoklarinda yer alacaktir. Orta Asyalilara göre bu küçük yildiz diger gezegenlerden çalinmis bir parçadir. Bunun için de diger gezegenler bu küçük yildizlarini geriye almak için Büyükayi burcunu kovalar dururlardi. Yukarida Altay Türklerinin söyledikleri "Yedi Han" efsanesi de böyle bir konu üzerine kurulmus olmaliydi. Fakat hikâyenin kisa tutulmus olmasi sebebi ile durum iyice anlasilmaktadir. Asagidaki özet Kirgizlara ait bir inanistir:

Bir gezegenin iki çok güzel kizi varmis
Onlarin yokmus esi yildizlar hep hayranmis.
Büyükayi burcunun yedi kardes yildizi
Bir de kizimiz olsun diye çalmislar kizi.
Yedi kardesle kalmis bu parlak küçük yildiz
Onlara nes'e salmis Alkor da denen bu kiz.
Yildizlar hep küsmüsler Yedi Hirsiz demisler
Peslerine düsmüsler kalin kizsiz demisler.

Bu inanisi Mogollar'da da görüyoruz. Tabiî olarak bu inanisin Kirgizlardan mi Mogollar'a; yoksa Mogollardan mi onlara geçtigini belirtmek çok güçtür:

Yedi kardes akmislar bir yildiz çalmislar
Bundan dolayi onlar "Hirsiz" adi almislar.
Tanrisi hirsizlarin sevgilisi kizlarin
Olmuslar bunun için düsmani yildizlarin.

"Yedi aygirlar" ve Büyükayi burcu:

Büyükayi burcunun yedi yildizi bazan da "Yedi Aygir" seklinde düsünülmüstü. Diger inanislari tamamlamak üzere asagidaki Buryat rivayetini özetlemeden geçemeyecegiz. Bu güzel efsanenin bazi motifleri Türk mitolojisinin umumî çizgilerine de benzerlik gösterir. Meselâ "Kus dilinden anlama" Orta Asya masallarinin bir özelligidir. "Kargalarin gelip fikir vermesi" de Türk mitolojisine yabanci bir motif degildir. "Dag deviren" "Deniz yutan" "Ok atan" kardeslere yolda rastlama motifi de Türk masallarinin bir özelligidir. Burada da küçük yildiz yine kaçirilmis bir kiz rolündedir:

Fakir bir adam varmis karga dili anlarmis
Han'in hasta kizina kargadan derman almis.
Hastaligi gidermis Han'da rahata ermis
Armagan olsun diye atli ak aygir vermis.
Adam yola koyulmus alti arkadas bulmus
Alti arkadasin da hünerleri pek bolmus.
Biri iyi kosarmis biri deniz yutarmis
Biri ise dünyada ne dense duyarmis.
Atlari paylasmislar Han'la karsilasmislar
Han kizini verince alip uzaklasmislar.
Halk kizip hücum etmis öldürüp ezecekmis
Tanri buna üzülmüs onlari göge çekmis.

