Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi
Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim
En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin
Bende Git Desemde Gitme
Sana Git Dediğim Yalan
Yokluğun Bende Kalan
Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme
Çekil Git Artık Düşlerimden,
Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ?
Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden,
...Ve Varolan Her Şeyimden, Git Artık..
Dokunma, Kirletirsin Beyazları,
Konuşma, Tüketirsin Satırları,
Mehtabı Bırak, Doğan Ayrılık,
Çekil Git, Şafak Gelen Aralık...
Kanıyorum Zaten, Uzak Dur Benden,
Sebebin Olurum, Yakanın Olurum,
Çekil Git Yolumdan, Ölümün Olurum, ????:
...Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden
Konuşma, Nefesini Al Benliğimden,
Ben Soluğunu Kesmeden,
Sus Demeden, Sus Ne Olur, Söylemeden,
Git, Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden...
Yıkıl Git Artık Hayallerimden,
Kumdan Evlerin, Yıkıldı Artık,
Taşlarımdan, Oyuncaklarımdan, Beynimden,
...Ve Yaşayan, Her Şeyimden, Git Artık
Uzanma, Karaya Çalarsın Günlerimi,
Söylenme, Devrik Tümcelerim Olursun,
Ne Öznesini, Ne Yüklemini Kurtarabilirsin
Çekil Git, Bırak, Bütün Düşüncelerimi...
Yaralıyım Zaten, Şöyle Dur Gönlümden,
Derdin Olurum, Korun Olurum,
Çekil Git, Harın Değil, Külün Olurum,
...Ve Git Artık, Ne Olursun Git, Git Gözlerimden ????:
Kal Yerinde Öylece, Ses Etme,
Mevsimler Solsun Senelerce,
Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece,
Öldü de, Bitsin Bu İşkence...
Ya da Bir Sonbahardı, Sarardı de,
Düşen Her Bir Yaprakta, Uzaklaştı de,
De ki, Gövdeden Dal Kırıldı,
Kopan Candı, Yıkıldı de, Deki Öldü, Öldü de...
Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de...
Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı,
Sonra Toprağa Karıştı, Kurudu de, Soldu de...
Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
...Ve Çekil Git Artık, Gölge Etme,
Alın Yazısı Gibi Görme,
Değilim Birşeyin, Olmadım Hiçbir Şeyin,
Çekil Git Artık, Ne Olur Çekil Git, Kötü Söyletme...
Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de...
Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Kurudu de...
Sonra Toprağa Karıştı, Soldu de...
Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de...
Ne Dersen de...
kutsa ellerimi...
kutsayacaksın önce ellerimi
nar bahçelerinde
meryem’in ellerine eş
tane tane
yap-boz tahtasından sileceksin
gölgesi bile gereksizleri
sonra seveceksin beni faydasız
tarih kadar eski ve insanlık gibi geniş
işte sevgilim sırf bu yüzden
bir kaç isa daha doğuracağım
hurmanın dibinde babasız
çarmıha uzak yalnızlığa kardeş
bit yeniği ararken başaklarda
gelincikleri ezecek ayakların
her darbe siperler kazacak iki duvar arası
kehanetin kara bulutlarına bedel
yollara dökülmüş her çarmıh çivisi
serencama kanlı uçurumlar seçecek
kapılar göründüğünde kuzeyden
kentin açlığı betona dayayacak ağzını
emecek karanlığı caddelerinden katran karası
bir kavme yataklık hangi rüyanın işi
tanıdık değil bu yatakta görülen her düş
ah siyam kedilerinin parlak gözleri
bakın bakalım dölyatağınızda kaç fare var
didikleyip duran isteksiz içinizi
birden flüt sesine terk edecekler kenti
kurtulup kesenizdeki göbek bağınızdan
yüzler daha kaç deri, insanlık kaç model eskitecek
hizaya girmeli kent kabuk değiştirmeli dünya
yoksa bir vurgun yaşanacak fasılasız
aşkların yok olup neslin aşina olmadığı yerde
söylenmemişleri sarfetmenin rehavetiyle
hadi kutsa ellerimi nar çiçekleriyle
hapset mehdiyi şarap mahzenine
azmin anlamlı kılacaksa cesaretini
isa’lar doğuracağım çarmıha vurgulu tuzak
meryem’in yörüngesindeki yıldıza kardeş
işte sırf bu yüzden sevgilim
tarih gibi geniş ve insanlık kadar eski
- yine kendine yakın bana olsan da uzak-
seveceksin beni yeniden çaresiz
ben bahtımı asacağım hurma dalına
öpüp alnımı şarkılar söyleyeceksin sen
iki çarmıh arası kurgulu hamakta
ibret-i alem için mutlanıp öleceğim
kendimi senin ellerinle aşk diye
meryem’in gözlerine gömeceğim...