Çin mitolojisinde de bu küçük yildiz (Alcor) önemli bir rol oynar: "Büyükayi burcunun dört yildizinin teskil ettigi dörtgen (Çinlilere göre) büyük bir Tanrinin oturdugu bir araba idi. Bu araba da üç yildiz tarafindan çekilirdi. Burcun dirseginde bulunan küçük yildiz ise gökte uçan bir melek tarafindan tutularak arabadaki Tanriya sunulmakta idi". Burada da görülüyor ki Çinliler bu küçük yildizi burçtan ayri saymislardi. Bize göre Buryatlarin Büyükayi burcu hakkindaki esas efsaneleri daha baska türlü anlatilmisti. Buryatlara göre bu burcun dört yildizi dört ölünün kafatasi idiler. Onlarin arasinda anlatilan bir efsaneye göre: "Büyük bir kahraman çikmis ve 7 Kara-Demirci'yi öldürmüs. Onlarin kafataslarini bosaltarak bunlardan dört tane sarap kâsesi yapmis. Sonra da kafataslarindan yaptigi bu kâseleri gökte unutmus ve asagiya inmis. Çünkü bu kafataslarindan o kadar çok sarap içmis ki artik bunlari düsünemez olmus. Iste gökte parlayan 7 demircinin bu kafataslari Büyükayi burcunu meydana getirmisler. Bunun için de Büyükayi burcu her zaman demircileri korurmus. Demirciler de onlara kurban verirlermis". Iste Buryat Mogollarinin Büyükayi ile ilgili gerçek efsaneleri bu olmaliydi. Çünkü Buryatlar da "Demirci" deyimi sembolik olarak Samanlara verilen bir unvandi. Kara Demirciler ise Kara-Samanlardi. Demircilerle ilgili bölümümüzde bu konu üzerinde durmustuk.
Orta Sibirya ile Batidaki efsaneler daha çok geyik motifi üzerinde kurulmustur. Bazilarina meselâ Samoyed'lere göre Büyükayi burcu bir geyik idi. bir avci olan Kutup yildizi tarafindan kovalaniyordu.

--------------------------------------------------------------------------------

SAMANYOLU

"Orta Asyalilara Samanyolu yol olmus
"Rüzgârdan atlilara Avrupa hep kul olmus!..."

Samanyolu insanlarin hayallarini isleten ve hislerini gelistiren bir konu olmustur. Böyle güzel bir konunun elbette ki Türk mitolojisinde de bir yeri vardi. Türklerin çok önceleri Samanyolu hakkinda belirli bir düsünceleri ve bu yolun nedenlerini bile açiklayan efsaneleri vardi. Yeni devletler kuruldukça ve Türk kavimleri etrafa dal budak saldikça bu düsünce yalnizca sözlerde kalmis ve yeni dis tesirler kendilerini göstermege baslamislardi. Meselâ bugün Türkçe'mizde kullandigimiz Samanyolu deyimi Türk mitolojisine ve Türk düsünce düzenine dayanan bir söz degildir. Bu deyim daha çok Iran mitolojisi ile edebiyatindan girmistir. Iranlilar bu yola "Kahkesân" yani "Saman çeken" derlerdi. Bu söz Osmanlica'ya "Kehkesân" seklinde girmistir. Iran efsanelerine göre "Samanyolu gökte saman çekilirken yere düsen saman tozlarindan ve saman parçalarindan meydana gelmisti".

Türkler bu efsaneleri alarak kendilerine benzetmislerdi. Onlara göre Samanyolu "Bir saman hirsizinin biraktiklari izlerdi". Bu sebeple eski Türkler bu yola "Saman ogrisi" yani "Saman hirsizi" derlerdi.

Islâmiyet’i kabul eden Türkler bu yolun güneydoguya yani Mekke'ye gittigini görerek buna "Hacilar yolu" veya "Hac yolu" demege baslamislardi.

"Hacilar yolu" deyimi de Türkçe'ye Farsça'dan gelmistir. Anadolu'da söylenen "Samanci yolu Samanlik yolu" deyimlerinin de ilim kaynagi da yine Fars edebiyatidir. Fakat Anadolu’muzda kullanilan iki önemli deyim vardir ki bunun üzerinde büyük bir dikkatle durulmalidir. Bunlar da "Gök kapusu" ve "Gök yarugi" sözleridir. Bu deyimler Osmanlilarin ilk çaglarinda da kullanilmisti.

Anadolu’muzda Samanyolu için söylenen "Gökdere" ile "Gökyolu" deyimleri. Eski Türk mitolojisinin izlerini tasimaktadirlar. Az sonra verecegimiz "Ordu yolu" adli siirin okunmasini tavsiye ederiz.

Bütün bunlarin üstünde Samanyolu için söylenen eski ve orijinal bir deyim vardir ki o da "Kuslar yolu" veya "Kus yolu"dur. Gerçekten de Samanyolu kuslarin göç ettikleri yönlere dogru uzanip giden bir izdir. Bu fikrin altinda da bir efsane ve mitolojik bir düsünce yatmaktadir. Bu efsanelerden bazilarinin özetlerini ayrica verecegiz. Orta Asya'da dogan bu mitolojik düsünceleri bütün Bati Sibirya Rusya ve Fin körfezine kadar yayilmisti. Meselâ Kazan Türklerinde bu kuslarin hangi kuslar olduklari da belirtilmis ve Samanyolu'na "Yaban kazlarinin yolu" denmisti. Bu deyimle ilgili bir sürü de efsane vardir.

Samanyolu "Gögün dikis yeri":

Kuslar yolu deyimi digerlerine nazaran eski olmakla beraber en eski Türk düsüncesini yansitmaktan da uzaktir. Yakut Türklerinin bazi hikâyelerinde Samanyolu "Gögün dikis yeri" olarak gösterilmektedir. Artik Yakutlar bunu bir kus izi v.s. gibi görmemislerdi. Bütün uzayi (Cosmos) bir parçasi gibi düsünen bazi Sibirya kavimleri de yok degildir.

Samanyolu "Tanrinin ayak izi":

Yine Yakut Türklerinin su düsüncesi yukaridaki uzay fikrini gelistirmekte ve bizi yeni bir fikire eristirmektedir: "Tanri ilk olarak dünyayi yaratmak istedigi zaman bir müddet gök yüzünde gezmek zorunda kalmis. Iste gök yüzünde güzel bir cadde gibi parlayan bu Samanyolu Tanrinin o zamanki ayak izlerinden baska bir sey degilmis". Bizce bu düsünce çok önemlidir. Bu duruma göre kuzey-dogudan güney-batiya dogru uzanan Samanyolu bize Tanrinin hareket ve gidis yönünü de vermektedir. Asagida yine Samanyolu ile ilgili olarak Kuzey-bati Sibirya kavimlerinden ve Macarlarin akrabalari olan Vogullardan bazi efsane özetleri verecegiz. Bu efsanelerde Samanyolu artik Tanrinin degil de; Tanrinin sembolleri olan geyik ve avcinin ayak izleridir. Yakutlar ise bunu her türlü sembollerden kurtulmus saf bir din düsünmesi olarak tasavvur etmislerdir.

Samanyolu’na "Ordu-yolu" denmesi:

Asagidaki efsane konu bakimindan Atilla ve ogullari ile ilgilidir. Fakat ortaya çikis tarihi daha çok Macarlarin Orta Avrupa'ya gelisinden sonra baslar. Ana motifler itibari ile Macar mitolojisinin özelliklerini tasir. Bununla beraber bu efsane Macarlar tarafindan degil; Transilvanya'da oturan Türk ve Macar karisimi Sekeller tarafindan söylenmistir. Orta Asya tarihi ve Türk kültürü bakimindan da fevkalâde bir öneme sahiptir. Eski Macar inanislarina göre Macarlar Orta Asya'ya yakin olan yurtlarindan Macaristan'a göçerken hep "Samanyolu’nu takip ederek" gelmislerdi. Bilindigi üzere Samanyolu her memlekete göre az veya çok yön degistirir. Güney Rusya'da ise Samanyolu özellikle yaz aylarinda dogu ve bati yönleri arasinda uzanir: "Gerçekten Samanyolu burada sanki Orta Asya ile Avrupa arasinda uzanan bir yolmus gibi görülür. Büyük istilâlar ve göçler hep bu yol üzerinden yapilmistir". Bilindigi üzere Macarlar Orta Asya’dan Avrupa'ya gelisleri yine onlarin efsanelerine göre bir "Geyigi takip etme" yolu ile olmustu. Bu efsaneyi geyikle ilgili bölümümüzde incelemistik. Daha sonra bu ana efsaneye bir de Samanyolu motifi ilâve edilmistir. Efsane söyledir:

SAMANYOLU "ORDU YOLU"

Samanyolu’na Hunlar "Ordu yolu" demisler
Batiya gelen Hunlar hep bu yoldan gelmisler
Orta Asyalilara Samanyolu yol olmus
Rüzgârdan atlilara Avrupa hep kul olmus.
Asya'dan ruhlar gelmis güya Samanyolu’ndan
Avrupa'yi hep ezmis bu kahraman yolundan.
"Türk-Macar" asillidir ünlü "Sekel" boylari
Askeri akillidir savasçidir soylari
Sekeller bozulmuslar nasilsa bir savasta
Felekâti duymuslar akil kalmamis basta.
Atilla’nin en küçük er oglu "Çaba" imis
Ama akilda büyük tipki da baba imis.
Gökten Samanyolu’ndan Çaba'nin buyrugundan
Erlerin ruhu gelmis Hunlarin ordusundan.
Ruhlar göklerden inmis kurtarmis Sekel'leri
Düsman dagilip sinmis almislar bu illeri.
Dogu-Bati yoludur kuzeyde Samanyolu
Efsaneler doludur Türklerin bir san yolu.

Macarlarin Asya'nin kuzey-batisinda yasayan Vogul kavimi ile çok yakin iliskileri olmustu. Hatta birçok Macarlar kendilerinin Vogullarindan geldiklerine inanmislardi. Vogul mitolojisinde "Samanyolu" ile "Geyik" motifleri yanyana gelmislerdir. Fakat bu efsaneler çok mitolojiktirler. Orta Asya mitolojisi gibi gerçekçi açik ve duru da degillerdir. Bize göre Macarlar mitolojilerinin köklerini yine Orta Asya'da aramalidirlar. Vogul mitolojisi de Orta Asya mitolojisinin yan tesirleri ile meydana gelmis daha mistik ve daha karisık türlerinden baska bir sey olmasa gerekti. Taninmis Türkolog Radlof da Kirgiz efsaneleri ile Sibirya efsanelerini karsilastirirken bu gerçegi söylemekten kendisini alamamisti.

Samanyolu avcilarin "Kayak izleri":

Bu inanis daha çok Kuzey-Bati Sibirya'da oturan Vogul kavmi ile Orta Sibirya'daki Tunguz'lar arasinda çok yaygindir. Bu bölgeler senenin çogu zamanlarinda karla kaplidir. Bu sebeple böyle bir inanis ve söyleyis normal görülmemelidir. Buradaki geyik tanrinin bir sembolüdür. Orta Asya efsanelerinde de bunu çok görüyoruz. Ayni motif Macarlarda da vardir. Fakat Orta Asya ve dolayisi ile Macarlarin geyik efsaneleri burada tam manasi ile dinî bir sekle bürünmüstür. Bunlarin hangisi orijinaldi? Elbette ki bu efsane daha mitolojik idi. Fakat Radlof'un gayet hakli olarak dedigi gibi bu bölge halklarinin hayat düzeni böyle bir düsünceyi; güneydeki Türklerin daha gerçekçi düsünce ve hayat düzeni ise baska türlü bir mitolojiyi meydana getiriyordu. Samanyolu ile ilgili birkaç efsaneyi asagida özetlemegi faydali buluyoruz. Bu efsaneler Türk mitolojisinin kuzey-bati kanadinin uzak örnekleridirler:

Numi-Tarem adli bir Tanri varmis kuzeyde
Alti ayagi olan geyik yapmis yüzeyde.
Geyik hizla kosarmis hiç kimse tutamazmis
Gögü delip asarken hiç kimse bakamazmis.
Bir avci kayak takmis geyigi kovalamis
Iki ayagin kirmis yine de tutamamis.
Bunun için göklerde kayak izi doluymus
Kutsal kayak izleri beyaz Samanyolu’nmus!

Avci tarafindan öldürülen geyigin 7 yavrusu varmis. Diger bir efsanedeki avcilar da 7 kardes imisler. Vogul kavminin daha dogrusu Fin-Ugor'larin büyük Tanrisi olan Numi-Tarem'in de 7 tane oglu vardi. Bütün insanlik bu 7 oguldan türemisti. Yakut Türklerinin Yaratilis destanlarinda da "Tanri ilk defa 7 insan yaratmisti ve bütün insanlik da bu ilk 7 insandan meydana gelmisti". Bu da bize gösteriyor ki Türk mitolojisinin Dogu ve Bati kollari ifade ve üslûp degisıkliklerine ragmen yine de bir noktada birlesiyorlardi.

Samanyolu "Kus yolu":

Bu fikir tam manasi ile Türk mitolojisinin mali olan bir motiftir. Henüz daha Islâmiyet'in ve dolayisi ile Iran kültürünün tesirlerini iyice tatmamis olan Türkler genel olarak bu deyimi kullanirlardi. Samanyolu’na Kirgizlar'in "Kus Coli" Türkmen'lerin de "Kuslar yoli" demelerinin nedeni de buradan geliyordu. Kazan Türkleri ise Samanyolu’na "Kiyik kaz yuli" yani "Yabanî kaz yolu" derlerdi. Kazan Türkleri bu bakimdan Türk lehçelerinin uzak bir kolu olan Çuvas'lar ve dolayisi ile Fin-Ugor kavimleri ile birlesmislerdi. Asagida özetini verecegimiz Vogul efsanesi de böyle bir düsünce düzeninin bir mahsülüdür.

Görüsümüze göre böyle bir düsüncenin Kazan Türklerinden Çuvas ve Vogul'lara geçmis olmasi daha muhtemeldi. Yukarida da gösterdigimiz gibi Samanyolu hakkinda vogullara hâkim olan düsünce daha çok "Geyik" ve "Avci" motifleri üzerinde toplaniyordu. Kazan'da ve Çuvaslarda ise "Yaban kazlarinin uçus yolu" birinci derecede bir rol oynuyordu. Görülüyor ki bu düsünce tarzi Orta Asya'dan basliyor Güney Rusya Türk kavimlerinde yayilarak kuzeydeki Fin halklarini bile sariyordu. Bu inanisin çok geri ve mitolojik bir anlatilisi olan Vogul efsanelerinden birinin özetini asagiya veriyoruz:

Bahadir bir ev varmis çok çok eski çaglarda
Bazan gökte uçarmis avlanirmis daglarda.
Samanyolu’ndan gelir bahar olunca kuslar
Ayni yoldan gidermis artik gelince kislar.
Er kuzeye kaçarmis iyi günlerde yazin
Samanyolu’ndan uçar göçer gelirmis kisin.

Bu efsanede de görülüyor ki Samanyolu’nun ötesinde "Hayat suyu" ve bir nevi "Cennet" vardi. Ayni zamanda Samanyolu ruhlarin ötesine ve Tanriya giden bir yoldu
Sevdiklerinizle Paylaşın
 
  BeNZeR KoNuLaR iLGiNiZi ÇeKeBiLiR
  • ASTROLOJi
  • Doğum tarihinize göre hangi bitkisiniz
  • Kadınlar ve Burçları
  • BALIK
  • KOVA
  • OĞLAK
  • YAY
  • AKREP
  • TERAZİ
  • BAŞAK
  • ASLAN
  • YENGEÇ
  • İKİZLER
  • BOĞA
  • KOÇ
  • Doğum tarihine göre kişilik özellikleri
  • Siz Hangi Burçtansınız ?
  • Burçlara Göre Erkeklerin Çekici Özellikleri
  • Burçlara Göre Kadının Çekici Yönleri
  • Doğum tarihinie göre hangi bitkisin
  • Burçlar Sinirlenince
  • Anahtar Kelimeler olarak, Büyükayi, yildizi, Kutup, Samanyolu, günes, Türkler, Tanri, büyük, ilgili, burcu, Altay, yildiz, idiler, Fakat, Yakut, meydana, burcunun, diger, varmis

    Begendim (+) +23 Begenmedim (-)
    | | Yazan : selen | Tarih : 13 Temmuz 2009 | Yorumlar : (1) | Gösterim : ( 3132 )
    Hyundai'den LPG'li hybrid <<<< Önceki Konu <
    > Sonraki Konu >>>> Anasayfa
    timuçin
    Konuları : 0
    Yorumları : 0
    İsim: --
    Kayıt: --
    16 Temmuz 2009 01:52:26 Tarihinde -1- Sayılı yorumda Konuk timuçin Diyorki

    bütünderdim tasam dıögrendimrahatuyurumartık10puan



    Kısa bilgim ve imzam :

                    
     

    Bilgi
      Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize ÜYE OLmanız Gerekmektedir.
    YÖNETiM PANELi
       
    İsim
    Şifre

     
    Yeni Yıla Kalan Zaman!

    Güncel Online
       


    Gazete Sayfaları
       
       
    «    Kasım 2021    »
    PtSaÇrPrCuCtPz
    1
    2
    3
    4
    5
    6
    7
    8
    9
    10
    11
    12
    13
    14
    15
    16
    17
    18
    19
    20
    21
    22
    23
    24
    25
    26
    27
    28
    29
    30
     
    Döviz Kurları
       

    Altın Fiyatları
       
    Yeni Konular
       
    » Xiaomi Mi 10 Pro
    » Corona Virüsü Nedir?
    » Güneşimi Kaybettim
    » Mevlana'dan
    » Black Panther
    » Elektrik faturaları azalacak
    » Kuzalan Tabiat Parkı
    » Burun estetiği
    » Japonya'da robotlar
    » Nokia 3310’un 4G desteklisi geliy ...
    Rastgele Konular
     

    » Yusuf Hayaloğlu Bir veda havası
    » Ben Herşeyi Biliyorum
    » DOMATES.........
    » Norton Power Eraser 3.1.1.10 Port ...
    » BKM Mutfak ÇGHB Ersin'in Mutfak ...
    » GELECEĞİN BELEDİYE OTOBÜSÜ!..
    » MediaCoder 0.8.17 Build 5302 Port ...
    » ZEYTİN TESTİ
    » AGLAYAMASSIN
    » YILAN BALIĞI


    Yazan: sevgi

    En Çok Okunan Konular
     
    İstatistikler
       
    ARG
    Konular: 2769
    Yorumlar: 746
    fredy4518
    Konular: 2668
    Yorumlar: 0
    selen
    Konular: 2410
    Yorumlar: 239
    trip
    Konular: 1980
    Yorumlar: 160
    akgs
    Konular: 681
    Yorumlar: 237
    boncukvet
    Konular: 349
    Yorumlar: 236

    Makale İstatistikleri
     »   Son 1 Saat: 0
     »   Bugün: 0
     »   Bu Ay: 0
     »   Toplam Makale: 13037
     »   Yayınlanmayı Bekleyen: 0

    Üye İstatistikleri
     »   Bugün: 0
     »   Son 1 Saat: 0
     »   Bu Ay: 0
     »   Toplam Üye: 24841
     »   Yasaklı Üye: 1

    Yeni Üyemiz
     »  zonawm
    Arşiv
       

    A

    R

    Ş

    İ

    V

    Mart 2020 (2)
    Temmuz 2018 (2)
    Şubat 2018 (6)
    Ocak 2018 (1)
    Eylül 2017 (4)
    Ağustos 2017 (2)
    Anket
       

    Mükemmel
    Çok İyi
    Normal
    Beğenmedim
    Fikrim yok


     
     
    ,.-~*`*~-.-(_ Türkiye's portal | 2007 | design by arguney _)-,.-~*`*~-.
    Clicky Web Analytics